Geri Dön

Top orada da yuvarlak değil mi?

Top orada da yuvarlak değil mi?

Yıkıcı bir süreç. Bir yandan salgın, öte yandan deprem. İnsanlar kuşkulu. İnsanlar belirsizliğin burgacında. İnsanlar arayışta. İnsanlar bekleyişte. En azından şu günlerde birkaç söz umudu, geleceği kurgulayabilme yorgunluğuna katkı verecek. Kavgalardan, kinlerden arınmış ya da en azından ertelenme becerisine ulaşmış belirleyiciler.

Köşe yazarı değil, bir miktar futbol yorumcusuyum. ‘Hayatın İçinden’ köşesi, Milliyet Ege’nin Spor Müdürü Mehmet Demirtaş’ın üzerime abanmasından, daha çok da zorlamasından kendine bir yer buldu. Tekrar başa dönersek, bu yıkıcı süreçte eğlencelik, gülümseten bir şeyler istedim bu kez bize ayırılan mekânda.

Sergen Yalçın, futbolculuğunda da hazırcevaplılığı, sempatik gülüşü ve de yanıtlarıyla okuyanı kendine çekerdi. Bastırılmış egosuyla her koşulda rahat, içten, sempatik bir figür... Bu bağlamda ülkemizde değil, dünyada sol ayağından hünerini futbol topunda izlenebilir kılan futbolcudan biri. Neyse uzatmayalım...

Sergen’le yapılan muhabbet şöyle...

Muhabir: Çok koşsaydın nasıl bir futbolcu olurdun?

Sergen: Çok koşsaydım atlet olurdum, futbolcu değil!

Muhabir: Sergen, Pierre van Hooijdonk senden daha iyi frikik atıyor diyorlar. Ne diyorsun?

Sergen: O çalışmış, yapmış. Bizimki Allah vergisi!

Muhabir: Bülent Korkmaz da 33 yaşında ama hâlâ ekstra çalışıyor. Bu durum seni rahatsız etmiyor mu?

Sergen: Bülent yeteneksiz. Antrenman yapmazsa oynayamaz. Ben yetenekliyim. O yüzden antrenman yapmama gerek yok!

Muhabir: Sergen, 10-12 yaşındaki çocuklar İddia oynuyor. Ne diyeceksin?

Sergen: Almanya’dan uzak dursunlar. Çok sürpriz oluyor.

Sergen Yalçın futbolculuğunda buydu, bugün teknik adam. Bugün benzer soruları sorsak neler söylerdi acaba? Sergen’in söyleyebileceklerini günümüz futbol dünyasının çekici figürlerinden Jose Mourinho seslendirmiş. “Bir antrenör her şey olmalı: Taktisyen, motivatör, lider, yöntembilimci, psikolog... Bir üniversite profesörü bana demişti ki, ‘Sadece futboldan anlayan bir antrenör, hiçbir zaman en iyisi olamaz. Her antrenör futboldan anlar, asıl fark diğer alanlarda yaratılır.’ Felsefe profesörüydü, ben de mesajı aldım.”

Sergen Yalçın ile Jose Mourinho karşılıklı söyleşi yapsaydı, tartışma ilginç olurdu. Sergen Yalçın’ın yönelimi, koşuculardan yana değil. Akıldan, teknikten, beceriden... Yani beyinsel yaratıcılık. İşte burada da Sergen Yalçın’ı onaylayan bir şampiyonun sözleri “Bacaklarım kuvvetli olsa da beni şampiyon yapan beynimdi”... Michael Johnson-kısa mesafe koşucusu...

Sporun tüm dallarında yaratıcılık çok değerli. Lakin yaratıcılığınızı görünür kılan, kaslarınızdaki güçtür. Ben böyle düşünüyorum. Tersini düşünen varsa tartışırız. Ama pandemiden sonra... Bitirirken bir ünlüden daha gülümseyin...

Muhabir: İspanya’da başarılı olabilecek misin?

Maradona: Top orada da yuvarlak değil mi?

Esen kalın, iyi pazarlar...

Top orada da yuvarlak değil mi

Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.

Niçin, biz bir defa doğuyoruz?

Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

Öğretici üzerine

Öğretici gerçekten akıllıysa,

Sizleri kendi aklının evine sokmaya değil,

Fakat kendi aklının eşiğine doğru yürütmeye çalışır.

Gökbilimcisi size uzaydan edindiği bilgiler hakkında konuşabilir,

Ama sizlere anlayışı veremez.

Müzisyen, evrenin her yanındaki ahengi sizlere duyurabilir,

Ama o ahengi tutabilecek kulağı ve onu yansıtacak sesi veremez.

Ve rakamların bilimiyle uğraşan kimse,

Sizlere ölçü ve tartının yapısallığından söz edebilir,

Ama sizleri onların âlemine sokamaz.

Çünkü, bir insan duyuş ve anlayış kanatlarını

Bir başkasına ödünç veremez.

 

Halil Cibran-Hayata Yön Veren Öyküler

Ne demişler?

“Bir romanın iyi bir eser olup olmadığını anlamak için, okuyanın hayat görüşüne herhangi bir ilave yapıp yapmadığına bakarım.”

Virginia Woolf

“Bilginin kendisi ‘güç’tür.”

Francis Bacon

“Düşünme olmaksızın öğrenme emek kaybıdır; öğrenme olmaksızın düşünce ise tehlikelidir.”

Konfüçyüs

“Mutluluk, bilginin kendisinde değil, bilginin edinilmesi sürecindedir.”

Konfüçyüs

“Eğitilmişlerin umutları, hiçbir şey öğrenemeyenlerin zenginliğinden daha güçlüdür.”

Demokritos

Aydın

Karanlığı ölçemeyiz.

Karanlık, aydınlığın olmadığı yerdir.

Biz ancak aydınlığı ölçebiliriz.

Bir yerde aydınlık azaldığı zaman orada karanlık olur.

Dolayısıyla karanlık etken değil edilgendir.

Esas etken olan aydınlıktır.

Aydınlığın ölçüm birimi

Lüks’tür.

Lux olarak yazılır, Türkçe’de lüks olarak okunur ve tanım olarak da birim yüzeye değen ışık miktarıdır. Toplumda “AYDIN” olarak bilinen insanlardan beklenen etraflarına ışık yaymaları, aydınlatmaları ve karanlığın azalmasını sağlamalarıdır, yani lüks değerlerinin yüksek olmasıdır.

 

          (Hande Özdinler-Herkese Bilim Teknoloji)

 

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber