Geri Dön

Dünden bugüne Dolmabahçe

‘Dolmabahçe: Mekânın Hafızası’ kitabı semti merkeze alan makalelerden oluşuyor ve İstanbul’un modernleşme sürecine farklı bir bakış sunuyor

Dünden bugüne Dolmabahçe

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul’un tarihinde büyük öneme sahip mekanlardan olan Dolmabahçe semtinin öyküsünü anlatan bir kitap yayımladı. Bahar Kaya tarafından derlenen ‘Dolmabahçe: Mekânın Hafızası’, Dolmabahçe’yi merkeze alan makalelerden oluşuyor ve İstanbul’un modernleşme sürecine farklı bir bakış sunuyor.

Yaklaşık 6 yıllık bir süreçte hazırlanan kitap, Dolmabahçe bölgesi olarak bilinen Fındıklı ile Beşiktaş arasındaki sahil şeridi

Dünden bugüne Dolmabahçe
ile Gümüşsuyu-Taksim-Teşvikiye-Maçka semtlerinin 300 yıllık tarihsel dönemini konu alıyor. Dolmabahçe Sarayı da bölgenin önemli noktalarından biri olarak öne çıkıyor.

Arkeolojik bir gezi
Konu aldığı bölgenin Osmanlı döneminden Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan karmaşık, çoğul ve çok sesli modernite serüvenini tüm yanlarıyla irdeleyen kitap çeşitli disiplin ve meslek alanlarından gelen uzman ve akademisyenlerin kaleme aldığı ve zengin görsel malzemeyle desteklenen makaleleri bir araya getiriyor. Okurunu Dolmabahçe Bölgesi’nin tarihsel, toplumsal, mimari ve kültürel dokusunun katmanları arasında arkeolojik bir geziye çıkartan kitap, İstanbul’un hafızasını tazeliyor.

Saray Tiyatrosu’nun kaderi

Osmanlı Kaptan-ı Derya’sının gemilerini demirlediği, Boğaziçi’nin en büyük koylarından olan Dolmabahçe koyu, 17. yüzyılda doldurulmaya başlandı ve padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir hasbahçeye dönüştürüldü. Bu bahçede çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı ismiyle anıldı. Daha sonra Sultan Abdülmedcid Dolmabahçe Sarayı’nın inşası için harekete geçti. Bunun için sarayın, yerine yapılacağı Beşiktaş Sahil Sarayı’na ait yapıların bir kısmı yıktırıldı 13 Haziran 1843’te “Saray Kompleksi”nin inşasına başlandı. Kompleksin en önemli yapılarından biri olan Saray-ı Hümâyûn Tiyatrosu’nun yapımı sarayın inşası ile birlikte yapıldı ve açılışı 1989’da gerçekleştirildi. Sık sık Beyoğlu’na tiyatro izlemeye giden Abdülmecid’in kendi sarayına inşa ettirdiği tiyatro, 1863’te çıkan bir yangında kısmen yandı ve uzun yıllar tütün deposu olarak kullanıldı. 1937’ye gelindiğindeyse yol yapımı nedeniyle tiyatro yıktırıldı.

Koronayı hiçe saydı, pavyonda direk dansı yaptıBaşkent Ankara’da ruhsatlarını kafe, restoran, lokanta şeklinde değiştirerek yasak olmasına rağmen eski faaliyetlerine devam eden pavyonlar korona virüsle mücadelede kural tanımıyor. Ayrıca pavyonda alkolünde etkisiyle terlikli kişiler direk dansı yapıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber