Geri Dön

Nerede benim dansöz müdürüm?

Nerede benim dansöz müdürüm?

Bayi sayısında binleri aştık. Cumhuriyet’in ‘Anayurdu demir ağlarla ördük dört baştan’ atılımına öykünerek hikâye 1981’de ilk notunu düştü deftere... 3 yıl içinde hikâye, romana dönüştü. Mazhar Ağabey (Zorlu) önümüzü açtı. Kemal Zorlu olaya yüklendi. Bizler de sevgili genel müdürümüzün yüzünü kara çıkarmadık. Kalın bir kitap olacak hikâyeyi gazetenin bir köşesinde küçülterek anlara indirgemek zorluyor gerçekten....

Bayi sayısındaki artış bu kez yılda birkaç kez toplantıları zorunlu kıldı. Toplam gün sayısı 3, iki gün tempolu ve karşılıklı tartışmalar. Doğru yönü belirleme konuşmaları. Üçüncü gün şık laciler içinde müzik eşliğinde gala gecesi. Yani vur patlasın, çal oynasın türünden. Fotoğraf, o gecelerden biri. Adana-Güneydoğu Anadolu karışımı bir toplantı. Katılım yüksek. Yöre insanları muhteşem. İçiyor ve de eğleniyor. Doğrusu da yakışıyor onlara.

Karşımda o gecelerin değişmeyen üyelerinden ikisi. Bıyıklı tonton amca Haşmet Uslu. Tüm ülkenin sevgilisi. Tanımayanı dövüyorlar. Takılmalarıyla, esprileriyle ortamı kırıp geçiren sözcüklerin efendisi. Yanındaki ağabeyim de Rüştü Ünsal. Ülkenin efsaneleşmiş Emniyet müdürlerinden. İkisi de sıkı Göztepeli. Altaylı Zorluların gecelerinin vazgeçilmez en değerli konukları. Bir de Göztepelilerle, Altaylılar düşman denir. Dostluğun böylesi görülmemiştir. Mazhar Ağabey, Haşmet Ağabey için özel kimlik kartı bastırmıştı. Şöyleydi: “Haşmet Uslu Ege Plast Gece Genel Koordinatörü” İnanılmazdı! Gala geceleri, kimlikleri bir kenara bırakıp doyasıya tadını çıkardığımız anlardı. Adana’daki gecede saz ekibinde unutulmazlardan Coşkun Erdem, önündeki çalgısı kanunla adeta solo yapıyor, oturanları kışkırtıyordu. Yani diyeceğim o ki, sahneye oyun havalarının açılışını yapacak bir babayiğit bekliyordu. O sıralarda Haşmet Ağabey’in masasında değildim. Uzağında da değilim, yakınındayım. Yükselen sesini de işitiyorum. “Nerede benim dansöz müdürüm?” O dansöz benim! Haliyle yapıyoruz açılışı. İstek büyük yerden. Olağanüstü bir geceydi. Unutamam!

***

Sisal, Meksika’nın Yukatan Yarım Adası’nda yetişen bir dokuma bitkisidir. Taşlı, topraklı kurak zorlu koşulları sever Sisal... Yani acı çekmek işine geliyor Sisal’ın. Yaprağındaki lifleri büyüyor, Sisal’ı değerli kılıyor. Kıskanç, gözü doymaz Amerikalı, Sisal bitkisine kafayı takar. Tohumunu elde edip, onu Kaliforniya’nın bi tek mis gibi topraklarında yetiştirme uğraşına girişir. Büyür Sisal. Hem de bayağı büyük, geniş yaprakları oluşur. Çılgın Amerikalının sevinçten topukları kıçını döver. Muhteşem, kocaman Sisal yapraklarında bir bakarlar, “Lif şinanay”... Kıskanç Amerikalı, o kocaman lifsiz Sisal yapraklarını ineklere yem olarak kullandı sonunda. Demem şu ki...Yaşamda başarı ne denli yorgun düşmenizle, acı çekmenizle ilişkili.

Sevgili Kemal Zorlu’nun hiç unutamadığım bir tekerlemesi vardır, “Su sıcak, sabun kamuli” hayatı kolayından becerenler için söylenmişti bu söz. Nerede benim dansöz müdürüm...

Keşke Haşmet Ağabey bir kez daha seslense. Coşkun Erdem, kanunun tellerine esaslı bir kez daha dokunsa. İşte yaşamın gizemi de bu. İleriye yaşanıyor, geriye sarılmıyor! 

Nerede benim dansöz müdürüm

Ben yoruldum gidiyorum, kendi endişeni kendin seç... (Gülten Akın)

Nerede benim dansöz müdürüm

Altın sözler

Hayatta öğrenmesi en zor şey, hangi köprüden geçmek, hangi köprüyü yakmak gerektiğine karar        verebilmektir. (David Russell)

Ancak abdallar suyun derinliğini iki ayağıyla birden kontrol eder. (Afrika özdeyişi)

Birinci sınıf bir zekânın göstergesi, iki karşıt görüşü aynı anda akılda tutabilme yeteneğidir. (Scott Fitzgerald)

Bencillik; canın istediği gibi yaşamak değil, başkalarından sürekli kendi istediğiniz gibi yaşamalarını talep etmektir. (Oscar Wilde)

Süngüyle her şeyi yapabilirsiniz, ama üstüne oturamazsınız. (Bismarck)

Kazanmakta olduğunuz oyunu asla değiştirmeyin. Kaybetmekte olduğunuzu değiştirin. (Vince Lombardi)

Magazin Haberler Bülteni (3 Temmuz 2020)İşte magazin gündeminin öne çıkan başlıkları...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber