Geri Dön
Egeİklim göçlerine hazır olmalıyız

İklim göçlerine hazır olmalıyız

İklim değişikliğine bağlı kuraklık kıtlık ve mülteci sorunlarının en fazla etkileyeceği ülkelerden olacağımızı belirten Doç. Dr. Yıldız “Önlem almaya başlayalım” dedi.

İklim göçlerine hazır olmalıyız

Önümüzdeki yıllarda ülkelerin en önemli gündemi iklim mültecileri olacak. UNESCO Uluslararası Göç Kürsüsü Yürütücüsü ve Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkililer Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayselin Yıldız, 2050 yılına kadar iklim değişikliği nedeniyle 216 milyon kişinin yerinden olacağını ve 2030’da iklimin uluslararası göçe etkilerinin görüleceğini açıkladı.

İklim krizinin etkileyeceği coğrafyalar arasında Türkiye’nin de yer alacağını ifade eden Yıldız, “Mülteci hukukunun temel belgelerinden olan 1951 Cenevre Sözleşmesi’nde iklim mültecilerine ilişkin bir düzenleme yok. Diğer taraftan, iklim mültecilerine insani korunma sağlanması, temel yaşam hakkı ve insan hakları hukuku çerçevesinde ele alınması gereken bir konu. Örneğin, ciddi kuraklık ve kıtlık nedeniyle yaşadığı yeri zorunlu olarak terk etmek zorunda kalan kişileri gönüllü göçmenler değil insani korumaya ihtiyaç duyan kişiler çerçevesinde değerlendirmek gerekir” dedi.

Savaşlardan tehlikeli

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın geçen haftalarda yayınlanan iklim değişikliği ve tarım değerlendirme raporunda, Türkiye’nin su zengini olmadığı, hatta su stresi altında ülke konumunda bulunduğunun vurgulandığını sözlerine ekleyen Yıldız, şöyle konuştu:

“Su ve gıda kıtlığı, sadece yaşamsal ihtiyaçlar düzeyinde değil çatışma ve şiddete de neden olabilecek bir durum. Savaşların sonrasında bile güvenli ortamlar yaratabilmek mümkünken artan iklim değişikliklerine yönelik ciddi önlemler almazsak bazı coğrafyaların yaşanabilirliği asla mümkün olmayacak. Yani tüm canlılar için savaşlardan da daha tehlikeli sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Aslında insanlar yavaş yavaş bu etkileri görüp başka bölgelere göç etmeye başladılar.”

Korkunç senaryolar

Akdeniz Havzası’ndaki ülkeler yüksek sıcaklık artışları, orman yangınları, su kaynaklarında azalma ve bioçeşitliğinin yok olması gibi tehlikelerle karşı karşıyayken Kuzey ve Batı Avrupa ülkeleri içinse sel, suların yükselmesi ve şiddetli fırtınalar gibi ciddi iklimsel krizlerin yaşanacağı öngörülüyor. 2025 yılından itibaren 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı yaşayacağı tahmin ediliyor.