Geri Dön

Göztepe daha iyi olmak zorunda!

Süper Lig’de son olarak deplasmanda Kasımpaşa ile 0-0 berabere kalan Göztepe, 5 maçlık kazanamama serisini sürdürdü, 1 puana razı oldu. Geçen sezon olduğu gibi bu yıl da gol yollarındaki etkisizliğine devam eden sarı kırmızılıları değerlendiren yazarlarımız, “Göz Göz bir an önce skor üretimine geçmeli” dedi

Göztepe daha iyi olmak zorunda!

Bülent Buda: Kelimeleri eğip bükmeden söyleyelim. Bir puan iyidir. Üç puanı kaçırdık gibi ağıt yakacak bir durum yok. İki takımdan da iyi bir performans izlemedik. Kasımpaşa sadece baskın olan taraftı, o kadar. Karşı ataklarda, topu final dokunuşuna taşımada, orta alan ile ileri uç yetersizdi. İkinci yarı başında Murat-Kubilay hamleleri doğruydu. Aslında Murat niye kulübede başladı ki? Ideye’nin çalışkan, özverili bir yapısı var. 9 numaralardan da gol beklenir. O bağlamda da sorun olduğu açık. Birbirlerinden kopuk, gelgitleri yoğun bir futbol sergilediler. Futbolcular da olan bitenin farkında. O nedenle de bir puan ile mutlu oldular. İrfan Can, bir hatası dışında yine takımın en iyisiydi. Kaleci, takımın en iyisiyse geriye de fazla bir söz kalmıyor. Tekrarlayalım, bir puan kazançtır. Unutmadan vurgulamalıyız ki Göztepe daha iyi olmak zorunda. Bir şey daha, tüm maç boyunca karşı kaleye tek bir şut yok. İlginç!

İrfan Can’ın katkısı büyük

Fatih Tanfer: Göztepe, yıllardır yenemediği Kasımpaşa deplasmanında bence çok önemli bir puan aldı. Takım halinde oyun disiplininden taviz vermediler. Kasımpaşa’yı iyi analiz edip, etkili oyuncularına karşı doğru önlemler aldılar. Örneğin Halil, oyunu iki yönlü iyi oynadı. Rakibin en kuvvetli yönü olan kanatları kapadı ve bence de inanılmaz koştu. Olumsuzluk ise orta alanın hücuma ofansif katkısı yok denecek kadar azdı. Elbette alınan bu puanda kaleci İrfan’ın rolü büyüktü. Çok iyi oynadı, kurtarışlarıyla takımının ayakta kalmasını sağladı. Atınç ise stoperde güçlü fiziği, doğru oyun anlayışıyla etkili bir performans sergiledi. Göztepe’nin çok iyi oyun oynamadığı, hep defans yaptığı konusunda eleştiriler var. Haklılar ancak futbol biraz da yetenekli ve üretken futbolcularla oynanır. Hakikaten hücumda gücü yok ve sabit oynuyorlar. Kasımpaşa maçında da gördük ki kendi sahasında çok fazla top kaybıyla oynadılar. Bunun sebebi de temposuz oyuncu grubuyla bundan fazlasını yapamamalarıdır. Yeni transferler şu an istenilen performansı maalesef sergilemiyor. Artık bilhassa orta alanda ve hücumda yaratıcılık öne çıkmalı. O bildiğimiz, seyredilmekten keyif alınan Göztepe’yi görmek istediğimiz kesin. Takım adına olumlu olan fiziksel anlamda güçlü olmalarıydı.

Takıma golcü aranıyor!

Mehmet Demirtaş: Göztepe’nin Kasımpaşa karşısında talihi ne yazık ki bu sene de dönmedi. Lig tarihinde uzun bir süredir Kasımpaşa karşısında galibiyet sevinci yaşayamadılar. Oyun alanına baktığımız zaman, Göztepe’nin şut atamadığı bir karşılaşma oldu. Yani rakiplerinin yaptığı işi Göztepe yapamadı. Bu noktada İlhan Hoca olaya el atıp, ekibini cesaretlendirmeli. Çünkü siz eğer gol arıyorsanız bunun en önemli şartı şut denemesidir. İlhan Hoca geldiği zaman, “Yerde yatmayan, saldıran bir Göztepe izlettireceğiz” dedi. Ancak son zamanlarda baktığımızda bu söylem sözde kalmış durumda. Göztepe’ye de bu yakışmıyor. Halil dışında hareketi sağlayacak ya da yeltenecek bir isim say deseniz, inanın sayamam. Sezon öncesi takıma katılan ve santrfor olarak monte edilen Brown yine boş geçti. Dikkatimi bir şey çekiyor. Son yıllarda Göztepe en uç noktadaki isimlerden biraz muzdarip. Büyük beklenti içerisinde olduğum ve bu ligde çok gol atar diye düşündüğüm Kamil Wilczek ve İngiltere’den takviye edilen Jerome, beklentinin çok altında kaldılar. Brown Ideye’yi Jerome’a benzetiyorum. Her ikisi de koşan, pres yapan, enerjilerini maçın geneline yayan oyuncular. Ancak bir kötü ortak noktaları da skor üretip, maçı döndürecek oyuncu değiller. Bir de buna oyuna sonradan dahil olup katkı veremeyen Ndiaye’yi ekleyelim. Gel de Demba’yı, Adis Jahovic’i arama. Geçtiğimiz sezon gibi bu sezon da Göztepe’nin gol yollarında sorun yaşayabileceği kanaatindeyim. Henüz belki erken ama devre arasında golü koklayan ve gol atma konusunda hünerli bir oyuncu şart gibi duruyor.

Yanlış tercihler

Bülent Buda:
Mustafa Yumlu üçüncü dakikada sakatlandı. Talihsizlik. 10 dakika sonra da 40’lık Atiba, Pantilimon’un burnunun dibine kadar gelerek golü attı. İlk yarı biterken de tabela üçlendi. Beşiktaş o üç golü Denizli’den başka takıma atamazdı. Çünkü Denizli’nin her noktası tel tel dökülüyordu. 60’da Sacko hamlesi nihayet akıl edildi. 75’te Denizli ilk kez Beşiktaş ceza alanı içerisine Sacko ile girdi. 88 dakika Denizli savun-ması sol ayaksız oynadı. Maç biterken uyandılar, Bergdich’i anımsadılar. O dakikaya kadar sol bekte çakılı topçu gibi kalan Lopes, sağ beke alınınca bir biçimde özgürlüğüne kavuştu. Uzatmalarda da Sacko’ya ikinci golün asistini yaptı. Gençlerbirliği karşısında kazanan dizilişin bir kez daha başarabileceğini düşünen Robert Prosinecki, bu kez yanıldı. Beşiktaş üç gol atacak kalitede bir takım değildi. Onlara altın tepside Prosi-necki ve yardımcıları armağan etti.

Fatih Tanfer: Denizli, Beşiktaş karşısında bilhassa ilk yarıda kötü bir oyun sergiledi. Beşiktaş’ın 9 şutu varken Denizli’nin sadece 1 şutu vardı. Bireysel hatalar çoktu. Beşiktaş’ta Aboubakar ve Larin önde baskı yaptılar. Ayrıca Denizlispor’un en büyük eksikliği, Beşiktaş’ın bu oyunu karşısında orta sahada hiçbir direnç gösterememesiydi. Rakip ceza sahasına giremedi, bütün ikinci topları kaybetti. İkinci yarı acaba Denizlispor’da bir çıkış olur mu diye beklerken Beşiktaş 47. dakikada üçüncü golü bulunca elbette Denizlispor’un gardı düştü. 67. dakikada Beşiktaş’ın Josef de Souza’nın ihracı ile 10 kişi kalması sonrası Denizlispor etkili oynamaya başladı. Rakibin defans arkasındaki boşluklarını iyi değerlendirdi. 74’te Mesanovic, 90+4’te Sacko’nun attığı goller, birbirinin benzeriydi. Denizlispor istediği gibi başlayamadığı ve 3-0 mağlup duruma düştüğü oyunda durumu 3-2 yaptı ancak gerisi gelmedi ve puan alamadı.

Mehmet Demirtaş: Denizlispor henüz ilk dakikalarda Mustafa Yumlu’nun sakatlığı ile maça zorunlu bir değişiklik ile başladı. Belkilerle futbol yorumu yapmak farazi yorum yapmaktan öteye gitmez ama Yumlu’nun sakatlığı olmasa nasıl bir Denizli savunması izlerdik, bunu merak etmiyor değilim. Yumlu’dan sonra Denizlispor savunması yenilen ilk ve son golde ne yazık ki sınıfta kaldı. Beşiktaş göstere göstere golleri Denizli filelerine gönderdi. Beşiktaş cephesinde Hutchinson her geçen sene kendisini daha da geliştiren bir oyuncu. Bu karşılaşmada da bence takımının en iyisiydi. 3 gol yendikten sonra-ki tempo eğer ilk yarıda olsaydı, kanımca daha farklı bir senaryo ile karşı karşıya olurduk. Çünkü ilk 45’te hiç varlık gösteremediler. Buraya bir parantez, N’Sakala’nın ceza alanı içerisinde Özer’e müdahalesi net bir penaltıydı. VAR gibi bir sistem ülkemizde kullanılıyorken bunları artık konuşmuyor olmalıyız. Evet, büyük bir çoğunluk ekibe yeni katılan isimler ancak aradan geçen haftalar Denizlispor’u geçen maç hariç ileriye değil tam aksöi yöne itiyor. Sezon sonunda bir takım fazladan düşecek. Hafta sayısının da normalin üstü olduğunu göz önüne alırsak iş işten geçmeden galibiyeti bir an önce çözmeliyiz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber