Geri Dön
EkonomiGökbey’in 4’üncü prototipi ilk kez görüldü

Gökbey’in 4’üncü prototipi ilk kez görüldü

Türkiye’nin yerli ve milli imkanlar ile üretilen genel maksat helikopteri Gökbey’de sevindiren gelişme yaşandı. Adım adım seri üretime doğru giden Gökbey’in dördüncü prototipi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen törende ilk kez görüntülendi.

Gökbey’in 4’üncü prototipi ilk kez görüldü

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından projelendirilen ve Türkiye Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) tarafından üretilen Gökbey, alanının en iyileri arasında yer alıyor. Milli Teknolojiler ve Yeni Yatırımlar” programı kapsamında TUSAŞ Tesislerinde ürünleri inceleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra ürünler ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Fotoğraf karelerinde dikkat çeken bir detay gözlerden kaçmadı. Yerli ve milli genel maksat helikopteri Gökbey’in 4’üncü prototipi ilk kez görülmüş oldu.

YAKIN ZAMANDA SERİ ÜRETİME GEÇMESİ BEKLENİYOR

Türkiye’nin yerli ve milli helikopterini üretmesi amacıyla yapımına başlanan ve başarıyla tasarlanan yerli ve milli genel maksat helikopteri ‘Gökbey’ hızla seri üretime doğru ilerliyor. En zorlu iklim ve coğrafyalarda dahi, yüksek irtifa ve yüksek sıcaklıkta, gece ve gündüz koşullarında etkin bir şekilde faaliyet gösterebilecek olan Gökbey genel maksat helikopteri, milli imkan ve kabiliyetler kullanılarak tasarlanıyor ve üretiliyor. ‘Özgün Helikopter Programı’ kapsamında, yapısal ve aviyonik sistemlerin yanı sıra, transmisyon, rotor ve iniş takımları gibi kritik öneme haiz sistemlerin tasarımları ve üretimleri de tamamen milli kaynaklar kullanılarak gerçekleştiriliyor.

TAM BAĞIMSIZ PROJE!

Helikopterin geniş görev yelpazesine sahip olmasından ötürü taşıma, VIP, kargo, hava ambulans, yangın müdahale helikopteri, arama kurtarma ve kıyı ötesi taşıma görevlerini icra edebilecek. Yerli imkanlarla geliştirilip üretilen ilk genel maksat helikopteri Gökbey ilk uçuşunu 6 Eylül 2018 tarihinde saat 06.00'da başarıyla gerçekleştirirken, 2022 yılının sonlarına doğru seri üretime geçmesi bekleniyor. Gökbey, tüm yapısal elemanları ile sıfırdan tasarlanıp üretildiği için tam bağımsız bir proje olması ile de dikkat çekiyor. Bu sayede her türlü koşul ve isteğe göre modifikasyon işlemleri gerçekleştirilerek konfügre edilebilecek.

ERDOĞAN: SEKTÖRÜN YILLIK CİROSU 1 MİLYAR DOLARDAN 10 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ

Dün akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Teknolojiler ve Yeni Yatırımlar Toplu Açılış ve Tanıtım Töreni'nde açıklamalarda bulunmuştu.

Erdoğan burada yaptığı konuşmada, "Milli Muharip Uçağımızı 2023 yılında hangardan çıkarıp, bütün dünyaya göstereceğiz. 2025'te ilk uçuşunu gerçekleştireceğimiz uçağımız testlerinin ardından 2029'da TSK'da vurucu güç olarak yerini alacaktır." ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’nin harp endüstrisinin tarih öncesine kadar dayandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milattan önce 3’üncü yüzyılda Hunların menzil ve darbe gücü yüksek çift kavisli yayları imal ettiğini biliyoruz. Gazneliler’in savaş fillerine zırh giydirmesinden Selçukluların donanma inşasına kadar bir çok alanda tarihimizde kendi döneminin ilki mahiyetinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Osmanlı da ilk yıllarından itibaren tersaneciliğini geliştirmiş, Avrupa ordularında henüz yokken topçu ocağı kurmuştur. Asırlar boyunca dünyaya top, tüfek, gemi başta olmak üzere pek çok ürün ihracatı yapan Osmanlı, 18. yüzyıldan sonra bu alandaki öncülüğünü yitirmeye başlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde başlatılan kalkınma hamlesinde savunma sanayimiz özel bir yere sahiptir. Bu dönemde Vecihi Hürkuş, Nuri Demarağ, Şakir zümre, Nuri Killigil gibi müteşebbislerin çabalarını maalesef iç ve dış engellemeler sebebiyle akamete uğradığını görüyoruz. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu bünyesinde kurulan fabrikalar da arzu edilen etkinlikte çalıştırılmamıştır. Sonuçta savunma sanayimiz neredeyse tamamen dışa bağımlı hale getirilmiştir. Kıbrıs Barış Harekatı döneminde önce tehditle başlayan, ardından ambargo ile devam eden gelişmeler, kendi kendine yeten bir savunma sanayine olan ihtiyacımızı bir kez daha ortaya koymuştur. Halkımızın destek ve teveccühleri ile kurulmuş olan Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakıfları eliyle hayata geçen ASELSAN, TUSAŞ, HAVELSAN, ROKETSAN gibi kurumlar bu sürecin ürünleridir.

Rahmetli Turgut Özal döneminde de yerli ve modern savunma sanayinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Savunma Sanayi Müsteşarlığı kurulmuştur. Bu çerçevede 2000’li yıllara kadar yerli üretim yanında ofset projeleri vasıtasıyla ülkeler arası ortak programlara ağırlık verilmiştir. Hükümete geldiğimizde her alanda olduğu gibi savunma sanayinde de artık hiçbir şey eskisi olmayacak dedik ve adımları atmaya başladık. Kendi kendine yeten, ülkemizi kimseye muhtaç etmeyecek, yerli ve milli sistemleriyle de dostlarına elini uzatan tam bağımsız bir savunma sanayi kurmak için tüm imkanları seferber ettik. Savunma Sanayi İcra Komitemizin 2004 yılı Mayıs toplantısı, dışarıdan hazır alımların terk edilmesi ve milli savunma sanayimizin öncelikli kaynak olarak yapılandırılması konusunda adeta bir dönüm noktası olmuştur. Bugün Türk savunma sanayi Cumhurbaşkanlığına bağlı Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonunda yüklenicileri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracatı ile ülkemizin en önemli sektörlerinden biri haline gelmiştir. Nitekim ülkemizde 20 yıl önce sadece 62 olan savunma projesi sayısı bugün 750’yi geçerken, bu alanda faaliyet gösteren firmalarımızın sayısı 56’dan bin 500’e çıkmıştır. Savunma sanayi projelerinin bütçesi 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara, sektörün yıllık cirosu 1 milyar dolardan 10 milyar dolara, ihracatımız 248 milyon dolardan 3 milyar 224 milyon dolara yükselmiştir” diye konuşmuştu.

"GELECEĞİN HARP ORTAMINA DA ÜLKEMİZİ HAZIRLIYORUZ”

Kara ve deniz araçlarında sadece Türkiye’nin değil, dost ve müttefik ülkelerin de ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilin 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise artık dünyanın ilk 3 ülkesi içindeyiz. Türkiye, küresel tedarikçilerin çıkardığı tüm zorluklara, maruz kaldığı gizli açık ambargolara, dışarıdan ve içeriden yürütülen sabotajlara rağmen bu seviyelere gelmiştir. Şöyle bir geri dönüp baktığımızda neler görüyoruz neler. İHA istedik vermediler, biz de Bayraktar’ı, Anka’yı, Akıncı’yı, Aksungur’u yaptık. Mühimmat istedik vermediler, bizde MAM’ı, SOM’u, TEBER’i yaptık. Füze istedik vermediler, biz de Bora’yı, Atmaca’yı, Bozdoğan’ı yaptık. Hava savunma sistemi istedik vermediler, ilk etapta başka ülkeden aldık, şimdiler Hisar’ları yaptık, yakında Siper’i ve daha ötesini de tamamlayacağız. İHA’larda kullandığımız kamera ambargo koydular. Sandılar ki böyle yapınca biz HA’yı kullanamayacağız, onu da kendimiz yaptık. Sınırlarımız içinde terörle mücadele operasyonlarını rahatça yürütebilmeyi, sınır ötesi barış harekatlarımızı istediğimiz gibi gerçekleştirmeyi işte bu başarılara borçluyuz. Artık çıtayı daha yukarıya çıkartarak geleceğin harp ortamına da ülkemizi hazırlıyoruz. Ar-Ge yatırımlarımızı artırarak ileri teknoloji gerektiren sistemleri birer birer hayata geçiriyoruz. Sürü İHA’lar ve deniz platformlarından savaş yönetim sistemine, insansız araçlardan yapay zekaya, elektromanyetik sistemlerden lazer silahına, uydulardan uzay sistemlerine kadar savunma sanayinde olmamız gereken hangi teknoloji alanı varsa hepsine varız” şeklinde konuşmuştu.

“YERLİ VE MİLLİ İMKANLARLA ÜRETİLEN SİLAH SİSTEMİMİZİN KATKISI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTE”

Yerli ve milli savunma sistemlerinin sahalarda denenerek elde edilen başarıların en büyük destekçilerinden biri olduğuna dikkat çeken Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise, “Geçmişte hatırlanacağı üzere piyade tüfeğimizi dahi dışarıdan tedarik ederken, çok şükür artık milli piyade tüfeğimizi, akıllı hassas mühimmatımızı, milli deniz topumuzu, çok namlulu roket atarımızı, fırtına obüslerimizi, İHA, SİHA ve TİHA’larımız, Atak helikopterlerimizi, firkateynlerimizi ve savaş gemilerimizi tasarlayıp, inşa, imar ve ihraç seviyesine gelmiş durumdayız. Yurtiçi ve sınır ötesinde icra edilen harekatlarda Ege, Akdeniz ve Kıbrıs’ta hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasında, başta Azerbaycan olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir çok coğrafyada üstlendiği görevleri başarı ile yerine getirmek için; yerli ve milli imkanlar ile üretilen silah sistemlerimizin katkısı açıkça görülmektedir” şeklinde konuşmuştu.

Türkiye’nin savunma sanayiinde çok çok ilerlediğini ve artık tüketen değil üreten konuma geldiğine dikkat çeken Bakan Akar, “Türkiye artık tüketen değil üreten, ithal eden değil ihraç eden, savunma güvenliğini başkalarının keyfiyetine göre değil kendi imkan ve kabiliyetleri ile sağlayan, aynı zamanda ürettiği silah sistemleri ile sadece kendimizin değil dost, kardeş ve müttefik ülkelerinde ihtiyaçlarını karşılayan ve uluslararası ilişkilerde güç dengelerine etki eden bir gözde ülke konumuna gelmiştir” diye konuşmuştu.

MMU BİNASINDA 2 BİN 300 MÜHENDİS ÇALIŞACAK

MMU binasının şu an da bin 300 mühendisi bünyesinde barındırdığını vurgulayan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü Temel Kotil, bina tamamen tamamlandıktan sonra burada çalışacak mühendis sayısının 2 bin 300 olduğunu söyledi. Kotil, teknisyenler ile birlikte toplamda MMU için çalışacak kişi sayısının 3 bine ulaşacağını kaydetmişti.