Geri Dön
GündemBoğaz’da lüfere ‘vira bismillah’

Boğaz’da lüfere ‘vira bismillah’

İstanbul’da, son 15 yılın en büyük lüfer akınına sahne olan Boğaz’da ava çıkan balıkçı tekneleri iki haftadır istedikleri bereketi yakaladı. Reis Ahmet Bakırcı, “En az 24 metrede avlanıyoruz. Bizi kıyılarda görüp ihbar ediyorlar ama kurallara uyuyoruz. Lüfer bize eski günleri hatırlattı” diyor

Boğaz’da lüfere ‘vira bismillah’

GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul - Karadeniz’in besin değeri yüksek suları ile üç denizin özelliklerini taşıyan Marmara Denizi’nin tek bağlantısı olarak yüzlerce balık türünün geçişini sağlayan İstanbul Boğazı, av sezonunda pek çok balıkçı teknesinin umudu. İstanbul’un sembol balığı lüferin son 15 yıldaki en büyük akınına sahne olan İstanbul Boğazı’nda balıkçılar, geçtiğimiz günlerde istedikleri bereketi yakaladı.

Boyları üç metreden 45 metreye kadar olan yüzlerce balıkçı teknesinin “Vira Bismillah” diyerek ağlarını saldığı İstanbul Boğazı, beslendiği akıntılarla balıkların en önemli göç yollarından biri. Balık avlamak için İstanbul Boğazı’na ağlarını bırakan balıkçılardan Ahmet Bakırcı ve tayfası da binlerce yıl önce oluşan biyolojik koridorun kendilerine bereket sunmasını bekliyor. Üç kuşaktır sürdürdüğü gırgır balıkçılığını oğullarına bırakmaya hazırlanan “Hacı Dursunali” teknesinin reisi Ahmet Bakırcı ile çıktığımız lüfer avı, içinden su yolu geçen kentin denizden gelen bereketini gözlemlememizi sağladı.

Boğaz’da lüfere ‘vira bismillah’

Üç kuşaktır sürdürdüğü gırgır balıkçılığını oğullarına bırakmaya hazırlanan “Hacı Dursunali” teknesinin reisi Ahmet Bakırcı ile lüfer avına çıktık.

242 gün avlanacak

Reis Bakırcı ve 25 tayfasının balık avını yerinde görmek için 29 metre boyundaki “Hacı Dursunali” adlı gırgır teknesinin misafiri olduk. Balık avı sezonunun sürdüğü 1 Eylül-15 Nisan tarihleri arasındaki 242 gün boyunca balık avlayacak tekne, Boğaziçi’nin Beykoz ve Sarıyer ilçeleri arasındaki 24 metreden daha derin kıyılarında dolaşıyor. Teknenin reisi Ahmet Bakırcı’nın en büyük sorumluluğu, gelişmiş sonar ve radarla suyun altındaki görüntülenen balık sürülerini tanımlamak ve tam zamanında ağları fora etmek için doğru talimatı vermek. Teknenin her yönünden geçen yoğun İstanbul deniz trafiğini teknenin pruvasına (teknenin önü) bakarak idare eden Ahmet Reis, diğer yandan da suyun altındaki balık sürülerini ekrana yansıtan sonara kilitleniyor.

‘Müsilaj dert oldu’

Dillere destan bereketteki balıkçılık günlerinin İstanbul Boğazı’nın en temiz zamanlarında yaşandığını belirten Ahmet Reis, “Müsilaj bize büyük dert oldu. Ağlarımız ağırlaştı ve gözleri tıkandığı için sürekli değiştirmek, onarmak zorunda kaldık. Sarı tabaka balığın bereketini düşürdü. Denizi ne kadar temiz tutarsanız aynı oranda bereket sunar size. Sanayi atıkları boşaltılmasın, yeter. Denizi en çok balıkçı korur çünkü geçmişini de geleceğini de denize borçludur. Şimdilerle
balıkla birlikte ağlarımızda deniz anası ya da plastik doluyor ve buna çok üzülüyoruz” diyor.

‘İhbar adiyorlar ama...’

Yılda yaklaşık 200 ton mazot yaktıkları için şimdilerde en büyük sorunlarının pahalı yakıt fiyatları olduğunu belirten Ahmet Bakırcı, “Avlanabildiğimiz kıyıların derinliğinin en az 24 metre olması gerekiyor. Bizi kıyılarda görenler Boğaziçi’nin derinliğini bilmedikleri için ihbar ediyorlar ama biz kurallara uyuyoruz. Eskisi gibi bereketli günler yaşamadık ama 1-2 haftadır tuttuğumuz lüfer bize eski günleri hatırlattı. Boğazın prensi lüfer uzun yıllardır görünmüyordu. Biraz olsun umutlandık. Gırgır balıkçılığı yapılmazsa İstanbullu lüfer ve palamut gibi en lezzetli balıkları ya yiyemez ya çok pahalıya yer” diye konuşuyor.

Teknenin Kocareis’i yani tayfasının sorumlusu 25 yıllık balıkçı Cengiz Eren. Eren, “Teknede çalışacaksan dayanıklı olmak zorundasın. En zoru da gurbette olmaktır. Altı ay göremezsin sevdiklerini. Ne olursa olsun denizde olmak güzeldir” diyor. Teknenin en genci 19 yaşındaki Mustafa Topçuoğlu ise, “Turizm sektöründe çalıştıktan sonra dayımla tekneye katıldım. Balıkçılığı meslek edinmek istiyorum” dedi.

Boğaz’da lüfere ‘vira bismillah’

Katı atık ve deniz anası yoğunluğu

Beykoz kıyısında süren bekleyişin ardından Ahmet Reis’in anonsları duyulunca tüm tayfa hızla görev yerlerine geçiyor. Reisin “Mola” komutuyla teknedeki tayfa, ağı denizde dolaştırıyor. 800 metre boyundaki ağ, mavi suların üzerindeki yerini alıyor. 30 dakikalık beklemenin ardından Reis Bakırcı, bu kez “vira” komutu verince ağlar toplanıyor. Ağ toplandıkça yüzeye gelen lüfer ve çinakoplar, güverteye alınmadan önce karabatak ve martıların yemi olmamak için çabalıyor. Ahmet Reis karabatakların dalgıç gibi daldıklarını görünce “Ekmeğimizi paylaşıyoruz” diyerek doğayla barışık oldukları mesajını veriyor. Ağlar toplandıkça Ahmet Reis’in yakındığı plastik kirliliğinin ürkütücülüğüne şahit oluyoruz. Plastik atıklar ve deniz anası yoğunluğu da dikkatten kaçmıyor. Ağların toplanmasıyla güvertenin havuzlarına bol miktarda lüfer ve çinekopun yanında kefal, istavrit ve zargana da doluyor.

Boğaz’da lüfere ‘vira bismillah’

 

altın fiyatları masaüstüaltın fiyatları mobil
Erzurum buz kesti, gece eksi 14’ü, gündüz eksi 8’i gördüErzurum’da hava sıcaklığı gece sıfırın altında 14’e kadar düştü. Soğuk hava nedeniyle araçların camları, kaldırımlar, caddeler buz tuttu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler