Geri Dön
EgeMevsim bahardı

Mevsim bahardı

Mevsim bahardı

Lise sonda organik kimya okuduk. Hocamız Selma Güniçen, harika ders anlatırdı. Bir biçimde onun anlatımını iyi dinlerseniz konuyu kavrar, kitaba gereksinim süreniz kısalırdı. Hocamız bir de tembellerle fena halde dalga geçerdi. Duyarlı olduğum bir yanımdı dalga geçilmek. “Otur 0” dense sorun değil. Ve de sevgili hocamızın şiirsel anlatımıyla lise sonda en başarılı olduğum ders oldu organik kimya. Bu gelişmeye, hoca dahil tüm sınıf şaştı kaldı elbette. Bir keresinde Selma Hocam derse karatahtaya bir problem yazarak başladı. Ve sınıfa döndü, “Bu soruyu kim çözümleyecek?” Sınıf şaşkın ve suskun. Aslında bendeki gelişmeyi de ne arkadaşlar ne de hoca biliyor. “Ben çözümleyeceğim hocam” deyince herkes inanmaz, şaşkın bakışlarla bana döndü. Algılarında haklıydılar. Nihayetinde şahane tembel bir futbolcuydum. Hocam soran ve de merak eden bakışlarla tahtaya davet etti beni. Aslında bekliyor, takılayım bir yerinde de dalgasını geçsin. Aldım tebeşiri elime. Meseleyi hallettim. Hoca dahil tüm sınıf bu işe şaştı, ama durum ne yazık ki buydu.

Okulumuzun adı Ticaret Lisesi olduğuna göre Mal Bilgisi dersini de okuduk. Çoğumuz hafifserdi, ama içerisinde çok değerli bilgiler barındıran, eğlenceli bir dersti. Yıllar geçti, hocamız Turan Hanım’ın soyismini anımsayamadım bir türlü. Dersin içerisine anekdotlar serpiştirerek süreyi eğlenceli kullanmayı seven bir karakteri vardı sevgili hocamızın. Neyse, bir gün sınıfa girdi. Derse başlamadan döndü bendenize, “582 Bülent. Soyadının anlamını biliyor musun?” Affedersiniz, çok şeye Fransız olduğum yıllar. Saçımın telinden ayaklarımın tırnak uçlarına kadar futbol soluyorum. Metin Oktay, Lefter, Can Bartu kimlerdi dese sevgili hocam, anında yanıtlar hazır. Malumunuz soyadım “Buda”. Hoca belli ki derin anlamını soruyor, ama soyadımın bendeki izlenimi ‘o da, şu da, bu da, ya da’, olmadı ‘ağacın dallarını buda’ gibi. Yani o büyük gizemsel, mistik anlamından habersizim. Ve de meselenin o yanı, ilgi alanımın uzağından bile geçmiyor. Haliyle yanıtım da, ‘Hayır hocam’ oldu. Turan Hocam kısa kesti, uzatmadı. Sadece, ‘Soyadının kıymetini bil’ dedi, derse geçti. Yıllar geçti üzerinden. Soyadımın kıymetini bilip bilmediğime ilişkin kuşkularım sürüyor.

***

Çift dikişlerle birlikte toplam eğitim sürecim tamı tamına, kılçıksız, kemiksiz 21 yıl. Bu muhteşem süreçte beni yalnız bırakmayan (özellikle Ticari Bilimler Akademisi’ndeki süreçte 8 yıl) iki güzel, yakın dostum Cengiz Kayalar ile Eşref Çertuğ idi. İkisiyle de tuğla kalınlığında kitap olacak anılarımız vardı. Üçümüzün de ortak özelliği, para biriktirmek değil, anı biriktirmek oldu. Büyük sinema-tiyatro sanatçısı İsmet Ay’ın sevgili annesinin sözleridir: “Anılar yaşlıların bastonudur.” Yıllar süren koşuşturmanın ardından elimizde kalan tek değerli dayanak. Ya hiç olmasaydı? Yaşam çok tatsızlaşırdı. Ünlü yazar Mark Twain bir keresinde, “Tüm kaybettiğim şeyler içerisinde en çok aklımı özlüyorum” demiş. Çok tatsız bir kayıp. İyi ki benimki hâlâ duruyor. Lakin eksilen dostlar, şair demişti ya geçenlerde yazmıştık, “Kanlıca’nın ihtiyarları!?”

Esen kalın, iyi pazarlar.

Mevsim bahardı

Kimsesiz bir durak

23 Eylül 2019

Sevgiyi anlatmanın yöntemi nedir? Sözcükler, bakışlar, dokunuşlar, armağanlar... Bir bakış çok şeyi karşılar. Yormaz, anlatır, sonuçlandırır. Aşktan söz etmiyoruz. Hayatın içinden, bütününden. İstekler, beklentiler... Olan bitenin ardından bakışlar, söylemler, eylemler... Birinin ötekine kendini anlatamamasındaki varoluşsal darboğaz... Farklı yaşamların iki insanı zorlayan koşulları. Katlanma ya da tahammül. Milim milim eriyen bir şeylerin ardından yaşanan çökme, tükenişin dayanılmaz acısı. Acı, bir yanınız kesildiğinde çıkan kan ya da sızı mıdır yalnızca? Acının büyüğü yürekte yaşanandır. Ya da düşüncelerimizde var olan mıdır? Geçip gitmek, çok şeye boş vermek, aldırmamak... Olasıysa hep beraber oynayalım bu oyunu. Sonunda ulaşacağımız son durakta bekleyenler kimler olacak seni? Ya da sadece seni bekleyen kimsesiz bir durak.

Buda

Gülten

güzel kızdı gülten

sanki beni sevecek gibi

evlendi birisiyle

sanki sürecek gibi

sürmedi evliliği

sevmedi gülten beni

kaldı kocasından yüklüce bir para

bir kocaman dükkan

işleri tıkırında şimdi

                                              Lütfü Dağtaş

Liderliğin paradoksal emirleri

İnsanlar mantıksız ve benmerkezcidir. Sen yine de onları sev!

İyilik yaptığında altta bencilce amaçların gizli olduğunu söyleyerek suçlayacaklar seni. Yine de iyilik yap!

Dürüstlük ve açıklık seni kırılgan yapacak. Yine de dürüst ve açık ol!

En büyük fikirlere sahip en büyük adamlar, en küçük zihinlere sahip en küçük adamlar tarafından vurulacak. Sen yine de büyük düşün!

İnsanlar güçsüzlere sempati duyar. Ama sadece güçlülerin peşinden gider. Sen yine de güçsüzler için mücadele et!

Yıllarca inşa etmeye çalıştığını bir gecede yerle bir edebilirler. Yine de inşa etmeye devam et!

Dünyaya elinden gelenin en iyisini verdiğinde bile suratına tokadı yiyebilirsin. Sen yine de elinden gelenin en iyisini vermeye devam et!

Başarılı olduğunda kahpe arkadaşların ve gerçek düşmanların olacak. Sen yine de başar!

Bugün yaptığın iyilik yarın unutulacak. Yine de iyilik yap!

(Anonim-Alıntı Şampiyon Sözleri)

İnsanın kültür ufkunu oluşturan çemberin çapı küçükse büyükler dışında kalır

İlhan Selçuk