Geri Dön

Toparlan artık Göztepe

Spor Toto Süper Lig’de Gençlerbirliği’ne deplasmanda 3-0 yenilen ve galibiyet hasreti 6 maça çıkan Göztepe, sezonun en kötü performansını Ankara’da sergiledi. İlk 5 ’e girme şansını da tepti

Toparlan artık Göztepe

Bülent Buda: ‘Dünyada her türden insana gereksinim vardır. İyimserler uçağı, kötümserler paraşütü icat etti.’ Öylesine aklıma geliverdi bu sözler. Özel bir amacı yok. Gençlerbirliği maçını izliyorum. Beto, Kadu, Castro yok. Üstüne bir de Traore atıldı. O nedenle takım bu denli pozisyon veriyor. Topu ileriye taşıyamıyor diye söyleniyorum. Sonra peki aklıma geliyor, Osmanlı maçında hepsi vardı. Yine de 3 yediler. O nasıl oluyor? Lig zor, kavga büyük. Lokma aslanın midesinde. Çıkaran kazanıyor. Göztepe’nin yedek kulübesi gereksinim duyulduğu zamanlarda oyuna yeterince destek veremiyor. Sezon başından bu yana takım değil yedi sekiz futbolcu konuşuluyor. Ghilas, Scarione, Ömer ve diğerleri diyelim 22 haftadır yok. Demba Ba’nın niteliğiyle ilişkin sorun yok, gücü eksik. Yani diyeceğim o ki gökyüzünde bulutların üstünde süzülmek güzel bir duygu. İyi de uçak inişe geçti. Şu paraşütleri bir yoklasak mı bakıma mı göndersek...

Mehmet Demirtaş: Tamer Tuna, Süper Lig’in en başarılı hocalarından biri. Onun Göztepe’ye kazandırdıklarını da kimse inkar edemez. Sarı kırmızılı takım ilk yarıyı zirvede bitirdiyse onun eseri hepimiz şapka çıkardık. Ama genç Teknik Direktör ligin ikinci yarısı aynı başarılı grafiği takımına çizdiremedi. Gençlerbirliği karşısına Beto, Kadu, Castro gibi üç önemli oyuncudan yoksun olarak çıkacak Göztepe’nin neler yapabileceğini merak ediyorduk ve tereddütlerimiz vardı. Çünkü özellikle Kadu’nun yokluğunu doldurabilecek bir oyuncu hala bulunamadı. Hedef Avrupa ise bu yolda illaki kar, yağmur, çamur olacak gül bahçesinden geçilmeyeceğini Tamer Hoca bizlerden iyi biliyor ancak haftalardır oyuna yapılan müdahalelerin dakikalarıyla, değiştirilen oyuncular bile aynı. İlk yarıda deplasman fatihi olan Göztepe Gençlerbirli karsıyokları oynadı. Maçın başında yenilen bir erken gol, 29. Dakikada 10 kişi kalıyorsun sorunun buradan kaynaklandığı düşünülebilinir ancak takım iseniz mücadele hırsınızdan ve kazanma arzunuzdan son düdüğe kadar terinizin son damlasına kadar savaşmalısınız en azından kalan haftalar için bunu başarmalısınız. Geçtiğimiz sene bu zamanlar geri sayım başlatmıştık Süper Lig için şimdi tam zamanı Göztepe o hırsla savaşma zamanı…

Fatih Tanfer: Göztepe Ankara deplasmanında 3-0 mağlup olduğu maç sonrası maç kritiğimde 3 etkili iyi oyuncusunun olmaması, bu eksikler yetmezmiş gibi üstüne Traore’nin 29. dakikada oyundan atılıp takımını 10 kişi bırakmasının mağlubiyetteki önemli nedenler olduğunu sıralamıştım. Her takımın sezon içerisinde kötü günleri olacaktır. Bu maçta öyle oldu diyelim. Sezon başında Başkan Sepil doğru bir tespitle bu yıl ki hedeflerinin ligde kalmak olduğunu açıklamıştı. Göztepe ilk yarıda öyle müthiş performans sergilediki sonuçta devreyi 30 puanla kapattı. Hedefler büyüdü. Taraftarda Göztepe hiç yenilmeyecek düşüncesi oluştu. Ancak unutulmasın ki Göztepe yeni kurulan bir takım ve kadro yapısının getirdiği gerçekler var. (Yazılarımı takip edenler Aralık ayı başından itibaren bu sıkıntıları dile getirdiğimi görecektir.) Hedefler büyüyünce hayal kırıklıkları da büyüyor. Onun için Göztepe’de asıl olan Başkan Sepil’in ifade ettiği gibi kulübün geleceği, önce sağlıklı mali yapı ve tesisleşmekten geçer. Bunlarında gerçekleştiğine inanıyorum . Lütfen moral bozukluğuna gerek yok. Çünkü başka Göztepe yok. Sivas maçından başlayarak her Göztepeli’nin sevgisini ve takıma ilgisinin artarak devam etmesini öneriyorum.

Seriye devam Akhisar

Bülent Buda: Karabükspor karşısında nasıl olsa düştü, kolay bir deplasman denilebilir. Öyle değil. Karabükspor, neredeyse düşmesi kesinleşmesine rağmen sert, baskılı, futbolla birşeyleri kanıtlama isteğiyle oynuyordu. Bir takımda oyun alanı dizilişinde istikrar önemli. Okan Buruk’ta böylesini gözetiyor. Takım, karşı takım üzerinde fazlaca baskı, ağırlık duyumsatmıyorlar gibi görünüyor ama ince ince işliyorlar oyunu. Etkisiz gibi görünüp pozisyon üretiyorlar. Pas akışını oturtuklarında rakip savruluyor. Karabük’te Larson’u sevdim. Seleznov, çok koşuyor, rakip savunmayı yoruyor, biraz da kişisel gösteriyi seviyor sanki. Olcan çıkınca kaygı duydum. Yerine giren Mudat’ın yere iyi basan adımlarını izleyince bu çocuk bugün büyük işler yapmaya aday dedim. Soner, Sissoko, Eray üçlüsü orta alanı iyi tuttular. Savunma dörtülüsü kusursuzdu. Lukas’ın dalga geçtiği iki pozisyon var heyecanlandık. Ve Mustafa Yumlu. Yılın fenomeni olmaya aday. O uzun boyuyla bana daha büyük görünüyor. Seviyorum bu genç adamı.

Fatih Tanfer: Akhisarspor herkese kolay gelen ancak bence zor Karabük deplasmanından 3 golle, 3 puanla beraber birazda rahat nefes aldı. Takım halinde doğru biçimde oynadılar. Bölgesel paylamışları çok iyiydi. Orta alan ve defans rakip ataklar karşısında takım halinde kaymaları son derece yerinde ve doğruydu. Maçın ilerleyen dakikalarında üretken oyuncuları devreye girdi. Lopes sağdan, Ömer Bayram soldan ataklara katıldı. Takıma dinanizm sağladılar. Soner’in liderliğinde iyi pas yaptılar. Kurdukları üçgenlerle cezaalanına girdiler ve pozisyon yarattılar. Eray ve Sisokko orta alanda etkili ve görev paylaşımında başarılıydılar. Maç boyunca takım halinde bitmeyen enerji ve agresif oyunuyla hakettikleri üç puanı aldılar. Futbol takım oyunudur. Oyuncular arasında ayırım yapılmamalıdır ifadesine bir noktaya kadar katılırım. Son haftaların formda ve en önemlisi yürekli oyuncusu Mustafa Yumlu’yu görmemezlikten gelmek, hakkını vermemek adaletsizliktir. Okan Hoca’da kadro mühendisliğindeki doğru tercihleri ve doğru oyun anlayışıyla tebriği hak ediyor.

Gençlerin ayak sesleri

Bülent Buda: Antep’te hakem bitiş düdüğünü çaldığında Hüseyin Hoca derin bir oh çekmiştir. Ben çektim. Önce Sayın Çağatay Şahan, kendileri maçın hakemi. Uğur’a çıkardığı kırmızıyı, çaldığı penaltı düdüğünü, güzel ülkemin tüm sahalarında tüm takımlarına tüm futbolcularına öttürürüüm diyebiliyorsa ellerinden öpülür. Geçelim.. Bu takımın oturmuş bir düzeni var. Hasan sakatlandı. Uğur kırmızı. Kulübede bir stoper var Recep. Öteki tarafa Deniz benden olur dedi. Ayarlar bozuldu. Öyle ya da böyle bu sıkıntılı, kaygılandırıcı zaman dilimi bir biçimde geçildi. Biz yine dönelim Samsun’a. Bakın, orada yitirilen iki puana içim acıdı resmen. Hüseyin Hoca oyunumuzu oturtamadık, kendi oyunumuzu oynamamadık diyor. Ne derse desin. Öyle saçma sapan bir gole giden iki puana yanarım arkadaş. Bir de biz bazen haddimizi de aşıyoruz. 6 maç 3’ü deplasman 16 puan alınmış, üstüne de yenilmezlik eklenmiş hala doyuma ulaşamıyoruz. Samsun, Bornova’da gerideyken 3 hücumcu santrafor sürdü sahaya. Altınordu’nun kulübesinde Mirkan’ın, Barış’ın, Erdoğan’ın, Kerim’in seçeneği yok. Nasıl oluyor o zaman bu işler.

Fatih Tanfer: Altınordu Gaziantep karşılaşması tam da düşündüğüm gibi oldu. Ligin son sırasında olmasına rağmen kendini ispatlamak isteyen Gaziantepli gençler öncelikle devamlı alan daralttı, boşluk bırakmadı. Dakikalar ilerledikçe oyundan düşmesini beklerken enerjik oyunlarına devam ettiler. Altınordu, ilk tehlikeli atağında kornerden gelen topta Uğur Arslan’la golünü attı. Kendisini her fırsatta çok beğendiğimi belirttiğim Uğur, rakip oyuncuya yaptığı hareket sonrası gördüğü kartla beni hayal kırıklığına uğrattı. Uzatmalar hariç 63 dakika 10 kişi oynamak elbette kolay değildi. ikinci yarı daha doğru ve kontollü oynadı. Sertlik baskısına karşılık verdi. Gaziantep’in oyun kurmasına engel oldu. Takım halinde büyük bir mücadele sergilediler. Oyuna sonradan giren Recep ve Berkay’da Altınordu’nun oyununa büyük katkıda bulundular. Daha sonra deneyim, beceri ve kapasite farkı da ortaya çıkınca Altınordu kendisi adına çok önemli 3 puanı aldı
Mehmet Demirtaş: Altınordu, Gaziantepspor’u deplasmanda 1-0 yenerek 36 puana ulaştı. Ligin ilk yarısında inişli çıkışlı bir grafik çizen Altınordu hepimize hayal kırıklığı yaşatmıştı. Devre arasında yapılan nokta takviyelerle Hüseyin Hoca sanki sihirli değneğini değdirdi bu gençlerin üzerine ve ikinci yarıda oynanan 6 maçta 5 galibiyet ve 1 beraberlik alarak bir kez daha rüştünü ispatladı. Kalede Erce ve Hasan’ın defanstaki performansı savunma hattını toparladı. Hücum Kerim Avcı ve Barış Alıcı büyük katkı veriyor takıma. Tabi Erdoğan ve Mirkan’ın performanslarını es geçemeyiz.Kısaca bu gençler hırsları, mücadeleleriyle alkışı sonuna kadar hak ediyor...

Gücü bu kadar!

Bülent Buda: Oyun alanından çıkan sonuçlar, futbolcuların nasıl oynadıkları, attıkları, atamadıkları ya da yedikleri goller konuşulacak şeyler değil bunlar. Bu yoksullukta çıkıyor genç adamlar koşuyorlar, yarışıyorlar. Taner Hoca’nın karakterine uygun bir duruş sergiliyorlar. Çok ciddi bir Manisa olayını artık ironi yaparak aşmaya çalışıyoruz. Taner Hoca gelmeseydi, Manisalılık damarı kabarmasaydı, hala böylesine ter akıtan bir takımı izleyebilmek olanaksızdı. Zorlanarak ıkına sıkına yazıyorum. Hayat, futbol böyle bir şey işte. Manisalı futbolcuların alanda çırpındıkları gibi. Biz de hiç işe yaramayan bir şeyler gevelemeye çalışıyoruz bu aşamada.

Mehmet Demirtaş: Sezon başından itibaren birçok sorunla boğuşan Manisaspor’da yapılan kongre sonrası yeni başkan Gökay Budak seçildi. Yeni umutlar besleyen Manisaspor yeni yönetimi ile ilk deplasman olan İstanbulspor karşısında uzatma dakikalarında çok tartışılacak bir penaltıyla karşılaşmayı 1-0 kaybetti. Normal süresi 0-0 biten karşılamada maçın hakemleri 7 dakika uzatma kararı vermelerine rağmen 90+8’de Mikic’e de kırmızı kart gösterdi. Manisaspor’un 2 hafta üst üste hakem kararlarıyla adeta 6 puanı elinden alınmış oldu.

Bu sonuçla Manisaspor 14 puanda kaldı. Umudumuz bu sezon Manisaspor’un her türlü zorluğa rağmen sonuna kadar mücadele vermesi ve ligde kalması yönünde. Yeni yönetimle beraber artık birliktelik sağlanmalı, Manisalıyım diyen herkes takımlarını yalnız bırakmamalı. Tıpkı İstanbulspor deplasmanında takımını 90 dakika tek başına destekleyen koca yürekli genç arkadaşımız gibi.

Fatih Tanfer: İstanbulspor karşısında 90+6’ya kadar gücünün yettiği ölçüde takım halinde oyun disiplininden taviz vermeden en önemlisi yüreklerini sahaya koyarak oynadılar. Elbette İstanbulspor ile arasında güç farkı olması nedeniyle maç ikinci yarı tek kaleye döndü. Başta kaleci Göktuğ, Ümit Yasin, (90+6’da verilen penaltı kararı bence ağırdı) hakikaten iyi oynadı. Genç oyuncular çok iyi mücadele ettiler. Ancak futbolun gerçekleri var. Son saniyede gelen penaltı golüyle sahadan puansız ayrıldılar. Takımı bu hale getirenler nasıl olsa gittiler. Yeni yönetimde elinden gelen çabayı artık göstersin. Yazık hem de çok yazık..

Fena savruldular!

Fatih Tanfer: Balıkesir Rize deplasmanında maçın ilk yarısında iyi oynadı. İki takımda 40. dakikaya kadar çok tehlikeli pozisyonlar yaratamadı. Balıkesirli Furkan’ın şutunu kalecinin önlemesi şansızlıktı. 40. dakikadan itibaren Rizespor tempoyu hızlandırdı. Hücumda alanı genişletti. Ve bilhalhassa soldan Mehmet Uslu’yla etkili oldular. Ancak yine de maçın kırılma anı Abdülkadir’in sakatlığı nedeniyle vuramayıp kaçırdığı goldü. Rize baskıyı öne götürdü. Dakikalar ilerledikçe bireysel oyuncu yapısında çok kötü performans sergileyen Balıkesirli oyuncular nedeniyle 17 dakikada 3 gol yedi ve çabuk teslim oldu.

Bülent Buda: Önce Elazığ maçı, Abdülkadir’in nefis kafa golü ile öne geçtiler. Arkasını getiremediler. Konuk takıma iyi pas ortamı bıraktılar. Pozisyon üretmelerine olanak tanıdılar. Eşitlik golünü yediler. 87’de Vukovic penaltı kurtarıyor. Penaltının ardından bile Balıkesir kalesinde adeta kabus yaşanıyor. Bence 2 puan yitirilmedi, bir puan kazanıldı Elazığ maçından. Gelelim Rize’ye, uzun aradan sonra Okan, Foxi ilk 11’de. Sedat’ta öyle. Nizamettin kart cezalısı, yokluğu duyumsandı. Bu manzara da Burak kulübede. Giray Hoca oyun alanı dokunuşlarına her maç farklı ivme katıyor. Skoru biliyoruz, 3 fark. Daha fazlası oalbilirdi. Hoca maç sonrası konuşmasında Abdülkadir’in gole dönüştüremediği ve sakatlanıp çıktığı pozisyonda kalmış. Konuşacağı başka şeyler varken. Sevgili hocam özellikle maçın ikinci yarısında Rize’nin atak sayısına, kaçırdığı gollere ben yetişemedim. İyi ki kalesinde dik duran, adeta tek kişilik savunma yapan Vukovic var. Elazığ karşısında takım oyundan düştü. Rize’de biraz daha düştü. Futbolcular üç pas yapamıyor. Oyunu soğutamıyor. Hocam siz bilim insanısınız, sözlerinizden rasyonel yaklaşımlar beklenir. Çok basit, şöyle diyebilirsiniz, “Elazığ maçında da Rize’de de kötü oynadık. 5 puan yitirdik. Hızla toparlanıp, düzelmeliyiz.” Hepsi bu, çok mu zor?

Fatih Tekke ile coştular bir kere

Bülent Buda: İlki deplasman, iki sıkı rakip karşısında gol yemeden 4 gol 6 puan. Fatih Hoca’dan harika başlangıç. Tekke’nin ‘duygu bütünlüğü’ çağrısına futbolculardan karşılık geldi yengilerle. Futbolcularda iletişim giderek gelişiyor. Alan paylaşımı ile akılcı savunma, karşı ataklardaki pas akışı gollere ulaşmayı olanaklı kılıyor. Hoca’nın oyun alanı hamlelerinde zamanlama ile seçimleri takımını kısa sürede tanımış odluğunun göstergesi. Ziya gol bölgelerinin parlayan yıldızı atıyor, attırıyor. Çok istekli, üretken. Aissati özellikle Ümraniye karşısında müthiş iştahlı, üretken, atakları düzenlemede öne çıkan isimdi. Pazar gübü Antep’te sıkı bir maç daha onları bekliyor. Gazişehir, Eskişehir’den farklı yengiyle döndü, çok formdalar. Üst düzey bir oyun izleyeceğiz. Puan ya da puanlarla Antep’ten dönüş çok keyifli olacak.

Fatih Tanfer: Lider Ümraniyespor’dan aldığı 3 puanla hem Giresun’dan aldığı galibiyeti taçlandırdı hem de tehlikeli bölgeden çıkmak adına umutlandı. İstek ve mücadele gücü üst düzeydeydi. Rakip 10 kişi kaldıktan sonra istediği baskıyı kuramadı. Ümraniye alanına kapandı, Denizli ise baskılı gibi görünse de etkili değildi. Ancak Fatih Hoca’nın tam zamanında yaptığı müdahale ile Eze ve Kappel oyuna girince etkili oldular. Ziya attığı gol ve yaptığı asistle maçın yıldızıydı. Ancak ben ayrıca çalışkanlığı, zekası ve çok yönlü bir oyuncu olması sebebiyle Ismail Aissati’yi çok beğendim. Haftaiçi olmasına rağmen tribünlerde takıma pozitif katkısı olan seyirci de alkışı hak etti. Kısacası bu oyun anlayışı ve gücüyle Denizlispor, geleceğe umutla bakmaya neden oldu.

Mehmet Demirtaş: Denizlispor, Ümraniyespor’u 2-0 mağlup ederek ligde kalma yolunda altın değerinde bir 3 puan kazanırken, şampiyonluk yarışı veren rakibine darbe vurdu. Bir ay önce düşme hattındaki Manisaspor’da görevi bırakan, geçtiğimiz hafta ise Denizlispor ile anlaşan Fatih Tekke teknik sorumluluğundaki takım, altın değerinde 3 puanı alırken, düşme potasından da sıyrıldı. Fatih Hoca takım üzerine etkisini fazlasıyla koydu. En basit örneği maçtan bir gün öncesi sabaha karşı 4’te yaptırdığı antrenmanla adeta ben buraya oturmaya değil bu takımı bu sene ligden düşürmemeye geldim dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber