Geri Dön

Kendinin efendisi olmak

Kendinin efendisi olmak

"Kötülüğün zaferi için gereken tek şey iyilerin hiçbir şey yapmamasıdır..." Edmund Burke

Çocukluğumun uzun bir bölümü (5-13 yaş) Bayramyeri Pazaryeri’nde, Kemeraltı Çarşısı’nda, Karabağlar, Balçova, Bornova, sebze meyve bahçelerinde, üzüm bağlarında geçti annem babam birlikte. Bir yandan da okul var. O denli yoğunluğa karşın Damlacık Cicipark’ta futboldan, dayak atıp dayak yediğimiz sokak kavgalarımızdan geri durmadım. O yıllarda sokak kültüründe büyüyerek yaşamayı öğrendik. Bazen annemle babamı sorgulardım, o yaşlardaki yorgunluğumu, para kazanma sorumluluğumu... Yıllar akıp geçti. Delikanlılık, orta yaş, ileri yaş... Şimdi düşünüyorum ve anlıyorum. Kendimin efendisi olmayı öğreniyormuşum. Kendinin efendisi olmak... Kimsenin kölesi olmamak... Bağımsız bir kişilik geliştirmek, bağımsız bir yaşam kurmak, çok emek isteyen bir çaba. Her şeyi kendinden beklemek. Okurken, çalışırken emek vererek... Özgür olmak istiyorsanız, bedelini ödemelisiniz. Güçlüklerden yılmamak, dayanıklı olmak... Engelleri aşma isteğini yüceltmek... Deneyim; başınıza gelenler değil, başınıza gelenlerle ne yaptığınızdır. Deneyim, yaşamın öğretisidir. Kendinizin efendisi olmanın sorumluluğu ile yorgunluğunu üstlenmelisiniz.

90’lı yıllar, çok yoğun çalıştığım zamanlar. Yetmiyormuş gibi hafta sonları da İzmir-Cumhuriyet gazetesinde futbol yorumları yazıyorum. Yaklaşık 15 yıl sürdü. Yaşamıma anlam, değer katan zaman dilimi... Erdal Atabek, tıp doktoru ve yazar. Kitapları var. Üstüne Cumhuriyet’te de köşe yazıyor. Tiryakisiyim Erdal Ağabey’in. Tüm kitaplarını okuyup kızım Başak’ın kütüphanesine sıraladım. Yıllar önce bir fuar dönemiydi. Erdal Ağabey, Kültürpark Fuar’da Cumhuriyet Kitapları standında kitaplarını imzalayacak. Öğrenince spor servisindeki yoldaşım, kardeşim Nüvit Tokdemir’e, “Nüvit, Erdal Ağabey imzaya geliyormuş. Bir gündüz ikindisinde İnciraltı’nda rakı-balık daveti yapalım” dedim. Nüvit, “Tamamdır Ağabey” dedi. Erdal Ağabey’e söyledi, günü saptadık. O günlere kadar Erdal Ağabey’le tanışmışlığım yok. Buluşmadan bir gece önce tüm kitaplarımı aldım, fuar standına gittim. İmza kuyruğuna girdim. Sıram geldi. Koydum önüne tüm kitapları Erdal Ağabey’in. Başını kaldırdı, “Kime yazıyoruz?” dedi. “Başak Buda” deyince, “Şu yarın kafaları çekeceğimiz Bülent Buda’nın kızı mı?” dedi. Yaşamım boyunca unutamayacağım bir İnciraltı ikindisinde zamanı nasıl tükettik, nasıl geçti hâlâ düşünür dururum. Işıklar içinde olsun, şair-yazar Refik Durbaş da günümüzü güzelleştirenlerdendi. Birlikteydik. O gün Erdal Ağabey bana, “Sende bir kitabım eksik, ‘Alkol ve İnsan’. Tek baskı yaptı. Kitapçılarda bulamazsın. Gazeteye bırakırım, İstanbul’a geldiğinde alırsın” demişti. Denk getiremedim, alamadım. Bugünkü köşenin ilk bölümü Erdal Atabek’in 20 Temmuz tarihli köşe yazısından yapılan alıntılar ile aşırmalardan oluşuyor. Erdal Ağabey, özel bir insan, bir ışık, bir yol göstericiydi. Onunla anları paylaşmak paha biçilmez bir armağandı benim için. İngilizler, “İyi insanlarla 1 saat, 1000 kitaba bedeldir” der. Abartı gibi geliyor ama gerçeklik payı var.

Esen kalın, iyi pazarlar...

Şemsiye tamircisi

Gezginci bir şemsiye tamircisi, yol kenarında oturmuş işini yapıyordu. Tamirci, işinin gereklerini titizlikle yerine getiriyor, tamir edilecek kısımları dikkatle ölçüyor, yama koyuyor, telleri teker teker deneyerek güçlendiriyordu. Uzaktan kendisini izleyen gencin bile farkında değildi. Bir süre sonra genç yanına yaklaştı ve “İşinizi çok iyi yapıyorsunuz” dedi. Şemsiye tamircisi, elindeki işi bırakmadan yanıtladı, “Evet, ben her zaman işimi iyi yapmak için uğraşırım.”

“Müşterilerin, yaptığın işin iyi ya da kötü olduğunu ancak sen gittikten sonra anlayabilecek” diye devam etti delikanlı.

“Evet, haklısın.” “Bu tarafa tekrar gelecek misiniz?” “Hayır.” “O halde bir şemsiye için neden bu kadar çok uğraşıyorsunuz? Halbuki işini çabucak halledip ileride yeni müşteriler bulabilirsiniz.” Çok fazla konuşmayı sevmeyen şemsiye tamircisi, gence ders niteliğinde şu yanıtı verdi: “Ben işimi iyi yapar-sam, benden sonra buradan geçecek öteki tamircinin işi kolaylaşacak. Fakat kötü malzeme kullanır, baştan savma iş çıkarırsam halk bunu er ya da geç anlayacak ve daha sonra buradan geçecek tamirciye iş vermeyecektir.”

Kaynak: Hayata yön veren öyküler

Büyük İnsanlık

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu  tirende üçüncü mevki şosede yayan büyük insanlık.

Büyük insanlık sekizinde işe gider yirmisinde evlenir  kırkında ölür büyük insanlık

Büyük insanlığın toprağında gölge yok sokağında fener  penceresinde cam ama umudu var büyük insanlığın umutsuz yaşanmıyor.

Nazım Hikmet

“Ne demişler: Mükemmelliğe artık eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında erişilir. Antoine de Saint Exupery

“Mükemmeli talep et. Ama bedelini de ödemeye hazır ol.” Jackson Brown

Uzun atlama yarışını kazanmak isteyen spor kulübünün bir metre atlayan 7 sporcuya değil 7 metre atlayabilen bir sporcuya ihtiyacı vardır.” Anonim

“Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir.” Schiller

“Bugünlerde aklınız karışık “Bugünlerde aklınız karışık değilse iyi düşünemiyorsunuz demektir.”    İrenen Peter

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber