Geri Dön
DünyaSelman’dan skandal ifadeler

Selman’dan skandal ifadeler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’nda öldürülmesinin ardından Beyaz Saray ile yaptığı bir telefon görüşmesinde Kaşıkçı için “tehlikeli bir İslamcı” dediği belirtildi. Kaşıkçı Ailesi, “İddialar gülünç” diye açıklama yaptı. Uzmanlar, “Bu, planlı cinayete eklenmiş bir kişilik suikastıdır” dedi

Selman’dan skandal ifadeler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı, İstanbul’daki Suudi başkonsolosluğunda öldürülmesinin ardından Beyaz Saray ile yaptığı bir telefon görüşmesinde “tehlikeli bir İslamcı” şeklinde nitelendirdiği bildirildi.

“Washington Post” gazetesinde yer alan ve söz konusu görüşme hakkında bilgi sahibi olan kişilere dayandırılan haberde, Veliaht Prens’in, bu nitelemeyi, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’le gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde yaptı. Söz konusu görüşmenin, Suudi Arabistan yönetiminin, Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü resmen açıklamasından önce gerçekleştiği bildirilirken, Prens Muhammed bin Selman’ın, Kushner ve Bolton’a bu olayın ABD-Suudi ilişkilerine zarar vermemesi gerektiği uyarısında bulunduğu, hatta “Kaşıkçı’nın Müslüman Kardeşler üyesi olduğu”nu söylediği aktarıldı. Haberde, Bolton ve Trump’ın üst düzey yetkililerinin, Müslüman Kardeşler’e karşı oldukları da hatırlatıldı.

Gazete, Kaşıkçı’yı şahsen eleştirme girişiminin, Suudi yönetiminin daha sonra kamuoyuna yaptığı ve gazetecinin ölümünün “berbat bir hata” ve “berbat bir trajedi” olduğu yönündeki açıklamalarıyla tezat oluşturduğuna dikkat çekti ve Veliaht Prens’in, geçen hafta katıldığı bir panelde “Bu olay, tüm Suudiler için çok acı verici. Bu olay affedilir gibi değil” dediğini hatırlattı.

Suudi Arabistan’ın ABD’daki büyükelçisi de geçen ay Kaşıkçı’yı bir “dost” ve hayatının büyük bölümünü ülkesine hizmet için harcamış biri olarak nitelediği de haberde yer aldı.

Kaşıkçı Ailesi reddetti

Bu arada “Washington Post” gazetesine yazılı bir açıklama gönderen Kaşıkçı ailesi, Suudi gazetecinin “tehlikeli bir İslamcı” olarak nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu bildirdi. Ailenin açıklamasında, “Cemal Kaşıkçı Müslüman Kardeşler üyesi değildir. Önceki yıllarda kendisi bu yöndeki iddiaları her defasında reddetmiştir. Cemal Kaşıkçı’nın hiçbir şekilde tehlikeli bir insan olması mümkün değildir. Aksini iddia etmek ise gülünçtür” ifadelerini kullandı. Kaşıkçı’nın ailesi, Cemal’in görüşlerinin Suudi yetkililerce belirtilenlerden çok daha incelikli olduğunu kaydederken, “Müslüman Kardeşler’in kimi amaçlarına sempati duysa da onların birçok görüşüne katılmazdı, özellikle de Suudi Arabistan’a yönelik olanlara...” değerlendirmesini yapıyor.

‘Kişilik suikasti’

Uzmanlar, Veliaht Prens’in Kaşıkçı’yı güvenilmez birisi olarak gösterme çabasının, hasar kontrol asamasındaki iki yüzlü bir girişim olduğunu belirtiyor. Eski CIA yetkilisi ve Brookings Enstitüsü araştırmacılarından Bruce Riedel de, “Bu, planlı cinayete eklenmiş bir kişilik suikastıdır” nitelemesini yapıyor.

Söz konusu telefon görüşmesiyle ilgili bilgi sahibi olan bir kişi, Bolton’un, Veliaht Prens’in Kaşıkçı’ya yönelik nitelemesini doğru bulmuş gibi görünmediğini aktarırken, bir Suudi yetkilinin de, Selman’ın bu tür bir ifade kullandığı yönündeki iddiaları kesinlikle reddettiği bildirildi. Aynı yetkili, “Prens ile üst düzey ABD yetkilileri arasında zaman zaman bu tür görüşmelerin rutin olarak yapıldığını, ancak iddia edildiği gibi bir ifadenin yer almadığını” savundu.

Beyaz Saray da, Suudiler ile aralarında geçen hassas konuşmalar hakkında veya Kasıkçı’nın kaybolmasından bu yana Veliaht Prens ile Kushner arasında kaç telefon görüşmesi yapıldığına ilişkin bilgi vermek istemedi. Konuyu yakından izyeleyen kişilerse, ikili arasında çok sayıda telefon görüsmesi gerçekleştiğini söylüyor.

‘Kushner devreye girdi’

Trump yönetimi, Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili olduğunu ima edilen 21 Suudi vatandaşının vizelerini iptal etmiş ya da bu kişilere seyahat kısıtlaması getirmişti. Konuya yakın kişilere göre ABD’li yetkililer daha sert bir tepki vermeyi düşünürken, Kushner, bölgede ABD ile Suudiler arasındaki ittifakın önemine vurgu yaptı. Dışiişleri Bakanlığı ve Pentagon’dan yetkililerse Suudi hükümetinin ciddi şekilde hizaya çekilmesi, Suudi öncülüğündeki Katar’a yönelik ambargonun sona erdirilmesi ve Yemen’deki savaşın (siddetinin) hafifletilmesi gibi seçeneklerin de gözden geçirildiğini söylüyor. Ancak yetkililer henüz kesin karar verilmediğini, Trump’ın ABD-Suudi ilişkilerini ciddi şekilde sarsma konusunda istekli olmadığını ancak muhtemel seçeneklerin incelenmesi konusuna önem verildiğini belirtiyor.

Kritik rol

Gazetenin haberinde, Kushner’in, veliahttan Suudi hanedanlığına kadar uzanan yakın ilişkiler kurma çabalarının, kendisini Trump yönetiminin tepkisini belirlemede kritik bir konuma getirdiğine dikkat çekildi. Kushner, yönetimin ilk dönemlerinde gerçekleşen gizli görüşmeler sonrası Muhammed bin Selman’ı aşırı muhafazakar, petrol zengini monarşiyi moderniteye taşıma arzusunda olan bir reformist diye övmüştü. Kushner geçtiğimiz yıl aylar boyu Selman’ın Orta Doğu’da bir barış planının oluşturulmasında anahtar rol oynayabileceğini ve Prens’in de teşvikiyle Arap dünyasının büyük kısmının onu izleyebileceğini savunmuştu. Kayınpederini, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın itirazları ve Savunma Bakanı Jim Mattis’in uyarılarına rağmen ilk yurtdışı seyahatini Riyad’a yapması konusunda ikna eden de Kushner olmuştu.

Kushner Ekim 2017’de Veliaht Prens’i sarayında gizlice ziyaret etmiş, Beyaz Saray ve istihbarat servisi yetkilileri bunu duyduklarında şaşkınlıkla karşılamıştı. İkili, gece yarılarına kadar başbaşa Kushner’in Orta Doğu barış planının getirilerini değerlendirmişti. Birkaç gün sonra Prens, hükümet üzerindeki kontrolünü pekiştirmek için kraliyetteki rakiplerinin ev hapsine alınması ve diğer düşmanlarının tutuklanması talimatını vermişti. Beyaz Saray ve Suudiler, Kushner’in, gücün bu şekilde ele geçirilmesini onayladığını reddetti.

‘Parçalandı, asitle eritildi’

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kayıp cesedi hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı. ABD’de yayımlanan Washington Post gazetesinin Türk yetkililere dayandırdığı habere göre, Kaşıkçı’nın cesedinin parçalara ayrıldıktan sonra asitte eritilmiş olabileceği ihtimali üzerine duruluyor. Gazete, ismi belirtilmeyen bir yetkilinin, cesedin başkonsolosluk binasında ya da başkonsolosun rezidansında asitte eritilmiş olabileceğini belirttiği, yapılan arama ve incelemelerde elde edilen delillerin de bu tezi desteklediğini bildirdi.

‘Kaşıkçı’nın cenazesini defin için ailesine verin’

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’a çağrıda bulunarak, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın cesedinin bulunması ve bir an önce defin işlemleri için ailesine teslim edilmesi gerektiğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Robert Palladino, bakanlıkta düzenlediği kameralara kapalı basın brifinginde, Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklamalarda bulundu. Suudi Arabistan yönetimine çağrıda bulunan Palladino, “ABD, Kaşıkçı’nın cesedinin yerinin tespit edilmesi ve en kısa sürede uygun bir defin işlemi için ailesine teslim edilmesi gerektiğini söylüyor” ifadesini kullandı.Palladino ayrıca, ABD’nin sadece Suudi gazeteci Kaşıkçı’yı öldürenleri değil, cinayetle ilişkili kişilerin de sorumlu tutulacağını kaydetti. WASHINGTON AA

ABD’DE İMZA KAMPANYASI

Suudi elçiliğinin sokağına Cemal Kaşıkçı adı verilsin

ABD’de Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçiliği’nin önündeki sokağın adının “Cemal Kaşıkçı Yolu” olarak değiştirilmesi için kampanya başlatıldı. Açılan online dilekçeye yoğun ilgi var. New York Daily News’a konuşan grup, kaydadeğer sayıda imzayla Washington DC Belediye Başkanı Muriel Bowser’ı isim değişikliğine ikna etmeyi umduğunu belirtti.