Geri Dön

'Gönlümden kulüp başkanlığı geçiyor'

Revna Demirören: Artık maç analizi bile yapıyorum





Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Yıldırım Demirören röportaj öncesi "Futboldan bahsetmeyeceğiz değil mi?" diye soruyor. Ama takımı için uykusunda ağlayan, tüm hayatını ona adayan zaman zaman ailesini bile ihmal edebilen, tam bir futbol fanatiği ile nereye kadar 'başka şeylerden' bahsedebilirsiniz ki! Konu dönüp dolaşıp yine futbola geliyor ve futbolla bitiyor.
Sonuç olarak Yıldırım Demirören'in daha önce kimseye açmadığı evinde, eşi Revna Hanım ve çocuklarının da katılımıyla keyifli bir sohbet yapıyor ve hep birlikte Beşiktaş'tan, Beşiktaşlı futbolculardan, tarzlarından, futbol fanatizminden ve giderek büyük bir endüstri koluna dönüşen futbol sporundan bahsediyoruz.
Yıldırım Demirören'in "Evimizin patronu, benim herşeyim ve fikirleri benim için çok önemli" dediği Revna Demirören, Yıldırım Bey'in herşeyini kendisinin aldığını belirtiyor. Revna Hanım, "Alıştım. Neyin uyacağını iyi biliyorum. Çünkü beğendiğim şeyleri alıyorum ve bunları üzerinde görmek bana keyif veriyor. Yıldırım'a genellikle Beymen'den alıyorum. Ayrıca Ermenegildo Zegna ve Cacharel'i de çok yakıştırıyorum. Kendime genelde Gucci alırım" diyor. Yıldırım Demirören'e soruyoruz:


İlhan çok iyi giyinir. O'nun dışında Tayfur, Giunti ve Zago da çok iyi giyinir. Dördünün kendine özgü bir tarzı var. Bizim takım bu bakımdan diğerlerine göre çok farklı. Hem çok yakışıklılar var hem de çok iyi giyiniyorlar. Hepsi model olur.


Bizim sülalede herkes Beşiktaşlı. Sadece bir amcam Galatasaraylı.


Beşiktaş sürekli kazanmak zorunda. Bizim en büyük şansımız yönetimin kenetlenmiş olması. Ben takımın başarısından, başarısızlığından etkilenen bir insanım. Yenilgiden sonra evde kimse yanımda duramaz, herkes kaçar. İşinizi, ailenizi, bütün yaşamınızı etkiliyor. Fanatiğim. Yönetime girdim diye değil. Beşiktaş'ın kaybettiği bir maç vardı, uykumda ağlıyormuşum. Eşim uyandırdı beni zorla.


Futbolcu olmayı çok istemiştim. Hatta 14 - 15 yaşındayken Beşiktaş'ta seyretmişlerdi ve 'Gel seni alalım iyi topçu olursun' demişlerdi. Ama babam izin vermemişti. 'Benim oğlum okuyacak' demişti. Bu benim içimde bir yaradır.


Evet. Futbol bir ticaret. Bugün İtalya'da yedinci, İspanya'da beşinci ya da altıncı ticaret dalı. Türkiye'de de artık ona dönmeye başladı. Öyle olmak zorunda çünkü çok büyük paralar dönüyor. Türkiye'deki büyük kulüplerin hiçbiri başkanın ya da yönetimin cebinden çıkan paralarla dönecek durumda değil. Bu yüzden şirket haline gelmek zorunda. Beşiktaş bunun için hisselerini sattı. Reklam ve televizyon gelirleri oldu. Tamamen bir şirket oluyorsunuz yani. Mecbursunuz buna. İyi oyuncular sizin üretiminiz, bunlar yetişecek onları yurtdışına satacaksınız.


Destekler ve destekliyor da. "İlhan'ı dünya markası haline nasıl getiririz?"i düşünüyoruz ve bu konuda İlhan'la birlikte çalışılıyor. Türkiye bu konuda biraz daha geride. Türk Milli Takımı Avrupa'da başarılı oldukça gerisi gelecektir. Takımın gelire ihtiyacı var öncelikle. Bunun için her türlü kapıyı zorlamak zorundayız.


Taraftardan anormal bir telefon yağmuru başladı. Hatta birara telefonumu kapatmak zorunda kaldım. Sonra şirkete fakslar geldi. Beşiktaş'a faydam olduğuna inandıkları için bırakmamı istemediklerini söylediler. Tabii başkanımın birlikte devam etmemizi istemesi çok önemliydi benim için.


Serdar Bilgili bıraktıktan sonra olabilir. Ben seçileceğim demek değil tabii bu ama gönlümden kulüp başkanlığı geçiyor.

Erdoğan Demirören ile evlendiği dönemde futbolla hiç ilgisi olmadığını belirten Revna Demirören, "Yıldırım'la sözlendiğimiz gün bana, 'Ben Beşiktaşlıyım, evde başka takım tutulmasına katlanamam. Beşiktaş'ı tutacaksın' dedi. Ben takım tutmuyordum, kabul ettim. Şimdi spor sayfalarını okumaya başladım. O'nun bu kadar vaktini alan şeyi anlamam gerekiyor. Zaman zaman isyan ediyorum ama O çok mutlu oluyor. Ben de O'nunla paylaşmaya çalışıyorum. Geçen gün kendimi oturmuş hararetle maç analizi, maç yorumu yapar buldum" diyor



BUSINESS


Dikkatleri parada, kulakları klasik müzikte
Sayılar senin olsun, felsefeni anlat...
En paşa gazoz
Patronların duvarlarını süsleyen köylü çocuğu
Tüketim tapınakları hayal ve 'yıldız' dolu bir dünya vaad ediyor
Anadan üryan Naomi çekilir mi !
O, kumaşlarını piyanoda dokuyor
İş dünyasında üçüncü gurur dönemi
Herkes toplantıda efendim!
'Kaybedince uykumda bile ağlarım'
'Sizdeki mozaik yapı hiç bir yerde yok, kıymetini bilin'
Ünlüler rağbet edince Kapalıçarşı'ya nur yağdı
Ortaklar, kendi şirketlerinde bilfiil çalışıyorlarsa ücret alabilirler
1 milyar liraya terlik
Değişmeyen Türkiye ve değişen gazeteciler
'Avrupa sağlık kartı' Avrupalılar'ı kızdırdı
DVD - Çerez, gümrükçüye karşı!
Türklerin tercihi el sarımı puro
Tekel'in paha biçilmez müzesi sandıklarda çivili
Texaco'ya 1 milyar dolarlık çevre davası

Minik öğrenciden ‘Karlar İçinde Yanan Yürek’ şiiriVan’ın Bahçesaray ilçesinde ikamet eden Hamza Demirtaş isimli minik çocuk, 41 kişinin hayatını kaybettiği çığ faciasının ardından kaleme aldığı ‘Karlar İçinde Yanan Yürek’ şiiriyle yürekleri burktu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber