Geri Dön
EgeHAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

Kaç kişi kaldık

Görkemli, göz alıcı bir yapı. İçeride kadın-erkek zenginler kulübü. Gösterişli yiyecekler, içki su gibi akıyor. Üç deneyimli soyguncu. Biri evin içini gözlüyor. Öteki ikisi ağaçların altında bekliyor. İçeridekiler gecenin ilerleyen saatlerinde yoğun içkinin de etkisiyle baygın düşecekler ve de uyanık hırsızlar soygunu gerçekleştirecekler. Ve böylece birkaç saat sonra evin içini gözetleyen arkadaşları geliyor. Bekleyenlere sesleniyor, “Hadi gidiyoruz. Biz bu gece bu evi soyamayız.” Ötekiler, “Neden?” diyorlar. Yanıt, “Adamlar futbol muhabbetine başladı. Uyumazlar bu gece. Soyamayız bu evi...”

Salgın sürüyor. Evdeyiz. İyi ki futbol, voleybol, tenis var TV’de. Ve gazeteler, kitaplar, elbette eski dostlar... Kramponlarını, formalarını malzemecilere yıllar önce teslim etmiş eski tüfekler. Telefonda saatler süren konuşmalar. Ağır basan hiç bitmesin isteği. Genç zamanların aymazlığı yerini özlemlere terk etti. Ne çok şey paylaşıyoruz saatlerce... Evlerimize hırsız girmesi olanaksız. Yüksek perdeden futbol konuşuyoruz. Çınlıyor evlerimizin içi. “Ayrılık sevdaya dahil” diyordu şair. Sanki telefonun öteki ucundaki ses kesilince yaşam sona erecekmiş gibi geliyor.

***

İkinci Kordon’da Atatürk Heykeli’ne varmadan önceki köşedeki ünlü çöp şişçi (Reklama girer mi?) Topçu’dan ötesine, “kale arkası” denir güzel İzmir’imde. Topçudan iki dakikalık uzaklıkta Balıkçı Rıza’nın yanı başında Çınaraltı Restoran vardır. Orada buluşturdu bizleri Cenap Öztezel. Doğan Akı, ben, isimlerini anımsayamadığım iki dost ve de güzel arkadaşım Ertan Öznur. Efsane Göztepe’nin 7 numarası. Her karşılaşmamızda takılır, “Ulan Buda. Seni amma da çalımlardım” diyerek dalgasını geçerdi o muhteşem gülümsemesini dudaklarının ucunda çoğaltarak. Bir önceki cumartesi sabah saatleri Göztepe’nin Çağlayan’dan sonrası, güzel insan, sol bek Cudi aradı. “Abi, Ertan Abi’yi kaybettik” dedi. İki yaş büyüğüm Ertan’dan. Takoz gibiydi. Hiçbir sorunu yoktu. Gülümsediğinde yüzünde çiçekler açardı rengarenk. Niye bu küçükler önden sıra kapmak için acele eder böyle? Oysa salgın sonrası ne güzel şeyler tasarlamıştık. Onlarca, yüzlerce buluşup, bir araya gelip İzmir’i inletecektik. Adını bile koymuştuk, “Büyük kucaklaşma.” Böylesine birer ikişer eksilerek nasıl becereceğiz?

“Kimi insan etlerin kimi insan balıkların çeşidini bilir. Ben ayrılıkların. Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını. Ben hasretlerin. Tapmadım kiliseye, camiye, havraya asla. Ama kahve falıma baktırdığım oldu” demiş büyük ozan, şair baba.

Esen kalın.

“Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor. Tanrım, niçin biz bir defa doğuyoruz?”

B. Rahmi Eyüboğlu

HAYATIN İÇİNDEN

 

Bir kenara yazın gerekebilir 

İyi liderler yetenekleri keşfeder. Ve kültürel farklılıklarını gözetmeksizin onların kendilerini adamalarını ve başarıya aç olmalarını sağlarlar. Tüm bu farklılıkları birbirine uydurmayı ve onlarla başa çıkabilmeyi bilirler. Onlar örnek teşkil eden ve dolayısıyla özverilerini sergileyen liderlerdir. (Pep Guardiola)

İzleyeceğim yolu ben çizdim. Yürümeye bir kere başladım mı hiçbir şey durduramaz beni. İnsanlar ışığı görmez. Işıkla görür. Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya evet demesidir. (Immanuel Kant)

Güzel bir hikaye

Amerikalı bir adam Londra’da bir restorana girdi. İçeri girer girmez köşede oturan bir Kızılderili fark etti. Tezgâha doğru yürüdü, cüzdanını çıkardı ve bağırdı, “Garson! Bu restorandaki herkes için yiyecek alıyorum, şuradaki Kızıldereli adam hariç!” Böylece garson adamdan parayı topladı ve restoranda Kızılderili hariç herkese bedava yemek sunmaya başladı. Bununla birlikte, Kızılderili üzülmek yerine basitçe Amerikalı’ya baktı ve “Teşekkür ederim!” diye bağırdı. Bu, adamı çileden çıkardı. Amerikalı bir kez daha cüzdanını çıkardı ve “Garson! Bu sefer köşede oturan Kızılderili dışında bu bardaki herkes için şişe şarap ve ek yiyecek alıyorum!” diye bağırdı. Böylece garson adamdan parayı topladı ve ücretsiz yiyecek ve şarap ikram etmeye başladı. Garson yiyecek ve içecek servisini bitirdiğinde, bir kez daha kızmak yerine Kızılderili, Amerikalı adama gülümsedi ve “Teşekkürler!” Bu Amerikalıyı öfkelendirdi. Böylece tezgâhın üzerine eğildi ve bekçiye, “O Kızılderili adamın nesi var? Bu bardaki kendisi hariç herkes için yiyecek ve içecek aldım ama kızmak yerine orada oturup bana gülümsüyor ve “Teşekkürler” diye bağırıyor. Deli mi? Garson, Amerikalıya gülümsedi ve dedi ki, “Hayır, deli değil. Bu restoranın sahibi o.” Akıllı olursanız düşmanlarınız bilmeden sizin lehinize çalışır... Öfkeden uzak durun acıtır.  Eğer haklıysan kızmana gerek yok ve eğer yanılıyorsan sinirlenmeye hakkın yok.

 

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler