Geri Dön

Trabzon panteri

Göztepe, deplasmanda Trabzonspor ile golsüz berabere kaldı. Maçın adamı Beto, Karadeniz ekibinin Göztepe kalesine gönderdiği 9 isabetli şutu da kurtardı ve büyük alkış topladı

Trabzon panteri

Bülent Buda: Beto, sen çok güzel bir insansın. Kalecisin, futbolcusun demiyorum. Çok özel, farklı bir kimlik barındırıyorsun kendinde. Maç bitiyor, 3 gollük kafa şutunu önlediği Okay ona sarılıyor ve sırasıyla neredeyse bütün Trabzonlu futbolcular Betoy’la kucaklaşıp onu kutluyor. O da onları teselli ediyor. İnsanın gönül tellerine dokunan görüntüler bunlar. Pazartesi akşamı muhteşem bir Beto olmasaydı kalede, bu maç bir olasılıkla farka giderdi. 9 kurtarış yazıyor ekranın altında. Beto’nun muhteşem kaleciliği ile elbette göneniyoruz. Böylesine sorunlu bir maçtan tek puan çıkarmak sevindirici elbette. Lakin Göztepeli futbolcuların kazandıkları topları, iki pas yapamadan rakibe teslim etmelerini, bu denli geriye yaslanarak alanı neredeyse bütünüyle bırakmalarını, gol olabilecek fırsatlarda, karşı ataklarda acelecilik, acemilere özgü telaş... Bütün bunları da düşünüp konuşmalıyız, tartışmalıyız. Bu bağlamda Göztepeli futbolcuların ligin ilk yarısındaki dış saha maçlarındaki özgüvenli, oyuna ağırlığını koyan, etkili pas akışını uygulayan karakterini de özlediğimizi söylemeliyiz. Yine de bu zor maçtan çıkardıkları 1 puan için takımı kutlayalım. Bu arada unutmadan Demba Ba’nın uzak mesafeli şutu da etkileyiciydi.

Demba Ba umut verdi

Fatih Tanfer: Göztepe, Trabzon deplasmanından çok önemli 1 puan aldı. Öncelikle bir gerçeği kabul etmemiz gerekir. Trabzonspor bugüne kadar en iyi oyununu oynadı. Sürekli pozisyon kovaladı ve duran toplarda çok etkiliydiler. Bilhassa ilk yarı boyunca Göztepe hücumda etkisizdi ve istenilen oyunu oynayamadı. Orta alanda çok top kaybı yaptı. Futbol hakikaten heyecan verici güzel bir oyundur. Yetenekli oyuncular sayesinde çok daha güzel oluyor. Örnek mi? İşte maçın kahramanı kaleci Beto. Maç boyunca 9 net gol kurtardı ve maça damgasını vurdu. Refleksleri, kalede doğru yer tutuşu ve oyuna konsantrasyonu üst düzeydeydi. Elbette Göztepe, başta defans oyuncuları olmak üzere büyük bir direnç gösterdi. Kadu her zamanki gibi kale gibiydi. Göztepe’de ikinci yarı Demba Ba oyuna girince ne kadar çok yönlü bir oyuncu olduğunu gördük. Çok iyi yaptığı alan açma, servis ve hücum bağlantılarını iyi kurdu. Halil’e attığı gollük pas ise harikaydı. Gelecek umut verdi. Göztepe takım halinde son düdüğe kadar mücadele etti. Bu mücadelesine Beto’nun harika oyunu da eklenince 1 puanla döndü.

Mehmet Demirtaş: Göztepe-Trabzonspor deplasmanında, etkili olan taraf ev sahibi ekipti. Trabzonspor, Göztepe kalesini 16 kez yokladı ancak kaleci Beto’yu geçemedi. Beto, kalesine gelen 9 isabetli şutta gole izin vermedi ve takımına 1 puan kazandırdı. Beto kurtarışlarının yanı sıra gol atamadığı için takımına 1 puan kazandırdı. Maçın adamı Beto diyoruz ancak hakkını verelim Göztepe’de, defansta oynayan Kadu’nun da katkısı büyüktü. Demba Ba ilk kez forma giydiği karşılaşmada beklenenden iyi oynadı. Uzak mesafeden şutu ve Halil’e yaptığı asist ile önemli bir katkı sağlayacağının sinyalini verdi. Göztepe, maçın genelini kendi sahasında geçirdi. Sarı kırmızılılar her iki yarının başındaki saman alevi gibi atakların dışında rakip kaleye gidemediler.

Sadece Beto yetmez!

Yine de Göz Göz, bu ataklarda az da olsa pozisyon bulmayı başardı. Göztepe’nin öz evladı Halil Akbunar iyi bir futbolcu. Ancak biraz daha güçlenmesi gerekiyor. Göztepe orta sahaya maç boyunca hakim olamadı. Ara transfer döneminin en iyi transferi diye adlandırılan Poko, oldukça kötü bir maç çıkarttı. Sabri de etkisiz kaldı. Trabzonspor’un orta sahada etkili bir baskı kurması da Göztepe’nin kendi oyununu oynamasına engel oldu. Sonuç olarak zorlu Trabzon deplasmanından alınan 1 puan mutluluk verici ancak her zaman Beto performansıyla puan toplayamazsınız. O nedenle Tamer Hoca’nın gerekli önlemleri alması gerekiyor.

‘Önemli 1 puan’

Göztepe’nin Portekizli kalecisi Beto, Trabzonspor ile golsüz berabere kaldıkları maçın ardından yaptığı açıklamada zor bir maç oynadıklarını kaydetti, “Takım olarak aldık bir puanı. Burada Trabzonspor’a karşı oynamak çok zorlu bir durum. İyi savaştık ve iyi mücadele ettik. Maçta 9-10 pozisyon kurtardım. Ancak gerçek Göztepe’yi sahaya yansıtamadık” dedi.

Ege’de Haftanın Takımı: Göztepe-Altınordu

Haftanın En İyileri: Beto, Kadu (Göztepe) Erdoğan, Uğur Arslan (Altınordu)

Haftanın Teknik Direktörü: Tamer Tuna (Göztepe) Hüseyin Eroğlu (Altınordu)

Akhisar’da galibiyet özlemi çığ gibi büyüdü!

Bülent Buda: Okan Hoca bir galibiyete gereksinimiz var diyor. Doğru. Ancak takım o gereksinmeyi karşılayacak nitelikte futbol oynamıyor. Oyun alanı dizilişleri, seçimler teknik birimin işidir. Onun yerine şunun oynaması gerekir demek ukalalık olur. Akhisar’da birincil temel sorun basit goller yiyor. Kolay pozisyon veriyor. Futbolcuların alan paylaşımı sorunlu. Ataklarda, final paslarında ve de dokunuşlarında çarpıcı bir gerileme var. Kötümser olmak tehlikeli biliyorum. Ancak bu yöneliş tatsız kötü şeyleri çağrıştırıyor. Bu kadro daha iyisini yapabilecek yetenek ve beceride. Öylesini bekliyoruz.

Son vuruşlar çok zayıf

Fatih Tanfer: Akhisarspor Kasımpaşa karşısında takım halinde iyi bir efor sarf etti. İlk yarıda sağdan Lopes ve Larsson ile iyi ataklar geliştirdi. Maç yazımda da belirttiğim gibi bitirici oyuncu eksikliği açık bir biçimde belli oluyor. Savunmada dikkatliydiler. Hem Ömer, Hem Lopes ataklara katıldılar. Ancak ikinci yarıda sonucu yetenekli ve üretken futbolcular tahin eder düşüncesini doğrulayan Kasımpaşalı Trezeguet devreye girdi. Önce Lopes solda oynarken, soldan sağa geçti. İlk yarıdaki baskıdan kurtuldu ve attığı iki golle Kasımpaşa’nın galibiyetini sağladı. 12 haftadan beri süren galibiyet hasreti sonrası gelinen noktanın sıkıntılı olduğu bir gerçek. Asla lüzumsuz telaşa ve hayal kırıklığına yer yok. Trabzonspor’a deplasmanda 6 gol atan takım buydu. Sevdiğim bir söz vardır. Mağlubiyetler sonrası ümitsizliğe kapılma. Her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar. Mühim olan iyi bir başlangıçtır. Haftalardır süre gelen bu kötü gidiş Bursaspor’dan alınacak 3 puanla başlangıcı yapar. Akhisarspor’da her zamankinden fazla birlik, beraberlik ve dayanışma şart. İki maçtır büyük destek veren seyircinin bu desteğinin artarak devam etmesi de çok önemlidir.

Mehmet Demirtaş: Akhisarspor, Kasımpaşa’ya, 90+5’te Trezeguet’nin golüyle 2-0 mağlup oldu ve tehlike çanları çalmaya başladı. En son Trabzonspor’u deplasmanda 6-1 skorla geçen Akhisarspor o tarihten bugüne kadar 12 maçtır galibiyet yüzü görmedi. Ortada bir sorun var ancak sorun oyuncuların taktiksel anlayış olarak hazırlanamaması değil psikolojik olarak hazırlanamaması. Maç için söylenecek fazla bir şey yok her zamanki mücadeleden, disiplinden yoksun olan bir oyun tarzıyla, tamamen rastgele gelişebilecek ataklar ile golü kovalamaya çalışan bir takım izledik. Okan Hoca maç sonu yaptıgı röportajda forvetlerin gol atamadığından yakınıyor. Gol atamayan oyunculara her hafta sabırlı davranıp süre veren sen değil misin hocam? Geçtiğimiz sezonun aynısını izliyor gibiyiz. Akigolarda bir düşüş vardı, Okan Hoca geldi ve seri galibiyetlerle takımını sırtladı. Umudumuz bundan sonraki süreçte de Okan Hoca farkını ortaya koyacaktır.

Geliyor Türkiye’nin ALTINORDU’su

Bülent Buda: Balıkesir’in de katkılarıyla iki erken güzel gol. İlk yarının bitimine doğru bir net daha Balıkesir’den Burak’ın çizgiden çıkardığı. Konuk takım, 30 dakika Altınordu’ya alan bıraktı, topu unuttu. Garip bir tutum içinde izleyici koltuğuna oturdu. Bu süreçte derin soluk aldıracak üçüncü gol ile Balıkesir’in gardını tam düşürmek olasıydı. Balıkesir işin ayırdına varıp Giray Hoca hamleleri de yapınca, Abdülkadir’den de gerçekten güzel bir duran top golü gelince, telaş mı, korku mu, kas gücünde azalma, zihinde yorgunluklar mı diyelim.. Bir tek 72’de Barış oyuna rahatlık getirecek gol pozisyonuyla buluştu. Her şeye karşın 3 maç 9 puan, iyi sonuçlar doğrusu. Takımı ligde tutma, bende varım özgüveninin teminatı gibi bir şey.

Fatih Tanfer: Altınordu ikinci yarıda oynadığı 3 maçta, aldığı 3 galibiyet ve 9 puanla puanını 29’a çıkardı. Balıkesir maçına gelince birinci yarıda çok iyi oynadı. Takımın tamamına yakınında yüksek kapasite ile yorulmadan ve hiç tempo azaltmadan total bir oyun anlayışı vardı. Ve hemen maçın başında attığı iki golle öne geçti.

Play Off’u zorlar

Altınordu takım halinde sahip olduğu futbol aklı ile oyunun hakimiydi. Ancak ikinci yarı roller değişti. Balıkesir daha etkiliydi. Önce orta alanda Kerim Avcı ve Deniz oyundan düştü. Hücumda çoğalamadı. Altınordu’da Hüseyin Hoca’nın yaptığı değişikliklerle takımın direnci arttı ve 3 puanı hanesine yazdırdı. Altınordu’nun bu galibiyetinde bilhassa birinci yarıda takım halinde iyi oynarken hücumda Erdoğan ve Barış yine başrol oyuncularıydı. Defansın merkezinde ise rahatlayan pozisyon bilgisi ve müdahaleleri üst düzeyde olan Uğur Arslan’dı. Altınordu geldiği bu noktadan sonra Play Off’u zorlayacak bir takım haline gelmiştir.

Mehmet Demirtaş: Altınordu, ligin ikinci yarısında oynadığı 3 maçı da kazanarak 3’de 3 ile 9 puan aldı. Rakiplerine Play Off yarışında bende varım dedi. Altınordu-Balıkesirspor, Ege derbisinde 3 puan parolasıyla çıktıkları karşılaşmada Erdoğan Yeşilyurt-Barış Alıcı ikilisinin harika atakları ve de ilk yarının 20’dakikalık bölümünde attıkları 2 golle Balıkesirspor’a adeta soğuk duş yaşattılar. Karşılaşmanın ikinci yarısı Balıkesirspor daha etkiliydi, ve bunun sonucunda Abdülkadir’in 30 metreden kulandığı frikikten attığı golle skor 2-1 oldu. Bu sonuçla Altınordu, puanını 29’a çıkardı. Balıkesirspor Baltok ise aynı puanla haftayı tamamladı.

Balıkesirspor geç uyandı!

Bülent Buda: İlk 30 dakika tribündekiler kadar oyuna seyirciydiler. Yadırgadım. Yedikleri iki şok golü anlamakta, yorumlamakta, karşı tepkiyi vermede bu denli gecikme anlaşılır gibi değildi. Futbol oyununda 30 dakika uzun bir zaman dilimidir. Yararlanılması, efektif kullanılması gerekir. Ama kayıptı. Balıkesirli futbolcular, o zaman dilimini Altınordu’ya adeta armağan ettiler. Burak ile Okan’ın bu 11’de olmaları gerektiği, böylesine bir görüntüden sonra fark edilmemeliydi. Abdülkadir’in nefis golünden sonra eşitliğe ulaşabilir öne de geçebilirlerdi. Çünkü tempolu basınca Altınordulu futbolcular bir biçimde sarsıldılar, yalpalamaya başladılar. O süreçte de Erce sahne alınca hiç beklemedikleri, ummadıkları sonuca rıza gösterdiler.

Fatih Tanfer: Oyuna iyi başlayamadı. Erken yediği gollerle adeta şok oldu. Defansının sağından Erdoğan’ın yaptığı ataklara engel olamadı. Bilhassa ilk yarıda Altınordu’nun hücumda başlattığı baskı nedeniyle defansından oyun kuramadı. Mecburen uzun toplarla oynamaya çalıştı. Giray Hoca, Burak ve Okan’ı oyuna alınca Balıkesir’in temposu yükseldi. Önce Altınordu’nun orta alanının iyi oyununu bozdu. Balıkesir’in bildiğimiz arzulu, enerjik oyun anlayışı geri geldi. Oyunun hakimi oldu. Abdülkadir’in şahane frikik golü sonrası, uzatmalarla birlikte kalan 30 dakikada büyük baskı kurdu. Takım halinde iyi pas yaptı. Kanatları iyi kullandı ancak olmadı.

Asla vazgeçme Manisa

Bülent Buda: Televizyonda maç anlatıcısı, stattaki güvenlik güçlerinin sayısı, tribündeki izleyicilerden fazla dedi. Bu ayıp bütünüyle Manisa halkınındır. Taner Hoca kolay pes edip paydos demez. Ligin ilk yarısında Perovic’in iştahlı formda oyununa bakıp bu futbolcu ikinci yarıda kalmaz diye düşünmüştüm. Yanılmışım. O bıraktığı yerden tüm iştahıyla gollerine devam ediyor. Asım Hamza Çebi’nin golü haftanın golü olmaya aday. İkinci yarıda önce Bakaki, ardından Billal’in vuruşları birinci sınıf gollük dokunuşlardı, direklerden döndüler. Ne demiştik? Taner Taşkın ile oyuncuları ligin bitimine kadar bu yarışı sürdürürler. Bizde ligin bitimine kadar Manisa’yı izlemeye devam edeceğiz.

Fatih Tanfer: Manisaspor son sıradaki Gaziantep karşısında aldığı 3 puanla puanını 14’e çıkardı. Futbolundan çok, yönetim sorunlarıyla gündeme gelen ama bu maçta da gördüğümüz gibi yalnız takım Manisaspor, bu sıkıntılarına puanlarının silinmesine rağmen bu yarışın içerisinde.

Oyuncular hırslı

Sezon başından beri, tabiri yerindeyse aslanlar gibi oynayan Kaleci Göktuğ’dan başlayıp Perovic’e kadar mücadele eden ve yine takımında kalmaya devam eden, onlara ilave alt yapıdan takıma kazandırılan genç oyuncular bu kadar soruna rağmen zihinsel olarak kararlı ve hırslıydı. Taner Hoca’yı yıllardır tanırım. Kolay pes etmez. Manisaspor’un ciddi tehlike yaşadığı bir gerçek. Hiç olmazsa bu takım ruhu olan abileriyle beraber yeni mücadelenin içine giren gençlere destek çok görülmemelidir.

Mehmet Demirtaş: Ben öncelikle Taner Hoca ve koskoca kalabalık bir şehirde yalnız bırakılmış aslan yürekli oyuncuları tebrik ediyorum. 10 futbolcusunu kaybetmiş bir takım. Taner Hoca sadece takımın hocalığını değil aynı zamanda kulüp başkanlığı yanı sıra kulubün muhasebeciliğini yapıyor. Kendi imkanlarıyla bulduğu küçük paralar ile işi idare etmeye ve elde kalan oyuncuları da motive ederek bu sene bu ligde kalabilmek adına savaşıyor. Bu kadar sorunların arasında boğuşan Manisaspor sahaya çıkıyor ve ilk yarıda bulduğu goller ile işi bitiriyor. Çok değerli 3 puanı hanesine yazdırıyor. Geriye 14 haftalık zorlu bir maraton kaldı. 8’i deplasman, 6’sı evinde. Bu haftaki rakip 2 haftadır galibiyet yüzü görmeyen Boluspor. Umut ediyorum ki terinin son damlasına kadar savaşan bu gençler emeklerinin karşılığını en azından bu sene bu ligde kalarak alırlar.

Denizli’de uyum sorunu!

Bülent Buda: 8 yeni transfer, takım hala tekliyor. Eskişehir’den iki golden fazlası gelebilirdi, eğer becerili olabilselerdi. O takımdan bir, ötekinden de bir derken, 8 yeni futbolcu katıldığında o topluluğa takım denmez. Toplama denir. Bir miktar ağır kaçıyor ama ne yazık ki öyle. Sonrada kulüpler batıyor, borçlardan belini doğrultamıyor. Para ağaçta yetişiyor sanki. Hasat mevsiminde topla topla menarjerlere, futbolculara dağıt. Ödeyemediklerinde de gelsin puan silmeler, cezalar. Neyse oyun devam ediyor fazla kırıcı olmayalım. Güzel günleri de umutla bekleyelim.

Fatih Tanfer: 8 tane oyuncu alınmış, yönetim riske girmiş (Hemen almasaydı dersiniz. Almazsa küme düşer, yönetim gerekli transferi yapmadı dersiniz.) Bu ülkede futbolun istenilen düzeye ulaşamamasının ilk sebebini hemen yönetimlerde bulurlar. Denizli ne yaptı? Orta alanda büyük pas hataları yaptı, kötü futbol oynadı. Kanat oyuncularından verim alamadı. Birkaç cılız atak haricinde baskılı oynar gibi göründü hiç de etkili olmadı. Eskişehirspor farkı açabilirdi. Seyircisiyle birlikte gördük ki inançlıydı. Denizli bundan sonra ne yapmalı? Kurtulmak için ne gerekirse onu yapmalı.

Mehmet Demirtaş: Denizlispor kendi evindeki hayati maçta Eskişehirspor’a 2-0 kaybetti. Eskişehirspor karşısında alınan yenilgi camianın da sabrını taşırdı. Takıma takviyeler yapılsa da kaderi değişmedi. Taraftar sorumlu olarak Reha Erginer’i gösterdi. Haksız da değiller. Denizli savunması tel tel döküldü. Hücum aksiyonlarında da etkisiz kalınca sonuç kaçınılmaz oldu. Denizlispor aldığı bu mağlubiyetle ligde en az puan toplayan ikinci takım olarak kayıtlara geçti. Kısaca atı alan Üsküdar’ı geçiyor. Umudumuz Denizlispor’un bu sezon bu ligde kalması yönünde.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber