Geri Dön
Ekonomi'Kirleten enerji'ye para akışı sürüyor

'Kirleten enerji'ye para akışı sürüyor

Karbondioksit salımı açısından kömür, yakıtlar arasında en günahkarı. Buna rağmen kömür endüstrisine para akmaya devam ediyor. Kömür sanayine son 2 yılda yaklaşık 1.5 trilyon dolar tutarında finansman desteği verildi.

'Kirleten enerji'ye para akışı sürüyor

SERVET YILDIRIM - İklim değişikliği ile mücadele çağrılarına, açıklanan yeni kömür politikalarına ve tüm taahhütlere rağmen karbon kirliliğine yol açan kömür endüstrisine para akmaya devam ediyor.

Oysa son yıllarda dünyanın birçok bankası ve yatırım kuruluşu artan bir şekilde, iklim değişikliği ile mücadeleye destek vermek için kömür endüstrisine para vermeyeceklerini açıklamıştı. Ama görünen o ki; kirli enerjiye para birçok kanaldan akmaya devam ediyor.

Küresel ısınmaya neden olan ve atmosferi kirleten kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar arasında kömür daha da öne çıkıyor. Diğer bir deyişle, karbondioksit salımı açısından kömür var olan yakıtlar arasında en günahkarı. Kasım ayında Glasgow'da yapılan tarihi iklim konferansında da en fazla tartışılan konulardan biri kömürdü.

Kömür devre dışı kalmadıkça Paris İklim anlaşması ile ortaya konulan hedefe ulaşılamayacağı, yani küresel ısınmanın sanayi devrimi öncesine göre 1.5 derece ile sınırlandırılamayacağı kabul edilmiş durumda. Kömürün devre dışı kalmasının en önemli yolu ise kömür endüstrisinin finansmanın kesilmesi.

Ne vaatler verilmişti?

Kasım ayında Glasgow'daki COP26 İklim Konferansı'nda bir araya gelen 197 ülkenin temsilcisi de kömüre dayalı enerji üretimini kademeli olarak azaltacaklarını taahhüt etmişlerdi.

Birçok finans kuruluşu iklim değişikliği ile mücadeleye katkı vermek için harekete geçmişlerdi. Mesela küresel çapta bankacılık varlıklarının yüzde 40'ını temsil eden bir grup banka bir araya gelerek, 'Net Sıfır Bankacılık İttifakı'nı oluşturdular; kredi ve yatırım portföylerini '2050 net - sıfır' hedefiyle uyumlu hale getireceklerini taahhüt ettiler.

Dünyanın önde gelen güçlü varlık yönetim şirketleri de aynı şekilde 2050 yılı itibariyle net sıfır sera gazı emisyonu hedefine destek olabilmek için net sıfır insiyatifleri kurdular. Bu hedefe göre yatırım yapacaklarını açıkladılar.

JP Morgan gibi bazı kuruluşlar kömür endüstrisine danışmanlık hizmeti ve kredi vermeyeceklerini açıkladılar; temiz enerjiye geçiş için üzerlerine düşeni yapacaklarını söylediler. Mesela JP Morgan kömürle çalışan enerji tesislerine sağlanan finansmana kısıtlamalar getireceğini ve kredilendirmeye 2024'e kadar tamamen son vereceğini taahhüt etmişti.

Ancak kömüre para akmaya devam ediyor.

Önceki hafta dünyanın önde gelen medya kuruluşlarının bültenlerinde kaygı verici bir haber vardı. Kömür sanayiine son 2 yılda yaklaşık 1.5 trilyon dolar dolayında finansman desteği verilmiş. Bu desteği sağlayanlar ise ağırlıklı olarak ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Japonya ve Hindistan'dan finans ve yatırım kuruluşları. Bu kuruluşlar sadece kredi sağlamakla kalmıyor aynı zamanda bu sektördeki projeleri ve tahvil ihraçlarını teminat altına alarak da kömüre destek oluyorlar.

Listede devler var

CNBC'de yer alan rakamlara göre 376 ticari banka kömür endüstrisine 2019 Ocak ve 2021 Kasım ayları arasında 363 milyar dolarlık kredi vermişler. Kredilerin yarıya yakınını 12 tane banka sağlamış. İlginç olanı 'kirli düzine' lakabı verilen bu bankalardan 10 tanesinin Net Sıfır Bankacılık İttifakı'nın üyesi olması. Aralarında Japonya'dan, İngiltere'den ve ABD'den finans devleri de var.

'Net Sıfır Varlık Yöneticileri' de kömüre bulaşmışlar. Blackrock ve Vanguard gibi net sıfır insiyatiflernin içinde yer alan şirketler de yatırım yapanlar arasında. Hatta medyada yazılanlara göre en fazla yatırım yapanlar onlar. Sadece onlar mı? Değil; emeklilik fonları gibi daha birçok kurumsal yatırımcı kömüre bulaşmış durumda.

Kömürün maliyeti en düşük olan kaynak olduğu bir realite. Birçok ekonomi için kömür bu nedenle vazgeçilebilir değil. O nedenle Glasgow iklim görüşmelerinde Çin ve Hindistan gibi ülkelerin baskıları sonucu kömürle ilgili hedefler kullanımının 'aşamalı olarak sonlandırılması' değil, 'aşamalı olarak azaltılması' olarak belirlendi. Yani geri adım atıldı.

Kısacası görüntü çok umut verici değil. Bir yandan karbon salımının azaltılması konuşuluyor ve bunun için kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan temiz enerji kaynaklarına geçilmesi gerekiyor ama diğer taraftan sadece kömüre değil tüm fosil yakıtlara hala trilyonlarca dolarlık yatırım yapılıyor. Oysa gezegenin geleceği için bunların kullanımının süratle sonlandırılması ve alternatif kaynaklara yönelinmesi gerekmiyor muydu?

IPCC’den yeni alarm raporu

Dün önemli bir rapor açıklandı. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) iklim değişikliğinin doğa ve insanlar üzerindeki etkisinin ulaştığı dramatik boyutu gözler önüne seren son raporunu açıkladı. Ufak iyileşmeler, kademeli önlemler ve bebek adımları ile iklim değişikliği ile baş edilemeyeceğini duyurdu. Mevcut durumda gelecek 20 yıl boyunca dünyanın kaçınılmaz şekilde ciddi iklim olayları ile karşılaşacağını söyledi.

IPCC 195 üyesi ile en kritik platformlardan biridir. Bir Birleşmiş Milletler kuruluşudur. Dünya Meteoroloji Örgütü ve BM Çevre Programı tarafından 1988'de kuruldu. Amacı insanların neden olduğu iklim değişikliğinin yarattığı riskleri değerlendirmek. Kendisi araştırma yapmaz ama konuyla ilgili binlerce bilim insanının katkılarıyla hazırlanan raporlar yayımlar. Bu raporlar iklim değişikliğini önlemek için yürütülen görüşmelerin ana girdisini oluşturur. Siyasi liderlere iklim değişikliği, etkileri ve riskleri ile ilgili periyodik bilimsel değerlendirmeler sunar. Etkilerin azaltılmasına yönelik stratejilerin belirlenmesine yardımcı olur. Geçen ağustos ayında açıklanan ve 66 ülkeden 234 bilim insanı tarafından hazırlanan 'Değerlendirme Raporu' büyük ses getirmişti.

Dün açıklanan rapor kömür ve diğer fosil yakıtların insanlığı boğarak yok ettiğine dikkat çekti. Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımının iklim değişikliğinin başlıca nedeni olduğu vurgulanan rapora göre yapılan analizler 1.1 derecelik küresel ısınmanın bile insanlık üzerinde çok derin etkiler yaptığını gösteriyor.

Raporda iklim değişikliği ile mücadele için verilen finansman taahhütlerinin gerçekleşmediğine dikkat çekiliyor ve küresel ısınma arttıkça daha da fazla finansmana ihtiyaç duyulacağı vurgulanıyor.