Geri Dön
EgeAlasya’yı özlüyorum

Alasya’yı özlüyorum

Alasya’yı özlüyorum

Dört mevsimse yaşamak son mevsimi iyi yaşayın

Müjdat Gezen

"İnsanoğlundaki zeka midyedeki inci gibidir. Hepsinde bulunmaz." Süleyman Alasya, midyedeki inci gibiydi. Yazarak, çizerek, konuşarak, sporu, futbolu, anlatıyordu kendince. Yoğunlaşmak ve de yorgun düşmek, hayatın dışına taşmadan, abartmadan izleyerek, anlayarak...

O koşuşturmanın, yarışın içerisinde yalpalamadan dik kalarak. Hafta sonları izleyici tribünlerinde yer yer boşluklar olsa da silme dolu olurdu Alsancak basın tribünü. Tapınak şövalyeleri yer kapma yarışında. Gençler, deneyimliler, yaşlılar... Gençlerin, “Siz buyrun, biz arkadaşlarla sıkışırız” cümlesindeki tek tek harflerin ışıldayan saygısı... 45 dakika sonra başhakemin üflediği düdük...Futbolculara dinlenme, basın tribününe çay molası...

Çayı elinde yanaştı bir keresinde yakınıma Alasya, “Abi pazartesi günleri Sky TV’de program yapıyorum. Bana katılır mısın?” dedi. Düşünmeden elbette dedim. Süleyman sürdürdü konuşmasını, “Her program için 50 lira öderim.”

Güzel İzmir’imde spor programlarından para kazanmak ayıptır. Öyle bir isteğiniz olduğunda acı biber sürerlerdi ağzınıza. Yine düşünmeden evet dedim 50 liraya. Her programda bir bardak suyun yanında servet gibi gelmişti o 50 lira. Bostanlı sebze-meyve pazarında haftalık tüketimimi omuzluyordu o gariban 50 lira. Bir yıllık salgın molasından sonra geçtiğimiz çarşamba Bostanlı Sahili’nde yürüyüşteyken bir uğrayayım dedim. Etiketlere baktım, 50 lira ile 800 gr. kiraz alınabiliyordu.

Sky’dan sonra Kanal 35’e geçtik. Nitelikli, sıkı programlar gibi yaptık. Övünmek gibi olmasın. Konuklarımız oldu. Bizden az konuşmaları koşuluyla aramıza aldık onları da. İyi yürekliydi, vericiydi Alasya. Gece yarısına doğru biten her program sonrası tv çıkışında, “Atla abi. Seni eve bırakayım” derdi. Bırakayım dediği mesafe, Pasaport ile Karşıyaka-Atakent arası. Fuar’ın Kahramanlar Kapısı’nın hemen karşısındaydı sevgili yengemizle mutlu kıldıkları yuvaları. Düzenli olarak fuar yürüyüş yollarında idmanlarını sürdürürdü. Sağlıklıydı, fişek gibiydi. Fotoğrafa baktım, mırıldandım, “Hayat ne güzelmiş!” Bir gün yürüyüşten döndü. Kahredici bir yürek vurgunu aldı Alasya’yı bizden- götürdü uzaklara. Bir daha da dönmedi. 7 yıl olmuş gideli. Yaşı 62’ydi. Biliyorum o günleri, o yaşı. En güzel, birikimli, nitelikli zamanlar. Çok erkendi. Özlüyorum Alasya’yı.  Esen kalın.

Alasya’yı özlüyorum

Yenilmişsem

Elim kolum bağlı

Boynumda yağlı ip

Gelip dayanmışsam dar ağacına

Dudaklarımda yarın

Gözlerim yarınlarda

Unutmak mı gerek seni?

Kapılar kapalı tutulmuşsa gece

Kapkara yollar sıcacık bir sevgi

Sunmayacak mıyım insanlara?

Bakmayacak mıyım yarınlara?

Seslenmeyecek miyim?’

İnsanlara?

                                      (Deniz Gezmiş)

Tebessüm

“Hap yazma, yutamam. Şuruptan midem bulanır, iğneden de korkarım” diyen ergene “Muska mı yazayım?” diyen doktora saygılar.

Futbol

Eskiden futbolcular normal bir kazançla top koştururlardı. En büyük iç transferi Kadri Aytaç, Galatasaray’dan Karagümrük’e geçerken aldı. 100.000 lira. Sonradan iş sanayiye dönünce ve dünya küçülünce paralar aldı başını gitti. TL kayboldu, dolarla transfer geldi memlekete. Bizim futbolcular dolar milyoneri oldular. Allah versin, olsunlar tabi. Ben maç izlemeyi seviyorum. İşin ucunda bu kadar büyük paralar olunca sahtekarlıklar da o denli büyük oluyor. Kötü anlamda değil canım. Maç sırasında mesela eliyle alıyor topu biri. “Ben almadım, kendi çarptı” diyor. Biri faul yapıyor, ben yere düşen, kıvranan zavallı topçu öldü zannediyorum. 1 saniye sonra kalkıp gol atıyor. Futbol çok tatlı bir oyun. Hatta söylendiği gibi futbol asla sadece futbol değil, bu saydıklarım da var içinde. Para her şeyi bozar. (Müjdat Gezen-Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya isimli kitabından alıntıdır.)

Bir kenara yazın gerekebilir

Tam zamanında varacağın tek an vardır. O anda orada değilsen ya çok erken gitmişsindir ya da çok geç kalmışsındır.      (Johan Cruyff)

Bir sırrın ucunu veren tamamını elde tutamaz.            (Jean Paul Richter)

Uzun vadede önemli olan şey başlangıç noktası değil başlangıç noktasından ne kadar ileriye gidebildiğinizdir.  (Beyhan Budak)

Yetenek, yoksul insanın servetidir.                 (John Wooden)

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler