Geri Dön

Golü koklayan adam Altobelli Rıza

1986-87 sezonunda Kaf Kaf’da elde ettiğimiz şampiyonluğu unutamam. Dün gibi aklımda... Altyapının önemini geç de olsa anladık. Gençler gelişmeli... Karşıyaka Stadı’na bir an evvel kavuşturulmalı...

Golü koklayan adam Altobelli Rıza

Koronavirüs salgını yüzünden dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de spor müsabakalarına verilen arada Milliyet Ege Spor Müdürümüz Mehmet Demirtaş ve usta kalemimiz Fatih Tanfer, tarihin tozlu sayfalarını sizler için karıştırmaya devam ediyor. “Geçmişten Günümüze Değerlerimiz Konuşuyor” köşesi ile Türk futboluna hizmet etmiş, İzmir sporuna adını altın harflerle yazdırmış isimlerin hikayelerini, siz sporseverlere sunuyor. Bugünkü konuğumuz, hala attığı goller hafızalardan silinmeyen, Karşıyaka’nın yine zor dönemlerinde teknik direktör olarak da dümenine geçen, aslen Karagümrüklü olan ancak futbolu bıraktıktan sonra Karşıyaka’ya yerleşen gerçek bir Karşıyakalı. ‘Altobelli’ lakablı Rıza Tuyuran... Biz sorduk. Altobelli Rıza yanıtladı.

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Futbola 1974 yılında Bandırmaspor’da başladım. İlk lisansım buradaydı. 3 sene İstanbul’da amatör kümede oynadım. İstanbul Yedikulespor’da profesyonel hayata adım attım. 1 yıl aranın ardından, Karagümrük’e transfer oldum. Ardından 1 yıl sonra Galatasaray, 1 yıl sonra Tarsus İdman Yurdu, 1 yıl sonra Karşıyaka ve 7 sene sonra da Mersin İdman Yurdu’na transfer oldum. Yine 1 sene sonra da Ankara Petrol Ofisi’ne transfer oldum. Kariyerime 3 şampiyonluk sığdırdım. Bunun 2’sini Karşıyaka’da, 1 tanesini de Petrol Ofisi’nde yaşadım.

Golü koklayan adam Altobelli Rıza

1990-1991 sezonu Karşıyaka’da sırasıyla Yılmaz Vural, Tamer Kaptan ve Hüseyin Hamamcı teknik direktörlük görevini üstlendi. Soldan sağa ayaktakiler: Rıza Tuyuran, Vedat Uysal, Feti Okuroğlu, Taygun Erdem, Zlatko Juricevic, Muharrem Dirik. Oturanlar: Bilal Şar, Recep Umut, Ülken Durak, Ali Yalçın, Ahmet Keloğlu.

Unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Unutamadığım birçok anım var. Örneğin 1986-87 sezonunda Karşıyaka’da yaşadığımız şampiyonluğu unutamam. O sezon, ilk devrenin son maçında Afyon ile oynuyorduk. Son derece gergin bir maçtı. O maçta gol atmıştım. Bunu da unutamam. Afyon maçını kazanarak rakiplerimizle aramızdaki farkı açmıştık. Bu açıdan da son derece önemli bir galibiyetti. Öte yandan 1989-90 sezonunda da küme düşme hattının dibindeydik. Son 7 maçımızdan 5 galibiyet, 1 beraberlik elde etmemiz gerekiyordu. Sahaya çıktık, gerekeni yaptık ve istediğimiz puanları elde ettik. Bu maçların 4’ü dışarıda 3’ü içerideydi. Ona rağmen canla başla mücadele ederek istediğimizi aldık. Benim için son derece önemli ve unutulmaz yıllardı.

Golü koklayan adam Altobelli Rıza


Yeni nesile önerileriniz var mı?

Tabi ki bu dönemle bizim dönemimiz arasında çok fazla fark var. Oynadığım dönemlerde bireysellik daha fazlaydı. Bugüne baktığımız zaman bireyselliğin çok düştüğünü görüyoruz. Bugünkü koşullarda takımla yapılan antrenmanlar dışında bireysel çalışma yapan sporcuları göremiyoruz. Kendileriyle ilgilenmiyorlar. Bu son derece yanlış bir davranış. İş, artık çok profesyonel olmaya başladı. Bu döneme baktığımız zaman bizim dönemimiz sanki yarı profesyonelmiş gibi geliyor. Bir futbolcu sadece futbol ile ilgileniyor. Bu böyle olmamalı. Bunun büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Diğer spor branşlarıyla da yakından ilgilenmeliler. Her branşın ayrı bir katkısı olacaktır. Basketbol, voleybol, masa tenisi, cimnastik gibi sporlarla azar azar da olsa ilgilenmeliler. Takımla birlikte yapılan 2 saatlik idman nereye kadar yeterli olacak? Çok daha fazla tekrar yapmalılar. Takımla yapılan idmanlar takıma ve maçlara yöneliktir. Oyuncuya fazladan bir şey katmaz. Önemli olan kendi kendilerine yaptıkları idmanlar. Fazla zamanları var. Ancak antrenmanın son düdüğüyle birlikte herkes, soyunma odasının yolunu tutuyor. Bu büyük eksiklik. Takımla olan idmanlar bitince bireysel idmanların yapılması gerekiyor.

Golü koklayan adam Altobelli Rıza



Türk futbolunun bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

Bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki. Özellikle de yıllardır üzerine basa basa söylediğimiz altyapı sorunu var. Zorunluluk doğmadıkça bu konu akla gelmiyor. Futbolun içindeki kişiler, futbolun içinden gelen kişiler değil. Kulüplere baktığımız zaman, yöneticilerin kaçının futbolun içinden gelen kişiler olduğunu söyleyebiliyoruz? Birçoğunun kariyer, siyasi ya da ticari bir beklentisi oluyor. Karşıyaka’dan örnek verecek olursak, mevcut borcun yüzde kaçı altyapıdan dolayı olan borç bunu bir araştırmamız lazım. 4 senedir transfer yapamıyorlar. Demek transfer yapmadan kendi oyuncularımızla da bu iş olabiliyormuş. Altyapıya daha çok yatırım olsa Karşıyaka bugün bu ligde olmayabilirdi. İçinde bulunduğumuz bu süreçten sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

‘Utancımızdan çarşıda yürüyemezdik’

Oynadığımız dönemle bugün kü taraftar arasında büyük fark var. Şimdilerde taraftar ateşli ama sahaya faydası yok. Bizim dönemimizde 5-0 galipken küfür yedik, kaybettiğimiz maçtan sonra alkışlandık. İşin özü yönlendirici olan taraftar her zaman kulübüne daha yararlıdır. Biz oynarken takım kaybettiğinde Çarşı'da utancımızdan yürüyemezdi. Maç öncelerinde yine Çarşı'da gezerken motive eden sözler duyardık. Maalesef durum şimdiler böyle değil.

'Biz stat istiyoruz'

Eskiden iletişim vardı. Futbolcu sahada oynar taraftar da tribünde var gücüyle desteklerdi. Futbolcunun takıldığı anlarda taraftarlar itici güç olurdu, destek çıkardı. Ne yazık ki Atatürk Stadı'nın yüzü soğuk, tribünleri sahaya uzak. Bir atmosfer yakalanamıyor. Biz kendimize ait, kendi sınırlarımız içinde bir stat istiyoruz.

Altobelli’nin hikâyesi nedir?

Bu lakabı bana Karşıyakalılar uygun gördü. Benim ilk kez Karşıyaka formasını giydiğim senelerde İnter'de Altobelli oynuyordu. Forma giydiğim ilk maç 4-1 kazandığımız Salihli maçı. Açık trıbün tarafından bir gol atmıştım. Altobelli de aynı gün çok benzer bir gol attı ve lakabımız Altobelli oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan dünyaya çok net Ayasofya mesajıSon dakika haberi... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Botan Çayı Beğendik Köprüsü'nün açılışına video konferansla katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan törende yaptığı konuşmada Ayasofya'nın ibadete açılmasıyla ilgili, 'Haklı kararlılığımızın sonucu olarak ibadete açtık. Kimin ne dediğine değil milletimizin ne istediğine göre bu kararı aldık' dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber