Geri Dön

'Kaf Kaf’a hizmetten hiçbir zaman kaçmadım'

'Kaf Kaf’a hizmetten hiçbir zaman kaçmadım'

Bizim oynadığımız yıllarda paraya, makama, popülerliğe aşk yoktu. Tek gerçeğimiz yeşil kırmızı renklerdi.

Karşıyaka’ya imza attığımda maddiyat konuşmadım. Sadece, “Gel buraya, oyna” dediler. Ben de gittim, oynadım.


Milliyet Ege Spor Müdürümüz Mehmet Demirtaş ve usta yazarımız Fatih Tanfer, koronavirüs nedeniyle spor müsabakalarının ara verildiği bu dönemde tarihin tozlu sayfalarını sizler için karıştırmaya devam ediyor. “Geçmişten Günümüze Değerlerimiz Konuşuyor” köşesiyle siz sporseverlere Türk futbol tarihine geçmiş, İzmir sporuna adını altın harflerle yazdırmış isimleri buluşturuyor. Karşıyaka’yı hayatının bir parçası olarak gördü. Büyüdüğü, yetiştiği ve itibar gördüğü Kaf Kaf’ın en zor anlarında hep o vardı. Karşıyaka’yı “Can damarım” diyecek kadar çok sevdi. Karşınızda Kaf Kaf’ın aranan adamı büyük bir vefa örneği İlyas Sazalan’ın hikayesi sizlerle. Efsane oyuncuların arasında yerini almış Cruyff’a benzerliğiyle Cruyff İlyas lakabını aldı. Oyunculuk hatıralarını, Karşıyaka aşkını ve teknik adamlık kariyerini Milliyet’e anlattı. Keyifli okumalar...

Sevgili İlyas Sazalan, bize kendinizden bahseder misiniz?

1969 senesinde Mahalli Lig’lerde Ege Spor’da oynuyordum. Beni beğendiler ve Karşıyaka’ya çağırdılar. Kulübe ilk gittiğimde Arif Dökel ile çalışıyorduk. Arif Hoca, beni üç ay kadar denedi, daha sonra haber vereceğini söyledi. Aradan 3-4 ay geçtikten sonra aradılar ve Karşıyaka’ya çağırdılar. 1969 senesinde girdiğim Karşıyaka Spor Kulübü’nden, o günden beri çıkmadım. Karşıyaka’ya imza attığımda kimseyle para konuşmadım. Sadece, “Gel burada oyna” dediler, ben de geldim ve oynadım. Uzun yıllar takımın kaptanlığını da üstlendim. Takım kaptanı olarak, gelen arkadaşlara Karşıyaka aşkını anlatıyordum. O zamanlar para pul aşkı yoktu, renk aşkı vardı. Bizleri transfer etmek için Altınordu, Göztepe isterdi. Biz bunu gurur meselesi yapar gitmezdik. Karşıyakamızı terk etmedik. Karşıyaka’dan sonra Adana Demirspor’a transfer oldum. Burada 1981 yılına kadar mücadele ettim. 1981 yılında Adana Demirspor’dan döndüm ve futbola son noktayı koydum. Futbolculuk dönemlerimden sonra antrenörlük kursuna başladım. Karşıyaka’da da yardımcı antrenör oldum. Daha sonra beyin ameliyatı geçirdim ve 2008 yılında antrenörlüğü bıraktım.

Kaf Kaf’a hizmetten hiçbir zaman kaçmadım



Unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Doğum için eşimi hastaneye götürmüştüm. Ertesi gün de maç vardı. Bana doktor, doğumun henüz olmayacağını ve maça gidebileceğimi söyledi. Bir baktım ki eşim doğum yapmış ve oğlum Fatih dünyaya gelmiş. İnanın, sahada sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Karşıyaka’da unutamadığım ön önemli maçlardan biri Altınordu maçıydı. Maç öncesi çok kötü hastaydım. Hastanede bir şişe serum verdiler. Gözüm kararıyor, ayağa kalkmakta güçlük çekiyordum. Karşıyaka sevdasıyla maça çıktım. 45 dakika o şekilde oynadım ve ilk yarıyı böylelikle tamamlamış oldum. Devre arasında soyunma odasına gittim. Gözüm kararmış, hiçbir şey görmemeye başlamıştım. Daha sonra ikinci yarıda Kamuran’ın golüyle maçı 1-0 kazanmış ve ligde kalmıştık. Bir de Karşıyaka 1. Lig’den düşecek diye beni takımın başına çağırmışlardı. Tabi davet Karşıyaka’dan olunca koşa koşa gittim. Son 4 maç vardı. Bu 4 maçta Trabzonspor’u ve Bursaspor’u yenip Kocaelispor’la berabere kalmıştık. Fenerbahçe’ye ise kaybetmiştik. Ancak topladığımız bu puanlarla takımımızı ligde tutmayı başarmıştık. Bunu da çoğunluğu genç oyunculardan kurulu takımımızla başarmıştık. Bu anıların hangisi unutulabilir ki...

Yeni nesile önerileriniz var mı?

Yeni nesil kesinlikle ellerinde bulunan imkanları sonuna kadar kullanmalı ve kendilerini önemli hissederek gelişim göstermeliler. Oyuncularımızda devamlılığın az olduğunu görüyoruz. Devamlılık bir sporcu için çok önemlidir. Ne yazık ki bizim dönemimizde olduğu gibi bir kulübe aidiyet yok. Bu da bence büyük eksiklik. Çok çalışarak uzun süreler bu mesleği devam ettirmeliler.

Kaf Kaf’a hizmetten hiçbir zaman kaçmadım


Türk futbolunun bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

Bugünkü Türk futbolundan memnun olduğumuz söyleyebilirim. Ancak çok yabancı olması biraz rahatsızlık veriyor. Başkanlarımız kesinlikle altyapılarına çok değer vermeli. Futbolda para her şeydir. Bu parayı da altyapı ile sağlayabilirsiniz. Her takım altyapısını geliştirmeli. Şu an kulüplerimiz bunu önemsemiyor. Kendi değerlerimizle çok iyi işler yapabiliriz. Ayrıca bu oyunun en büyük aktörleri olan taraflar da çok değişti. Eskiden küme düştüğümüz senelerde bile taraftarlarımız tribünleri boş bırakmazdı. Taraftarlar sadece o seneyi değil gelecek seneleri de düşünüyordu. Eskiden de tribünlerde küfür ediliyordu ama bu şekilde değildi. Ayrıca kulüpler düşman kardeşler gibi değildi. Altay ile hazırlık maçları yapardık, İzmirspor ile yapardık. Hep bu maçlarda kardeşlik havası vardı. Maç zamanları ortam gergin oluyordu ama yine de diyaloglarımız çok iyiydi. Bu gerginlikler maçtan sonra unutuluyordu. Mesela Göztepe ile düşmanlığımız yoktu. 1980’den sonra ne olduysa oldu. Artık o nesil bitti ve yeni nesil geldi. Olaylar yüzünden taraftarımız gazetelere, televizyonlara çıkıyor. Ben bunları okudukça eski günleri yaşamış biri olarak üzülüyorum. 

Kaf Kaf’a hizmetten hiçbir zaman kaçmadım


‘Kulüp değerleri yaşatılmalı’

Kulübün içinden bir Karşıyakalı rahmetli oluyor onu da gazetelerden okuyoruz. Bizler kulüpten maddi herhangi bir karşılık beklemiyoruz. Ama bu kulübe uzun yıllar hizmet etmiş insanlara biraz daha fazla değer verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Karşıyakalılık ruhu 1980-1990’dan sonra iyice bozuldu. Benim oğlum genç yaşta vefat etti. Haber vermesek onu bile yayınlamayacaklardı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber