Geri Dön
EgeŞinanay’dan kitaplara

Şinanay’dan kitaplara

Şinanay’dan kitaplara

İlkokula başladığımda mahalleye (Damlacık) elektrik geldi, aydınlandık... Gaz lambaları, elektrik kesilmelerine karşı evlerin bir köşesinde bekletildi yine de. Onlar bizim antikalarımızdı, şinanaylarımızdı. Mehmet Ali Amca’nın kahvehanesi hem Demokrat Parti ocağı hem de Damlacık Spor Kulübü’ydü. Sulhi Karan’ın seslendirmesiyle Fener, Galatasaray, Beşiktaş maçlarını radyodan orada dinlerdik. Aynı yıl Metin Oktay, Damlacık’ta oynamaya başladı. Sadece 1 yıl... Sonra Yün Mensucat, İzmirspor, oradan da Galatasaray. Yani Metin Ağabey, İzmir’de sadece 3 futbol sezonu oynadı. İnsan, suya düştüğü için değil, çıkamadığı için boğulur. Metin Ağabey’i başaramaz, İstanbul’dan döner diye beklediler. Elbette bayağı uzun beklediler. Çivileme atladı okyanusa yakışıklı adam. Çıktı suyun yüzeyine, kulaçladı dalgaları başarıyla yıllarca. Aslan ağabeyim benim. Ne güzel adamdın sen!

***

Kitap okuma alışkanlığını geç edindim. Bir hafta sonu Polatlı Yedek Subay Topçu Okulu’ndan izinli Ankara’ya indik. İstanbulspor’da oynuyordum. Kızılay’da turlarken cadde üzerinde bir kitapçıya takıldım. Kitapları karıştırırken Panait Istrati’nin ‘Arkadaş’ isimli kitabı ilgimi çekti, satın aldım. Zoitsa Ana-Mihail-Adrian Zografi üçlüsü, müthiş bir hikâyesiydi. Şans, hazırlık ile fırsatın karşılaştığı köşebaşıdır. Benim köşebaşım, Rumen yazar Istrati oldu. Hâlâ sürüyor kitaplarla dostluğum... Otobiyografik yazılanları daha çok okuyorum. Son yıllarda spor dünyasında öne çıkanlara ilişkin epey kitap yayımlandı. Türkçeye çevrildi.

Okumak, geçmişin namuslu insanlarıyla söyleşmektir. Kim demiş, anımsayamıyorum. Ama sıkı, öncü sözler. Kışkırtıyor... Simon Kuper, futbol dünyasını tüm boyutlarıyla inceleyip derinliğini anlatan, güçlü, donanımlı bir yazar. ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’ ve ‘Futbolun Şifreleri’ bu büyülü âlemin derinliğini anlatan, öğreten kült kitaplardı.

Phil Jackson’ın ‘Kutsal Çemberler’i Michael Jordan ile arkadaşlarını tanımamızı sağlayan, çok değerli bir yapıttı. Ve Jose Mourinho... Şaşırtıcı, şapka çıkarılacak gelişme, özyaşam öyküsü... Kara Afrika’dan beyaz Fransa’ya geçen Marcel Desailly’nin ‘Kaptan’ı; duygu, coşku, başarılarla bezenmiş harika bir özyaşam öyküsü.

Pep Guardiola-Lionel Messi-Cristiano Ronaldo-Roger Federer-Rafael Nadal, hepsi birer okyanus. Muhteşem özyaşam öyküleri... İnsanı yerinden zıplatan, sarsan hikâyeler. Ve de büyük aileler. O ailelerin güçlü dayanışması... Yıldızları zirveye taşıyan, itici gücün değeri. Ve de son kitap elimde. Okudukça gözlerim sulanıyor. Bir insanın ilerleyen yaşına karşın yeni şeyler öğrenmesi ne güzel... Yaşam sevinciniz gelişiyor. Bir süre daha kalmak, gitmemek için direniyorsunuz. ‘Johan Cruyff Benim Oyunum’ kitabının sonuna geldim. Öyle görünüyor ki, bir kez daha okumam gerekecek. Peki bu saatten sonra bir kez daha okuyunca ne olacak? Biraz daha öğrenip gelişeceğim! Hepsi bu!

Yazmak: Soyunmak-kalabalıkta çıplak kalmak-kendini ele vermektir.

Yiğit Okur

Yaşamak ne güzel şey:

Anlayarak bir usta kitap gibi

Bir sevda şarkısı gibi duyup bir çocuk gibi şaşarak

Yaşamak!

Nâzım Hikmet

(Kaynak: K. Töre)

Aşk iki kişiliktir

Değişir yönü rüzgârın solar ansızın yapraklar;

Şaşırır yolunu denizde gemi

Boşuna bir liman arar;

Gülüşü bir yabancının çalmıştır senden sevdiğini;

İçinde biriken zehir sadece kendini öldürecektir;

Ölümdür yaşanan tek başına

Aşk iki kişiliktir

***

Yitik bir eskisin sadece

Tüketilmiş ve düşmüş gözden;

Düşlerinde bir çocuk hıçkırır gece çamlara sürtünürken;

Çünkü hiçbir kelebek tek başına yaşamaz sevdasını,

Severken hiçbir böcek, hiçbir kuş yalnız değildir

Ölümdür yaşanan tek başına

Aşk iki kişiliktir...

 

Ataol Behramoğlu

“Elâlemin çocukları 1’inci oluyor” diyen anneme, “Bak analar neler doğuruyor? Sende iş yok” dedim. Yine terlik yedim.

Diyetisyene gittim, “Ekmeği kes” dedi. “Tamam” dedim. Evden aradım, “Kestim, arasına ne koyayım?” dedim. Suratıma kapattı.

“Oğlum nerede kaldın?” “Anne, asansör 4 kişilik yazıyordu.” “Eeee?” “Diğer 3 kişinin gelmesini bekledim.” “Oğlum seni baban mı doğurdu?”

Evde tartışma olduğu zaman hep erkek ceketini alır gider. Çünkü kadın, hangi ceketi alacağına karar veremez.

Kocanızın aklını almak için dünyalar güzeli ya da çok şık, zarif, aşk dolu olmanıza gerek yok. Kredi kartını alın, bütün gün aklı sizde kalır zaten.

Şinanay’dan kitaplara

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler