Geri Dön
EğitimEkrandan ders anlatmak yetmiyor

Ekrandan ders anlatmak yetmiyor

Çevrimiçi eğitim, ilk günlerde cazip gelse de zamanla öğrenciler ekran önünde olmaktan sıkıldılar. Uzmanların bu sorunun çözümü için bir dizi önerisi var: - Öğrencilerin derslere katılımlarını motive edecek sürprizler hazırlayın - İlgilerini çekecek materyaller kullanın - Çevrimiçi ortamda da olsa onların hem öğretmenleriyle hem de arkadaşlarıyla buluşmaları için etkinlikler düzenleyin.

Ekrandan ders anlatmak yetmiyor

 

AYSEL BOZAN YILMAZ - Aşı ve ilaçların bulunmasıyla birlikte Kovid-19 hayatımızdan yavaş yavaş çıkacak. Ancak bilim insanları bu yüzyılın pandemi yüzyılı olacağına dikkat çekiyorlar. Artık eski normallerimize döner miyiz, bilinmiyor. O nedenle tüm dünyada eğitim kurumları çevrimiçi ile yüz yüze eğitimin birlikte yürütüleceği eğitim metotlarını kabullenmiş durumda ve yatırımlar da bu yönde yapılıyor. Peki, şu anki uygulamalar yeterli mi? Gerçekten verimli bir eğitim olması için nasıl bir yol izlenmeli, neler yapılmalı?

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feza Orhan’ın yönetiminde, Doç. Dr. Betül Yılmaz, Özgür Şensoy, Barış Atakişi ve Doç. Dr.  Gonca Zeren’in hazırladığı ‘COVID-19 Sürecinde Uzaktan Öğretme Süreci ile İlgili İlk, Orta ve Lise Öğrencilerinin Algıları ve Duygularına Yönelik Bir Analiz’ araştırması bu konuda önemli tespitler ortaya koyuyor.

Ekrandan ders anlatmak yetmiyor

Araştırmadan yola çıkarak, Prof. Dr. Feza Orhan’a, bu konuda merak edilenleri sorduk.

ÖĞRENCİ, FAYDASI OLDUĞUNA İNANMALI

Prof. Dr. Feza Orhan, etkili bir uzaktan öğretim sürecinde her öğrencide ve öğretmende olması gerekenleri, Bilgi ve İletişim Teknolojileri’ne (BİT) dayalı bir araç, internet, sunu sistemi ve mesaj tasarım ilkesine dayalı içerik, etkileşimli alıştırmalar, şeklinde sıralıyor ve bu bileşenlerin birincil önemli şart olduğunu söylüyor.

Ancak bunların da yeterli olmadığına dikkat çeken Orhan, uzaktan eğitim sürecini nasıl başarıyla yönetebiliriz konusuna girmeden önce vurgulanması gerekenleri şöyle özetliyor: “Öğrenme dediğimiz, kişinin doğal bir yaşam süreci içinde değil de başkaları tarafından belirlenen ihtiyaçlara dayalı olarak planlanan süreçler içinde gerçekleştirilmeye çalışıldığında; öğrenmenin yaşamın döngüsü içindeki gibi basit ve hızlıca gerçekleşmesi o kadar da kolay olamamakta. Hele ki bu süreç, yüz yüze iletişimin canlılığından, karşılıklı duygu akışından kopuk olan bir ekran üzerinden yapılmaya çalışılıyorsa bu çok daha zor bir eyleme dönüşür.”

Öğretme eyleminin artık sadece bilgi aktarmakla değil ancak öğrenciyi  sürece dahil edecek öğrenme deneyimleriyle gerçekleşebildiğini, bilimsel araştırma sonuçlarının da gösterdiğini dile getiren Orhan, “Uzaktan öğretimin hem öğretmenler hem öğrenciler için daha önce hiç deneyimlemedikleri ve üstelik duyuşsal olarak da hazır olmadan kendilerini içinde buldukları bir öğrenme ortamı olduğu da bir gerçek. İşte bu nedenlerle uzaktan öğretimle öğrenmeyi gerçekleştirmek hiç kolay değil” diyor.

Orhan “Belirtilen ihtiyaçları karşılayan bir uzaktan öğretim süreci tasarlayabilmek için öğretici ve öğrenci arasındaki iletişimi ve etkileşimi artıracak diyalog, içerik tasarımı ve etkinlikler gibi ders bileşenlerinin varlığı ikinci önemli şarttır” ifadeleriyle sadece ders anlatmanın yeterli olmadığına dikkat çekiyor.

DERSE DÜZENLİ GİREN BAŞARISINI ARTIRIYOR

İki temel bileşenden yola çıkarak TUBİTAK destekli araştırmalarında, İstanbul genelinde sayıları 6 bin 340’ı bulan ilk ve ortaöğretim öğrencilerinden veri toplayarak, süreci, öğrenci algısı üzerinden değerlendirmeye çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. Feza Orhan, araştırma bulgularına dayalı olarak önerilerini şöyle sıralıyor:

- Öğrencilerin çevrimiçi derslere düzenli girmelerini sağlayın. Bunu motive edecek sürpriz, katılma puanı gibi uyarıcılara; “Seni derste görmek beni çok mutlu ediyor” gibi pozitif duygu iletişimine yer verin. Çünkü derslere düzenli girenlerin yüzde 47,8’i “çevrimiçi ortamda öğreniyorum” derken; derslere bazen girip bazen girmeyenlerin yüzde 20,2’si “öğreniyorum” demekte.

- Çevrimiçi derslerde öğrencilerin mümkünse gürültülü ve hareketli olmayan ortamlarda dersleri takip etmelerinin önemini velilere anlatın.

- Ailelere çocuklarına derslere girme konusunda baskıcı olmamaları gerektiğini belirtin. Derse kendi isteyerek girenlerin “öğreniyorum” deme oranı yüzde 41,2 iken, zorla girdiğini belirtenlerin oranı yüzde 13,8’e düşmekte.

 SOSYALLEŞMELERİNE ORTAM SAĞLAYIN

- Özellikle yeni konuların öğrenilmesinde web 2.0 uygulamalarıyla zihin haritası, kelime bulutu ve benzeri ön düzenleyicileri kullanarak öğrencilerin anlam oluşturmalarına destek olun.

- Derslerde kullandığınız materyallerin tasarımında, öğrencilerin dikkatlerini derse vermelerini sağlayacak çoklu ortam tasarım ilkelerine yer verilmesine özen gösterin.

- Öğrencilerinizin uzaktan öğretim sürecinde sosyal ilişkilerini sürdürmeye yönelik çalışmalar yapmalarını teşvik edin. Çünkü uzaktan öğretimde öğrenciler, en çok okuldaki arkadaşlarıyla birlikte olmayı (yüzde 90,1) ve teneffüsleri (yüzde 68,7) özlediklerini belirtiler. Öğrencilere küçük grup veya ikili gruplar halinde gerçekleştirebilecekleri çevrim dışı sosyal çalışmalar verebilirsiniz. Böylece birbirleriyle dijital ortamda da olsa ders dışı etkileşim içinde olmalarını sağlamış olursunuz.

- Öğrencilerinizle zaman zaman dijital ortamda veya telefonda birebir iletişim kurmaya özen gösterin. Çünkü her üç öğrenciden ikisi öğretmenlerini özlediklerini belirtmişlerdir.

1960’LARDA BAŞLADI

“Uzaktan eğitim, doğası gereği öğrenme sorumluluğunun çoğunu öğrenene veren, öğrenenlerde öz-yönelim ve öz-düzenleme becerileri olması beklenen bir eğitim yaklaşımıdır” diyen Orhan, sistemin tarihçesini şöyle özetliyor: 1960’lı yıllardan beri, yükseköğretim düzeyinde sıklıkla uygulanmış, ilk ve ortaöğretime yönelik uygulamalar ise 21. yüzyılda giderek artmıştır. Anca, uzaktan eğitim, yükseköğretim öğrencilerinin dahi farklı zorluklar yaşadıkları ve bu nedenle süreci yarım bırakma oranlarının yüksek görüldüğü bir ortamdır. Başlangıçta mektup, basılı kaynak gibi araçlarla yazışmalı olarak başlayan uzaktan eğitim, radyo-televizyon derken günümüzde bilgisayar, telefon gibi elektronik araçlar ve internetsiz düşünülemeyen bir yapıya dönüştü. Uzaktan eğitim bir içerik ve araç olmadan gerçekleştirilemez. Canlı derslerde, öğretmenin ders anlatmasıyla tek bir materyal kullanmadan ve öğrenciyle iletişim kurmadan ders yapmak da mümkün ama doğru bir öğretim ortamı tasarımı değildir.

Sınıfına göre tasarlayın

Çevrimiçi derslerin verimli olması için Prof. Dr. Feza Orhan’ın önerileri şöyle:

- Bazı derslerde öğrenip bazı derslerde öğrenemediğini belirten öğrenci oranı ilkokulda yüzde 43,4; ortaokulda yüzde 50,6; lisede yüzde 62,3. Bu bulgu, farklı sınıf kademesi için farklı öğrenme ortamı tasarımı stratejilerinin gerekli olduğunu ortaya koymakta.

- Çevrimiçi derslerde

dikkatini toplayabildiğini belirten öğrenci oranı yüzde 26,2. İnternetten yapılan derslerde kontrol altına alınması gereken değişkenlerden biri de öğrencilerin dikkatini toplamaktır. Öğretim esnasında kullandığınız etkinlikler, özellikle sıklıkla kullandığınız sunu gibi materyalleri hazırlarken mesaj tasarım ilkelerine uymaya özen gösterin.

Ekrandan ders anlatmak yetmiyor

ÖDEV, BİLGİLERİ PEKİŞTİRİR

- Çevrimiçi ve çevrimdışı ortamı birbirine entegre ederek öğrenme ortamını tasarlayın. Bir başka deyişle ekrandan canlı yüz yüze ders yapmanın yanı sıra canlı olmayan, öğrencinin kendi kendine çalışacağı, ders yapacağı çevrimdışı etkinlikler tasarlayın. Öğrencilerin yüzde 60’ı uzaktan yapılan dersleri hem çevrimiçi ortamdan hem de öğretmeninin gönderdiği materyallerle takip ettiklerini belirtmişlerdir. Sadece çevrimiçi dersleri takip ettiğini belirten öğrencilerin yüzde 27,5’i “öğreniyorum” derken hem çevrimiçi hem de çevrimdışı etkinlik yaptığını belirten öğrencilerde bu oran yüzde 39,4’e çıkmakta.

- Öğrencilere verdiğiniz çevrimdışı görevlerin derslerle olan bağlantısını mutlaka kurun. Bu şekilde öğrenciler dersin akışını ve içeriğini çok daha rahat takip edebilir ve sürece dahil olabilirler.

- Geri bildirim, uzaktan öğretim sürecinin olmazsa olmaz bir parçasıdır. Öğrencilerinizle yaptığınız etkileşimli çalışmaların ardından mutlaka geri bildirim verin. Çevrimiçi derslerde her öğrenci için bu mümkün olamayabilir. Ancak bu amaçla geliştirilmiş uygulamalar sayesinde bunu yapabilirsiniz. Bir öğrencinin yaptığı örnek üzerinden tüm sınıfa geri bildirim vererek de bilişsel modellemeyi sağlayabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler