Geri Dön

Zeytinyağlı da yeriz basma fistan da giyeriz

Bu yıl beş gün süren ve onbinlerce ziyaretçiyi ağırlayan 15. Ayvalık Zeytin Hasat Festivali’nde Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın ile bir araya geldik, sürdürülen projelerini ve hedeflerini konuştuk

Zeytinyağlı da yeriz basma fistan da giyeriz

Ayvalık’ın bu yıl 15. kez Uluslararası Zeytin Hasat Festivali heyecanını yaşadığı sıralarda etkinliğin mimarlarından biri olan Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın ile buluştuk. Hedeflerinin zeytinyağında AB tescili alarak markalaşmak olduğunu belirten Büyükçıvgın, “Yılda ürettiğimiz 6 bin ton zeytinyağı dünya pazarında olmalı. Zeytinin kıymeti, itibarı arttı. Sağlık açısından faydası anlaşıldı. Eskiden, ‘zeytinyağlı yiyemem, basma da fistan giyemem’ denirdi. Şimdi biz; zeytinyağlı da yeriz basma fistan da giyeriz diyoruz” dedi.

Aslen nerelisiniz?

1965 Çorum doğumluyum. Anne tarafım Selanik, baba tarafım Kırımlı. 2 kızım, bir torunum var. İlk, orta, lise eğitimimi Çorum’da tamamladıktan sonra üniversite eğitimimi Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde bitirdim. Daha sonra yüksek lisans yaptım ve ticari hayata atıldım. Uzun yıllar medikal sektörde satıcı-eğitimci olarak çalıştım. Türkiye’nin büyük hastanelerine laboratuvar sistemleri kurdum. 15 yıldır Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyesiyim ve son 2 yıldır da Ayvalık Ticaret Odası Başkanıyım. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ticaret Odaları Konseyi Yönetim Kurulu Konseyi üyesiyim.

Ayvalık’la ilk ne zaman tanıştınız?

İlk eşim Ayvalık’lıydı. 1990’da yerleştim, çok sevdim.

Burası nasıl bir yer?

Özgün, farklı ve güzel bir yer. Yaşayan insanlar daha çok Avrupalı. Özellikle Girit, Midilli Selanik’ten 1922-23’teki mübadele ile gelen insanlar.

Ticaret Odası Başkanlığı hedefiniz var mıydı?

Hedefsiz olur mu? Ama bir 5 yıl kadar geç kaldım. Rahmi Bey Belediye Başkanı adayı olunca ki o yönetimde en çok çalışan, gayret eden bendim. Ama benim yerime bir başka arkadaşı önerdi.

Ayvalık için neler yaptınız?

Bizim zeytin-zeytinyağı, turizm ve korunması gereken tarihi kültürel varlıklarımız olmak üzere 3 önemli değerimiz var. 1.5 yılda öncelikle 5 yıldızlı oda unvanı aldım. 157 parametrede denetimden geçtik.

Bunu size ne faydası oldu?


Birincisi prestij. İnsan B sınıfı akredite olmak varken C sınıfına neden düşsün? Üyelerinin sana olan inancı ve güveni artar.

Sonra...

Son 3-4 aydır da destinasyon oluşturmak için Çin’den 5 önemli tur operatörlerini bölgeye getirdik, tanıtım yaptık. İzmir Olivtech Fuarı’na, Ankara 2. Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi’ne ve Antalya Yöresel Ürünler Fuarı’na katıldık. Yine Balıkesir’in üstlendiği 4.Termal ve Turizm Zirvesi’nde Gümüş Sponsorluk yaptık. Ayvalık’ta termal turizmi tanıttık. Avrupa’dan 100 operatörü getirdik, yemeklerimizi de tanıttık. Hedefimiz yabancı turisti buraya getirmek. Yerli konuktan sıkıntımız yok.

Ayrıca Sayın Kaymakamımız Gökhan Görgülüarslan’ın hazırladığı ‘Ayvalık Doğal Yaşamını Koruyor’ projesini sahiplendik. Bu kapsamında; Şeytan Sofrası mahali sulak alanı içerisinde ahşap yürüyüş yolları ve kuş gözlem terasları, Hakkıbey Yarımadası ve Alibey Adası tabiat parkı sınırları içinde giriş kontrol üniteleri, binaları ve giriş takı yapılacak. Güney Marmara Kalkınma Ajansı’ndan 760 bin lira destek aldık. Bu ay ihaleye çıkacağız. 6 ayda bitecek.

Adeta belediye başkanı gibi çalışıyorsunuz...

Yok, belediye başkanımız benden daha iyi çalışıyor. (Gülüyor)

Kent için ses getiren projeler yapıyorsunuz ama...

Ticaretin başındaki adamım tabi ki projeler yapacağız...

Siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?

Düşünmüyorum. Bir insana beddua etmek istiyorsan ona “Allah seni belediye başkanı yapsın” de, ne kadar dostun var hepsi düşmanın olur. Biz kendi kulvarımızda memleketimize hizmet edelim.

Gelelim 15. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasatı Festivali’ne...

15 yıl önce Ayvalık Zeytin Hasat Günleri olarak başlattığımız etkinliğimiz şu an festival olarak devam ediyor. İlk defa beş güne yaydık ve ilk kez 41 sponsora ulaştık.

Nasıl yaptınız bunu?

41 kere maşallah! diyelim (Gülüyor). Ben devraldığımda 24 sponsordu. İnsanları inandırdık. Onlar da gördüler. Beni oybirliği ile Festival Komitesi Başkanı seçtiler. Google’a baktım festival olarak yazan etkinlikler üste çıkıyor. Günmüş, pazarmış, günleriymiş yazıları çıkmıyor. O yüzden ilk iş etkinliğin adını festival yaptık. Sonra 5 güne çıkardık ve tüm şehre yaydık.

Geri dönüşler nasıl oldu?

Az önce Sarımsaklı’dan geliyorum. Marinanın önünde trafik tıkandı. Buraya 20 dakikada gelebildim. Eşime döndüm, “Adeta yaz trafiği gibi. Tamam biz başarılı olmuşuz” dedim. Ayrıca çok tanıtım yaptık. 500 bin liraya mal oldu.

HEDEFİMİZ AB TESCİLİ ALMAK

Ayvalık hakettiği noktada mı?

Tabi ki değil. Geçmişte gerileme sürecine girdi. Niye? Çünkü ayağına gelen fırsatı tepti. Turizm bölgesini ilan etme teklifini belediyelerimiz reddetti. Niye? Turizm bölgesi ilan olursa 3 kuruş ruhsat geliri almayacağım diye. Sonra da yabancı acentalar küstü. Ama ilan edilseydi bir sürü turizm teşviği, yatırımı alırdı. Ben demiyorum çirkinleştirelim, betonlaştıralım, ağaçlarımızı keselim... 1830 tane tarihi tescilli binamız var. Koruyup, restore ederek pek çok şey yapılabilirdi. Şu anda Ayvalık, endüstriyel miras konusunda UNESCO’da geçici listede bekliyor. Kolay mı o geçici listeye girmek? O yüzden de hepimizin belediyenin başlattığı UNESCO sürecine destek olmamız gerekiyor.

Zeytinyağlı da yeriz basma fistan da giyeriz



Peki, tarihi binaların restorasyonu ne aşamada?

Binalar özel şahısların. Ancak kendileri yapabilirler. Ama bunu yaparken belki Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan proje ve restorasyon desteği alabilirler. Ve aynı zamanda TOKİ’den de alabilirler. Yasa gereği TOKİ bütçesinin yüzde 10’unu restorasyon kredisi olarak vermek zorunda. Ayvalık’ta 1830 binanın yüzde 25’i bu şekilde restore olmuş durumda. inşallah Ayvalıklı vatandaşlar semtine, hatıratına sahip çıkar.

Yunanistan’a schengen vizesi uygulaması ne durumda?

İzmir Yunanistan Başkonsolosu Sayın Argyro Papoulia Hanımefendi ile geçen yıl VFS Global Şirketi’nin Ayvalık’ta schengen vizesi vermesi konusunda anlaşma yaptık. Şirket Yunanistan ve Ukrayna’ya vize vermeye başladı.

Kaç kişiye vize verildi?

6 ayda 1200 kişiye. Hedefim yıllık 2500 vize. Zaten bu hedefimizin geçileceği bilindiği için vize serbestinde 12 ay talebimiz de kabul edildi.

Ayvalık’ta neler yapalım, önerileriniz neler?

Çok şey yapalirsiniz. Mesela rüzgar sörfü yapabilirsiniz.

Siz yapıyor musunuz?

Ben denemedim ama deneyenler çok keyif alıyor. Ayrıca 5 sualtı okulumuz var. Dünyanın 3 bölgesinde kırmızı mercan dediğimiz herkesin bitki zannettiği çok yavaş hareket eden canlı bir hayvan var. Bunun bir kısmı Kızıldeniz’de İtalya’da. Türkiye’de ise sadece Ayvalık’ta... Ayrıca tarihi güzelliklerimiz var. Kültürlü bir halkımız var. En önemlisi zeytinyağlıların en güzeli bizde. Zeytinyağından söz açmışken Türkiye’de ilk defa coğrafi işaretli zeytinyağı alan biziz. Benim de yönetiminde bulunduğum süreçte 2007 yılında biz Ayvalık Zeytinyağı Coğrafi işaretini aldık. Bugün de Avrupa Birliği tescili alma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Avrupa Birliği’nin tescillemeyi düşündüğü 20 ürün arasında da listeye girdik.

Ne avantajı olacak bunun?

Avrupa Birliği ülkesi gibi sizin ürününüz Avrupa pazarında o serbestlikle satılabilecek. Referans olacak. Basarsın şişesine AB tescilini götürürsün Uzak Doğu’ya, götürürsün Arabistan’a, götürürsün Güney Amerika’ya, Amerika’ya satarsın. Hedefimiz zeytinde dünya markaları yaratmak ve dünyaya satmak. 17 liraya değil tabii...

Eskiden 1 litre zeytin yağı bir kilo et ya da bir kilo peynir fiyatında olurdu. Şimdi et 70, peynir 55 lira. Amacım zeytinyağı değerini eskisi gibi yükseltmek. AB tescili alarak da markalaşmak ve dünyaya satmak. Bizim 2 milyon 200 bin ağacımız var. Zeytinyağı üretiyoruz. 6 bin ton zeytinyağı üretiyoruz. Bu dünya için küçük rakam ama bizim için büyük bir rakam. 6 bin ton zeytinyağı dünya pazarlarında olmalı.

Çok okudum şimdi yazacağım...

Sporla aranız nasıl?

Basket oynuyorum, yürüyorum.

Ailenize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?

Ayıramıyorum. Ben bu işe soyunduğumda Rifat Hisarcıklıoğlu, “Oğlum bu işlere girince ne çoluk kalır ne ev kalır” demişti. Valla hanım yanımda ama her şey alt üst. 16 saat çalışıyoruz.

Kitap okuyabiliyor musunuz?

O kadar çok kitap okudum, o kadar doldum ki artık yazma çağım geldi.

Yazıyor musunuz?

Yazmayı düşünüyorum. Hayat tecrübesi ile ilgili olur, ticari tecrübeler ile ilgili olur...

Sinemaya gidebiliyor musunuz peki?

Gidiyorum zaman zaman.

En son ne izlediniz?

Valla hatırlarım biraz zorlasam. Yabancı bir filmdi. Bizim İstanbul Osmanbey’de evimiz var orada da yaşıyoruz. Zorlu’da güzel etkinliklere gidiyoruz.

Peki, önümüzdeki dönem yine aday mısınız?

Bilmiyorum. Yarına çıkacağımız belli değil. Goethe’nin bir sözü var “Bugünü yaşa yarını tanrıya bırak”.

200 bin ağacımız var

Yeni jenerasyon da zeytin işine yönelmeye başladı değil mi?

Evet, son yollarda zeytin ve zeytinyağının kıymeti ve itibarı arttı. Doğrusu da o zaten. Sağlıkla ilgili faydaları da anlaşıldı. Eskiden biliyorsunuz, “Zeytinyağlı yiyemem aman basma fistan da giyemem aman” denirdi. Yani vatandaşlar, “Git margarin ye, sentetik giy” diye yönlendirildi bir anlamda. Biz de şimdi diyoruz ki, “Zeytinyağlı da yeriz basma fistan da giyeriz”. 2 milyon 200 bin ağacımız var. Ortalama yılda 4-5 milyon ton yağ üretiyoruz. Dünyada ABD’nin tespit ettiği üç sağlık dostu ülkeden biriyiz. Neden bunu değerlendirmeyelim.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber