Geri Dön

Çocuklarını da şirketi de büyüttü

Anneler Günü, Figen Hanım için çok daha anlamlı... Çünkü, sadece iki çocuğunun değil, Ekol çalışanlarının da annesi. Dr. Mehmet Baz’ın eşi, işitme cihazı fikriyle, iki ay sonra holdinge Dönüşecek Ekol Sağlık Grubu’nun temellerini atan bir kadın...

Çocuklarını da şirketi de büyüttü

Bugün Anneler Günü... Tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlarız. İzmir’de öyle bir anne var ki, hem annelik görevini yapmış biri, hem de çok başarılı bir işkadını... Eşi Dr. Mehmet Baz’a yardım etmek amacıyla muayenehanesine gide gele iş hayatına adım atmaya başlayan Figen Baz, bugün işitme cihazı piyasasında söz sahibi bir işkadını. Aynı zamanda iki çocuk annesi olan Baz, yaşamının dönüm noktalarını Milliyet Ege’ye anlattı...

Hep İzmir’de mi yaşadınız?

Ben Karşıyaka doğumluyum. Evlenene kadar İzmir’de yaşadık. Sonra, Mehmet’in mecburi hizmeti için Artvin’in Yusufeli İlçesi Narlık Köyü’ne gittik. İlk çocuğumuz orada dünyaya geldi. Mehmet’in sağlık ocağının yanında bir lojmandaydık, elektriğimiz yoktu.

Bir çocuk ile elektriksiz bir evdeydiniz…

Evet, evet. Ama köyümüzdeki insanlardan çok güzel şeyler öğrendim. Herkes bildiğini birbirine öğretti. Ben de onlara okumayı aşıladım. Köy kahvesinin jeneratörü vardı. Mehmet’in yardımı ile haftada bir gün orayı kapatıp, kadınlar matinesi gibi film izlerdik. Büyümeyi, çocuğumu büyütmeyi orada öğrendim. Hayatımda çok ciddi bir değeri olan yerlerden birisidir. Mecburi hizmet bittikten sonra, Mehmet’in ihtisas dönemi başladı ve Ankara’ya gittik. Çocuğum da çok güzel bir ortamda, sevgi dolu büyüdü. Ankara’dan sonra ilk görev yerimiz Turgutlu’ydu. Burada ikinci oğlumuz Salih’in dünyaya gelmesiyle anneliğimi daha iyi anladım. Samim doğduğunda çok gençtim. Anne olduk, aile olduk, eş olduk, bütün tecrübelerimizle birlikte İzmir’e geldik.

İş hayatına da İzmir’de girdiniz değil mi?

Aslında hep hayatın içinde, üretimin içinde olmayı istedim. Çocuklarımla, eşime dayanak olmam gereken dönemler vardı. Çocuklarımı büyütmem lazımdı.

Çocuklar okula gitmeye başlayınca, Mehmet’in muayenehanesinde destek amaçla işe başladım. Çok araştırmacı bir insanımdır. Mehmet’ten dolayı işitme kaybı yaşayanların bir cihaz sayesinde bu sıkıntıdan kolaylıkla kurtulduğunu biliyordum. Ancak işitme cihazının halk arasında çok bilinmediğini fark ettim.

Sizin fikrinizdi değil mi işitme cihazı işi?

Tamam, ben fark ettim, ama kararı birlikte verdik. İşitme cihazı işine girmemiz hayatımızda değişikliklere yol açacağı için Mehmet’in biraz acabaları vardı. Çok istediğim için karar verdik, küçücük işyerimi çok büyük bir heyecanla açtım. Adını Duymer koyduk. Arkasından çok yoğun bir döneme girdik. İl değiştirmiştik, İzmir’e yeni gelmiştik, Mehmet çok yoğun çalışıyordu, hem evin hem Mehmet’in hem de kendi işyerimin düzenini ayarlamaya çalışıyordum.

Küçük bir sermaye ile başladınız?

Çok küçük bir sermaye ile başladık. İşyerim 40 metrekareydi, 2 kişi çalışıyordu yanımda. Daha fazla eleman çalıştıramayacağım için temizlik de dahil her işe yetişmeye çalışıyordum. İşimizi çok severek ve isteyerek yapıyorduk. Uygun cihaz taktığı zaman, işitme kaybı olanın yaşadığı mutluluk bizi daha çok çalışmaya yönlendiriyordu. Hastalarımızın bize güveni ve tavsiyesiyle büyüdük, distribütör olduk, şubeler açtık. Salih henüz anaokuluna gidiyordu. Onu anne sevgisinden mahrum etmemek için okuldan sonra işyerine getiriyor, yemeğini orada yediriyordum. Kulak kalıpları hamuru ile, oyun hamuru gibi oynuyordu. Her fırsatta oyunlarına katılıyordum.

Çocuklarını da şirketi de büyüttü

Başarılı olmak için yapılan işe tutkuyla bağlanmanın şart olduğunu belirten Figen Baz, “Bütün hayatını ona adamak gerekiyor, böyle olduğu zaman da bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kalıyorsun” vurgusunu yapıyor.

Duymer, Ekol’den doğdu

İşiniz çocuklarınız ile beraber büyüdü yani...

Ben çocuklarımı birebir yaşadım, birebir büyüttüm. Büyütürken de onlara sevgiyi, paylaşımı, çok düzgün verdiğimi şimdi görebiliyorum. Bunu başkalarının da söylemesi çok değerli. Büyüdüklerinde de asla takibi bırakmadım. Komik gelebilir ama üniversiteye gidinceye kadar, nerede olduklarını bilmek, başlarına bir şey geldiğinde müdahale edebilmek, hız yapmadıklarından emin olmak için, arabalarına GPS taktırdım. O dönem hem anne baba hem çocuk için çok zor bir dönem.

Şimdi çok şükür Samim İstanbul’da Halkla İlişkiler ve Reklamcılığı bitirdi. İngiltere’de de işletme masteri yaptı. Salih’im de Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. O da eşi ile birlikte İngiltere’ye master yapmaya gitmek için hazırlanıyor. Gelinlerim de çok saygılılar, çok sevgililer. Ailemiz, torunumuz Mehmet ile daha da büyüdü. Biz kendimizi çok şanslı bir aile olarak görüyoruz.

Sizin kurduğunuz Duymer, Ekol’ün temelini oluşturdu değil mi?

İşitme cihazı sektörüne girdikten sonra biz Mehmet’in muayenesini daha büyütüp, Duymer’e bir bina yapmak isterken, bir tıp merkezi yapalım dedik. Arkasından doğru kararlar ile ilerleyip hastaneye dönüştük. Bunlar hep böyle belli bir zaman ve yaptığımız işin başarısı karşılığında gerçekleşti.

‘Sıfırdan buraya geldik’

Unutamadığınız anılarınız vardır. Bunlardan söz eder misiniz bize?

Anne ve babalarımız bize maddi destek verecek durumda değildi. Ankara’da Mehmet maaşını aldığı ilk gün kendimizi ödüllendirmek için Sunay 47’de pide yerdik. İlk maaşımızla Narlık’ta elektrik varmışçasına gittik video aldık. İlk maaş artışında halı aldık. Belki de bunun için yaşadıklarımızın değerini biliyoruz. Hayat bize belki çok cömert davrandı, ama çok da çalıştık. Geçmişi asla unutmamalıyız. Geleceğe her zaman umutla bakmalıyız, sevgiyle bakmalıyız.

Birbirimiz ile her zaman gurur duyduk, onur da duyduk, hep de destek olduk. Eğer destek olmasaydık zaten bu ilerlemeyi yapamazdık.

‘Çalışanlarımız, büyük ailenin birer parçası’

- Ekol çalışanlarının annesi diyorlar sizin için?

Ben herkesin her sorunu ile ilgileniyorum. Bizimle çalışanları çalışan olarak değil, hayatımızı, ekmeğimizi paylaştığımız bir büyük ailenin parçası olarak görüyorum. Evladım için ne düşünüyorsam, çalışanlarım için de aynısını hissettim her zaman.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber