Geri Dön

Akdeniz işgal altında!

Suveyş kanalından Akdeniz’e gelen istilacı türlerin sayısı 90’a ulaştı. Zehirli türler Akdeniz’deki besin zincirini değiştirdi, balıklar iyice azaldı. Sahil güvenlik ekipleri ise yasadışı balıkçılığın önüne geçmek için 24 saat çabalıyor

Akdeniz işgal altında!

Küresel ısınma, okyanus kaynaklı canlıların kıyılarımızda görülmesini sağlıyor. 4 ilimizin yaklaşık bin 600 km kıyısı olduğu

Akdeniz işgal altında
Akdeniz, Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusu’na, Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu’na bağlanıyor. Antik dönemde ‘Dünyanın Ortasındaki Deniz - Mediterranean’ olarak bilinen Akdeniz, şimdilerde işgal altında. Yabancı türlerin işgali, Akdeniz’e büyük zarar veriyor. Akdeniz’deki yabancı türler üzerine çalışan İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cemal Turan, Akdeniz’deki son gelişmeleri Milliyet’e değerlendirdi.

Süveyş’in rolü

Küresel ısınmanın en önemli etkilerinin denizlerde görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Cemal Turan, ısınmayla birlikte deniz ekosisteminin değiştiğine vurgu yaparak şu ifadelere yer verdi:

“Küresel ısınmayla bazı canlı türleri yaşam ortamlarını değiştirerek yeni ortamlarında baskın oluyor ve yerel canlıları yok ediyor. Kızıldeniz göçmeni türler, Akdeniz’in farklı bölgelerinde bulunmakla beraber, Doğu Akdeniz’de yaygınlar. 1869’da Süveyş Kanalı’nın, açılmasıyla Hint Okyanusu ile Akdeniz arasında ilişki başladı. İki deniz arasındaki engelin kalkmasıyla karışan deniz canlılarının göçü başladı.

90 yeni tür

Kızıldeniz’den Akdeniz’e göç olayı, kanalı açan Fransız mühendis ‘Vicomte Ferdinand Marrie de Lesseps’ anısına, ‘Lesepsiyen Göç’ ve ‘Lesepsiyen Türler’ olarak anılıyor. Yabancı türlerin Akdeniz ekosistemine girişi artık ekonomik etkiler yaratıyor. Denizlerimizde göçmen balık türü 90’a ulaştı. Bu türler bulundukları yerde baskın oldular. Lesepsiyen türler yerli veya endemik türlerle rekabete girerek onların yerini alır ve besin zincirlerinin değişmesine, yeni hastalıkların taşınmasına yol açarlar. Böylece yerel ve endemik türler azalmaya başladı.

Yenileri gelecek

Kızıldeniz’den gelen Gümüş Balığı, baskın tür olarak bölge için ekonomik değeri olan barbun ve tekir balığını tehdit ediyor.

Akdeniz işgal altında
Yeni gelen kılkuyruk, yüzyıllardır yediğimiz kırmızı mercan balığına üstün gelmeye başladı. Balon balığı tetradotoksin içeren zehirli bir balık ve insan sağlığı açısından tehdit. İlk kez İskenderun Körfezi’nde görülen Pasifik Aslan balığı da dikenlerindeki zehirle acılar çektirir. Kalp rahatsızlığı olan insanlarda istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Sualtı gözlemlerinde balığın Ege kıyılarına kadar yayıldığını tespit ettik. Henüz Türkiye kıyılarında olmayan zehirli yeni balıkların geleceği de kaçınılmaz.”

‘Korunan alanlar artmalı’

Akdeniz Koruma Derneği Başkanı Zafer Kızılkaya da Akdeniz’de balıkçılığa kapalı alan sayısının artması gerektiği görüşünde: “Akdeniz’de balıkçılığa kapalı korunan alan oranı Akdeniz’in yüzde 1’inden az. Derneğimiz Akdeniz’in biyolojik zenginliğine geri dönmesi için, bu rakamın yüzde 20’ye çıkarılmasını istiyor. Azalan stokların ve balıkçılığın kendi kendisini soktuğu bu darboğazda önerilen çözümlerin hepsi değerli. Yasadışı balıkçılığı her noktada engellemeye çalışmak ve bütün denetlemeleri yapabilmek mevcut sistemde mümkün görünmüyor. En önemli adım ‘Balıkçılığa Kapalı Deniz Koruma Alanları’ ilan edilmesi. Sadece bu alanların denetlemesi yapılsa stoklar kendisini toparlar. Gökova Körfezi’nde balıkçılık gelirleri 7 yılda korunan kapalı alanların çevresinde yüzde 400’den fazla arttı. Balığın rahatsız edilmeden yavrulayayıp büyüyebileceği alanlara ihtiyacımız var.”

Genetik Paradoks

Kızıldeniz’den gelen bir parazit, Hint-Pasifik yengeci üzerinde yaşamını sürdürüyor. Yine bir kurtçuk bulunduğu
yere hakim oluyor ve deniz kirliliğini doğuruyor. Tropikal türlerden katil yosun Caulerpa taxifolia ve yayılımcı Caulerpa racemosa türü yosun pek çok yerel türü tehdit ediyor. Lessepsiyen göçün birde genetik etkileri var. Lessepsiyen göç ‘Genetik Paradoksu’ ortaya çıkardı. Bu türler Akdeniz’de var olan birçok benzer endemik türün genetik yapılarını bozuyor. Göçün genetik bir şifresini araştırmaya devam ediyoruz.

Denetlemenin uygulayıcısı: Sahil Güvenlik Komutanlığı

Denizlerimizin denetleme otoritesi Sahil Güvenlik Komutanlığı. 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’ndan aldığı yetkilerle balıkçılık faaliyetini 24 saat denetleyen komutanlık, Kaan sınıfı botların yanı sıra uçak ve helikopterle de hizmette. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın denizlerdeki denetim ve kontrolleri, balıkçıların bölge ve zaman yasaklarına uymaları ile avladıkları ürünlere yoğunlaşıyor. Yüksek teknoloji ile donatılan komutanlık, geçmiş yıllardan edinilen deneyimlerle, balıkçıların yoğun avcılık yaptığı bölgelerde aktif. Sahil Güvenlik Komutanlığı, 2017 yılında yaptığı denetimlerde, yasa dışı su ürünleri avcılığı yapan 2 bin 692 tekne ya da kişi tespit etti. Bu kişilere de 6 milyon TL para cezası uyguladı. Ülkemiz doğal kaynaklarının izinsiz yurt dışına çıkarılmaması için yapılan 20 operasyonda da yaklaşık 40 ton kum midyesine el konuldu.

İhbar hattı 158

Gelecekte ülkemiz balıkçılığının yalnızca kitaplardan öğrenilen bir konu olmaması için 7 gün 24 saat çabalayan komutanlık, denizlerimizin üzerinde av baskısı yaratan av filosunun devlet eliyle azaltılmasının devam edilmesinin önemine değiniyor. Balıkçılarımızın ekosistem yaklaşımlı avcılık yapmasının gerektiğini belirten komutanlık, Balıkçılık Bilgilendirme Toplantıları’nda balıkçının sorunlarını da dinliyor. Sahil Güvenlik Radar Sistemi’nin önümüzdeki aylarda uygulanmasıyla, denetimler daha da etkili olacak. Mersin’de yapılan ‘Yavru Balık Denizde Gelecek Elimizde’ ile denizcilik kültürünün benimsenmesi için çabalayan komutanlık, ALO-158’e gelen her ihbara koşuyor.

Akdeniz işgal altında

Balıkçılıkta geri gidiyoruz

2 bin 500 balıkçı teknesinin üye olduğu İstanbul Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Erdoğan Kartal, balıklardaki azalmanın dikkat çekici olduğunu söyledi. Kartal, “Doğa şartlarından kolayca etkilenen denizlerimizdeki tükenişin ilk nedeni kirlilik. Kirlenme balıkların yaşam alanlarını yok ediyor. Aşırı ve kaçak avcılık son darbeyi vuruyor. Havanın sıcaklığı da etkiliyor balık avını. Önümüzdeki yılları düşünmek bile istemiyoruz. Balıkçılıkta iyiye giden hiç bir şey yok sürekli geri gidiyoruz. Limanlara baktığınızda denize çıkan tekne sayısının azaldığını görürsünüz” dedi.

Kartal “Herkesin kabulleneceği balıkçılık politikasına ihtiyaç var. Önce balık avının sürdürülebilirliği sonra balıkçının sürdürülebilirliği sağlanmalı. Aşırı avcılıkla mücadele edip, endüstriyel avcılığı yeniden dizayn etmeliyiz. Balıkçının yaptığı işe saygısı olmalı. Yasaklara uyulmadığında ağır yaptırımlar olmalı. Aşırı avcılıkla mücadele için balıkçı kendi balığını satabilmeli. Yani üreten ile tüketen arasında aracı olmamalı. Balıkçının kendi balığını satacağı bir yapılanma üzerinde çalışıyoruz” diye konuştu.

BiTTi


Otomobili kucağında bebeği olan kadının üzerine sürdüİstanbul Bahçelievler’de yol verme nedeniyle sürücüler arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Araç sürücülerinden biri diğerinin yanağını ısırdı. Eşinin yanağını ısıran sürücünün kaçmasına engel olmak isteyen kadın kucağında 9 aylık bebeğiyle aracı durdurmaya çalıştı. Sürücü ise bebeğe aldırış etmeden kadının üzerine aracı sürerek olay yerinden kaçtı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber