Geri Dön

‘Geleceğe yönelik kaygı duyuyorlar’

‘Onlar iklim krizini doğduklarından itibaren hissettiler. Küreselleşmenin hızla yaşandığı bir dönemde doğup büyüdüler. Bu nedenle dünyanın geleceğine dair kaygılılar’

‘Geleceğe yönelik kaygı duyuyorlar’
CİĞDEM YILMAZ

 

Yeditepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Demet Lüküslü, Z kuşağını Milliyet’e anlattı: “Küreselleşmenin hızla yaşandığı bir dönemde doğup büyüdüler. Aynı zamanda eğitimde kitleselleşmenin hızıyla beraber diploma enflasyonunun yaşandığı, eğitimin değerinin sorgulandığı bir dönemde yetiştiler. İklim krizini doğduklarından beri hissettiler, dünyanın geleceğine dair kaygılılar.” 

Yeditepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Demet Lüküslü, ‘Z Kuşağı’ diye tanımlanan 2000 sonrası doğanlarla ilgili şunları aktardı: 

Önemli rol oynuyorlar

“Bu kuşakta tıpkı diğer kuşaklar gibi içinde doğdukları toplum tarafından şekillenen bir kuşak. Aynı zamanda da toplumun şekillenmesinde de önemli rol oynuyor. Ancak bu sadece bu kuşağa özgü bir konu değil. Tıpkı diğer kuşaklar gibi önceki kuşaklarla süreklilik ve değişim ilişkisi içindeler ve bu sebeple de toplumda tarihsel olarak yaşanan değişimleri daha iyi görmemizi sağlıyorlar.

Yetişkinler olarak genç kuşağı eleştirdiğimiz ya da anlamlandıramadığımız zamanlarda aslında toplumdaki bu değişimi anlamakta zorlanıyoruz, gençleri değil. Bu değişimin tezahürlerini genç kuşakta gördüğümüz için gençler bir çeşit günah keçisi oluyorlar. 

Bu kuşağın diğer kuşaklardan farkı nedir diye sorduğumuzda; bu farkın genç kuşağın içine doğduğu toplum ve toplumsal değişimle ilgili olduğunu görüyoruz. 1990’ların son dönemi ve 2000’li yıllarda neler değiştiğine baktığımızda küresel ölçekte hem yeni iletişim teknolojilerinin hem de küreselleşmenin hızla yaşandığı bir dönemde doğup büyüdüler. Aynı zamanda eğitimde kitleselleşmenin hızıyla beraber diploma enflasyonunun yaşandığı, eğitimin değerinin sorgulandığı bir dönemde yetiştiler. İklim krizini doğduklarından beri hissettiler, dünyanın geleceğine dair kaygılandılar, vs. Ve tüm bu sebeplerden dolayı da tabii küresel ölçekte de önceki kuşaklardan belirli farklara sahip oldular.”    

Ulus ötesi özellikler

“Bu kuşağın ilk ortak noktaları küresel bir dünyada doğup büyümüş olmaları. Her ne kadar gençlik dediğimiz kesim kendi içinde homojen olmasa da ve örneğin sınıfsal önemli farklılıklar deneyimlese de, örneğin bugün ister bir müzik tarzıyla ilgilenen bir genç olsun ister ise dizileri takip eden bir genç olsun sadece kendi toplumu içinde sınırlı kalmıyor. Dünyadaki farklı grupları, ya da dizileri takip edebiliyor. Rap müzikle ilgilenen gençlerle ya da graffiti yapan gençlerle yaptığım araştırmada bu gençlik kültürlerinin ulus ötesi özelliğini takip ettiklerini gördüm. Sadece egemen olan Amerika, Avrupa gençlik kültürleri takip edilmiyor. Örneğin; Kore müziği dinleyip, Kore dizileri de izliyorlar.”

Yerel düşünmüyorlar

“Bu kuşağın içine doğdukları toplumun özelliklerine göre şekillenip ona göre tepkiler verdiğini söylersek, siyaset ile ilgili olarak ise bu kuşağın önceki dönemlerdeki ideolojik ayrımların flulaştığı, geleneksel, kurumsal siyasete eleştiriler getirildiği bir dönemde büyüyüp yetiştiklerini söylemek gerek. Üstelik biraz önce söylediğimiz gibi her zaman da çok yerel düşünmeyen, ulus ötesi birliktelikler de kurabilen bir kuşak için siyaset gündelik hayatlarının uzağında tanımladıkları, kirli ve sorunlu bir alan olarak tanımladıkları için de uzak durmayı seçtikleri bir alan olarak beliriyor.

Bu sebeple gençlerin siyaset ve siyasi farklılıklar üzerinden anlaşılamayacağını düşünüyorum. Zaten kurumsal siyaset de gençlerin asıl sorunlarından konuşmuyor, kronikleşmiş olan Türkiye’nin gençliği de etkileyen sorunlarını çözmeyi, tartışmayı teklif etmek yerine ideolojik tartışmalara sıkışıp kalmayı tercih ediyor.”

Z KUŞAĞI NE DÜŞÜNÜYOR?

‘Biz duyarsız gençlik değiliz’

D. E.(19): “Kimya mühendisliği okuyorum. Bakıldığında, iş potansiyeli büyük bölüm ancak Türkiye’de yokmuş gibi görülüyor. Bölümü bitirenler pastanelerde çalışıyor. Açıkçası ben böyle olmasını istemiyorum. Yurt dışı planlıyorum ama olur mu şimdiden bir şey diyemem. Önceliğim okulumu bitirmek. Genel olarak bir işsizlik sorunu var zaten ve ben o grubun içerisinde yer almak istemiyorum.

İnternette bazen 10 saat vakit geçirdiğim oluyor, bu durumdan rahatsız mıyım? diye sorarsanız değilim...

Z Kuşağı internette fazla geziyor olabilir, ama bilinsin ki; duyarsız bir gençlik değiliz. Yaşanan kadın şiddetine de, doğa katliamına da, hayvanlara yapılanlara da karşıyız. Ben belli bir saatten sonra sokağa tek çıkmıyorum, çünkü korkuyorum ve kendimi güvende hissetmiyorum. Kadınlar sokaklarda güvende değil, gerçi sadece kadınlar demek de doğru olmaz. Ailemin inancı ya da siyasi görüşü beni ilgilendirmiyor yani düşüncelerim onların inançları ya da tutumlarına göre şekillenmiyor. Sadece özgürce yaşamak istiyorum.”

‘En büyük endişem işsizlik’

C.E.(16): “Türkiye’deki en büyük sorun mezun olduktan sonra işsiz kalmak. Benim de en büyük endişem bu. En rahatsızlık duyduğum şey; kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yapılanlar. Her gün faklı bir kadın cinayeti duyuyoruz. Sosyal medya her gün en az bir kişi şiddet gördüğünü ya da taciz edildiğini paylaşıyor ve kadınlara bunları yapanlar cezasız kalıyor. Vicdanı olan herkes bu duruma tepki gösterir. Ancak adalet noktasında, kadın öldüğünde ceza veriyorlar. İnsanların cinsel yönelimi ya da inancı beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Bir insanın yönelimi neden o insana bakış açımı etkilesin ki... Siyasetle ilgilenmiyorum, gördüklerim ve okuduklarımdan dolayı siyasete de siyasetçilere de güvenmiyorum.”

‘Birçok konudan memnun değilim’

Y. Ç.(16): “Lise 3 sınıf öğrenciyim. Günde 5 saat internette vakit geçirdiğim oluyor. Ancak bugün olduğu gibi arkadaşlarımla dışarıda olduğumda bu süre yarım saate kadar iniyor. Türkiye’de birçok konudan hiç memnun değilim. Eğitim sistemimizi hiç beğenmiyorum. Anadolu Lisesi’nde okuyorum ancak sayısal ve eşit ağırlık bölümlerinden birini seçmem gerekiyor. Bunu seçerken de ben ve ailemin tek düşüncesi iyi bir iş.

Sevip sevmemiz önemli değil. Boşta kalmayalım yeter. En azından benim ailem böyle düşünüyor. Bir işim olsa bile günde 8- 10 çalışıp bir ev sahibi olmam imkansız. Açıkçası yurt dışında yaşamayı planlıyorum hatta ailemi ikna edersem onlarla birlikte yerleşmeyi düşünüyorum. Burada yaptığınız her iş fazla emek istiyor ancak karşılığı yok. Yurt dışında garson olsanız bile daha iyi yaşam koşullarında yaşarsınız. Amacım iyi ve özgür yaşam....”

‘Dayatmaya izin vermiyorum’

Y.G.(19): “Bu yıl üniversite sınavına girdim, Nükleer Enerji Mühendisliği okumayı düşünüyorum. Ancak bu bölümü bitirenler genelde yurt dışında. Çünkü, Türkiye’de iş alanı yok. Türkiye’de bölüm mezunların birçoğu da üniversitelerin kimya ya da fizik bölümlerinde hocalık yapıyor. Ailemin beni yurt dışında okutacak maddi imkanı yok, böyle bir imkanım olsa, hiç düşünmeden yurt dışında okurum.

İnsanları ne düşündüğü, neyi desteklediği ya da neye inandığıyla ilgilenmiyorum. Ailem de aynısını düşünmüyor. Ailem çok dindar olduğunu sanıyor, ama hep kulaktan duyma şeyler söylüyorlar. Ben bütün kutsal kitapları okudum. Ondan onların kulaktan duyma şeyleri bana dayatmasına izin vermiyorum. Siyaset mantık işi değil açıkçası siyasetten nefret ediyorum diyebilirim. Bilim konuşulsun, bunun üzerine tartışalım benim ilgi alanım bunlar ancak bilime önem verilmiyor.”

‘Geleceğe yönelik kaygı duyuyorlar’

‘Hangi bölümü bitirince işsiz kalmayız acaba?’

C. A.(16): “Lise 3. sınıf öğrencisiyim. Eğer arkadaşlarımla dışarıya çıkmadıysam ve okul yoksa, günümün tamamını neredeyse internette geçiriyorum. Dizi, film izliyorum, oyun oynuyorum, tek bir şeye bağlı kalmıyorum, birçok şey yapıyorum. Bilgi elimizin altında bu aslında güzel bir şey. Dünyanın birçok noktasındaki bilgilere bu sayede ulaşabiliyoruz. Genel olarak ailemle değil, bireysel takıldığımdan, vaktimi internette bu şekilde geçiriyorum. Benim de en büyük kaygım işsizlik. Benim bu yaşta bunu dememem gerekiyor oysa. Ancak liseye başladığımız andan itibaren düşünmeye başlıyoruz ve seçimlerimizi de bu yönde yapıyoruz. ‘Hangi bölümü bitirince işsiz kalmayız’ bunu araştırmaya başladık. Türkiye’de bunu düşünmek zorundayız. Dil, din, ırk bunlarla ilgilenmiyorum. Bir insanın karakterli olması benim için yeterli..”

YARIN: EN İYİSİ OLMAK İÇİN PROGRAMLANDILAR

Atmaca'ya yeni özellik! Yurt dışından büyük ilgi varRoketsan Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye'nin ilk deniz seyir füzesi olan ve yurt dışından da ilgi gören "Atmaca"nın teslimatlarına bu sene sonu itibarıyla başlanacağını aynı füzenin karadan karaya versiyonu için de çalışma yaptıklarını bildirdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber