Geri Dön

Nedir ki ölüm?

Cemal Süreya, "Öluyorum tanrım/bu da oldu işte/Her ölüm erken ölümdür/Biliyorum tanrım/ama ayrıca aldığın şu hayat/fena değildir/üstü kalsın" diye anlatır daha ölmeden birkaç gün önce. Can Yücel hafife alır, "Ne şeymiş bu, bu dünyadan ayrılmak/Demir tarar gibisin bigün/Gözlerin arkalarda deryaya açılmak?/Hadi bre gide gide dönmüşlüğüm/iyadeli tahütlüğüm/Seni bilem gide koydum, gidi ölüm!"Edip Cansever ise, "Ölümün konumunu" çizer imgelemimize, "Ağzında bir düzlüğün ölüsü/Ben kendimi isterim her yerdeki bir yerde/Ayak bileklerimin üstünde iki kıvrım/Unuttuğum bir şey var, onun içinde/Ve yadırgadığım/Ben kendimi taşırım/olmadığım bir güne/Bir yaprak biçiminde boşluksa tırtıl/Bir de işte tek kalmanın acısı, bir de nemli toprakta yüzükoyun/Yokluğuma kar biriktiren yazla birlikte ölümün."Mehmet H. Doğan, "Ölümün, şairlerin binlerce yıldır çözemediği o gizin şiirdeki gerçekliği nedir peki?" diye sormuştu çok yakın arkadaşı Cemal Süreya'nın ölümünün ardından yazdığı yazıda. Yanıtını da Süreya'nın ölümünden bir gün önce yazdığı son şiiriyle vermişti: "Ölüm?/ Bir gölün dibinde durgun uykudasın."* * *Türk şiirinin en önemli eleştirmenlerinden Mehmet H. Doğan da daha 77 yaşında "uykuda" artık... O ki bir söyleşisinde şöyle anlatmıştı burada, Türkçe'de var olma nedenini; "Aslında sorguladığım ben kendimim, yazarken düşünmeye, bir bilinçlilik durumuna ulaşmaya çalışıyorum hep. ... yazar, bana göre, bütünüyle kendi kendisinden konuşurken bütünüyle dünyadan konuşmak zorundadır" diyor Sartre. Kendim dışındakilere bilinç vermek ne haddime! Ama sonuçta kendi sesime ortak sesler bulabiliyorsam, seviniyorum. Bir yazımda sözünü etmiştim Neruda'nın Canto General'deki o dizelerini: "Bir şeyler çözmeye değil,/Türkü çağırmaya geldim/Buraya/Sen de çağırasın diye. Bütün çabam bu: sesime ortak ses aramak." Bir şair uykuya dalar... Bir dize eksilir, bin dize eksilir. İçine doğar gibi ve sanki her şair öleceğini anlar da dizeler ekler bir gün. Doğan'ın yaşam öyküsü kısaca şöyle... Edebiyata öykü ve şiirle başlayan Doğan'ın ilk şiirleri ve öyküleri 15 yaşındayken, Adana'da çıkan gazete ve dergilerde yayımlandı. Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Dergi, Politika, Adam Sanat, Argos, Kitaplık, Yeni Yüzyıl gibi gazete ve dergilerde yayımladığı deneme, eleştiri ve inceleme yazılarıyla tanındı. Özellikle İkinci Yeni ile 1980 kuşağı ve sonrası şiiri, şairleri üzerine yoğunlaşan Doğan, Türk eleştirisinde "deneme/eleştiri" üslubuyla yazdığı yazılarıyla bir yer edindi. Mehmet H. Doğan, son olarak Milliyet Kitap ekinde aylık şiir yazıları yazıyordu. Son yıllarda, yakın dostluklarını anlattığı anı kitapları yayımlayan Doğan, yeni kitaplar da hazırlıyordu. Özellikle İngilizce ve Fransızca'dan çok sayıda edebi ve felsefi yapıtı Türkçe'ye kazandıran Doğan, Akdeniz Altın Portakal ve Behçet Necatigil Şiir Ödülleri'nin de seçici kurulu üyesiydi.Mehmet H.Doğan, geçirdiği kalp krizinin ardından ameliyat olduğu Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde iki aydır tedavi görüyordu. 17 Şubat'ta da aramızdan ayrıldı. Cenazesi, bugün Güzelbahçe Yalı Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından toprağa verilecek. Konak Belediyesi, cenazeye katılmak isteyenler için saat 10.30'da Gündoğdu Meydanı'ndan ücretsiz araç kaldıracak.Nedir ki ölüm? "Ölüm?/ Bir gölün dibinde durgun uykudasın."Ölüm zaten var nasıl olsa! Yaşamakla bitirelim bugünü... bsen@milliyet.com.tr Cenaze bugün

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber