Geri Dön

‘Haberim bile yok’ dedi!

FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Genelkurmay’daki eylemlerle ilgili aralarında 37 kişilik sözde ‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyelerinin de olduğu 221 sanık hakkında açılan ‘çatı dava’ başladı.?Eski YAŞ üyesi Akın Öztürk’ün ilk ifadesinde “Bu hain darbe girişimiyle ilgim, hiçbir katkım hatta haberim bile yoktur. Silah arkadaşlarıma silah doğrultacak bir insan değilim’ dediği öğrenildi

‘Haberim bile yok’ dedi!

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında, Genelkurmay Başkanlığı’ndaki eylemlerle ilgili eski YAŞ üyesi Akın Öztürk, Mehmet Partigöç, Mehmet Dişli ile Ali Kalyoncu’nun da bulunduğu 37 kişilik sözde ‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyelerinin de aralarında bulunduğu 221 sanık hakkında açılan çatı davanın görülmesine dün başlandı.

‘Vatan hainleri’

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki Ankara 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma nedeniyle kırmızı alarm verilerek olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Öztürk’le beraber sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesinin de bulunduğu tutuklu 48 sanık, jandarmalar arasında ve elleri kelepçeli şekilde cezaevi kampüsü içindeki yoldan yürütülerek salona getirilirken vatandaşlar ellerindeki urgan ve pankartları fırlatıp ‘idam isteriz’ sloganları attı.

Sanıklar duruşma salonu kapısında tek tek durdurularak fotoğrafları ve görüntüleri alındı. Sanıklara tepki duruşmada da devam etti. Oğlunu kaybeden şehit annesi, “katiller, vatan hainleri, kral gibi giyinmişler” diye bağırarak fenalık geçirdi. Bazı aileler de tepkilerden ötürü yaka kartlarını ters taktı.

‘Adresimi bilmiyorum’

Sanıklardan eski YAŞ üyesi Akın Öztürk, kimlik tespiti sırasında “Tutukluyum, adresimi bilmiyorum” dedi.

Bu sırada bir şehit yakını Öztürk’e “geber” dedi. Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, kimlik tespitinin ardından Öztürk’ün savunmasını dinleyerek duruşmaya başlayacaklarını söyledi. Bu sırada bazı sanık avukatları, müvekkillerinin duruşmaya getirilmediğini belirterek, itiraz etti. Dik, tutuklu bazı sanıkların getirilmesinin beklenmesi için duruşmaya ara verdi. Duruşmayı takip eden mağdur ve müştekiler, salon boşaltılırken de sanıklar, yakınları ve avukatlarına tepki gösterdi. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganı atan mağdur ve müştekilerin bazıları, “Allah sizin belanızı versin”, “Teröristleri savunanlar teröristtir” ve “Hepiniz teröristsiniz”, “Terörist vatan hainleri. Kanlarınızda boğulun inşallah” diye bağırdı. Sanık yakınlarından ağlayanlar oldu. Duruşma, bu nedenle bir süre durdu. Mahkeme görevlileri, tarafları dışarı çıkararak salonu boşalttı.

Aradan sonra ilk ifadesi alınan Akın Öztürk, “Bayrak, vatan ve ülkem için gerekirse canımı vereceğim yönünde ettiğim yemine halen ölsem dahi sadığım. Böyle bir hainlik suçlamasıyla yargılanmam bana verilebilecek en büyük cezadır. 46 yılını orduya vermiş bir insanım. Bu hain darbe girişimiyle ilgim, hiçbir katkım hatta haberim bile yoktur. Ben bu rütbe ve yaşa gelmiş bir insan olarak silah arkadaşlarıma silah doğrultacak bir insan değilim” dedi.

‘Haberim bile yok’ dedi

Pankartlarla protesto ettiler

Darbe girişimini planladıkları iddia edilen Akın Öztürk, Mehmet Partigöç, Mehmet Dişli, Ali Yazıcı, İlhan Talu, Gökhan Şahin Sönmezateş, Hakan Evrim, Ahmet Bican Kırker, Ahmet Özçetin, Ali Kalyoncu, Ali Osman Gürcan, Bilal Akyüz, Cemil Turhan, Doğan Öztürk, Erhan Caha, Ertuğrul Terzi, Fırat Alakuş, Halil Gül, Kubilay Selçuk, Mehmet Şahin, Muhsin Kutsi Barış, Murat Aygün, Murat Koçyiğit, Mustafa Barış Avıalan, Muzaffer Düzenli, Orhan Yıkılkan, Osman Kardal, Osman Kılıç, Osman Ünlü, Ömer Faruk Harmancık, Özcan Karacan, Özkan Aydoğdu, Ramazan Gözel, Savaş Kabaklı, Sinan Sürer, Turgay Sökmen ve Ünsal Coşkun’dan oluşan 37 kişilik Yurtta Sulh Konseyi üyesiyle birlikte tutuklu 48 sanık, cezaevi kampüsü içindeki yoldan jandarma koridoru arasında 200 metre kadar halkın önünden yürütülerek geçirildi.

Urgan attılar

Sanıkların, ellerinin kelepçelendiği ve her iki yanlarında jandarmalar olduğu görüldü. Sanıklar vatandaşların önünden geçirilirken protesto edildi. Vatandaşlar ellerindeki urgan ve pankartları sanıklara doğru fırlatarak, “idam isteriz” sloganları attı. Kalabalık “Osmanlının torunu böyle bozar oyunu”, “Devletini sevmeyen haine hilalin gölgesi haram olsun” yazılı pankartları açtı. Bu şekilde duruşma salonu kapısına kadar getirien sanıklar duruşma salonu kapısında da tek tek durdurularak fotoğrafları kaydedildi. Kalabalık, sanıklar salona alındıktan sonra cezaevi bahçesinden çıkarıldı.

Protokol kapısından

Duruşma salonuna hâkim ve savcıların kullandığı protokol kapısından önce Öztürk, Partigöç ve Dişli’nin de aralarında bulunduğu sözde Yurtta Sulh Konseyi üyeleriyle birlikte 48 sanık, jandarma komandolarının oluşturduğu güvenlik koridorundan geçerek girdi. Diğer sanıklar ise mahkeme salonunun arka tarafından duruşma salonuna getirildi. Sanıkların sanık sandalyesinde otururken ellerindeki kelepçeleri çözüldü.

Olağanüstü güvenlik önlemleri

Basının yoğun ilgi gösterdiği dava öncesi güvenlik önlemleri en üst seviyedeydi. Dava için cezaevi yönetimiyle cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı’nca güvenlik önemleri için 1500 kişilik ekip görevlendirildi.

Duruşma öncesi Ankara Jandarma Komando Tabur Komutanlığı’nda görevli komandolar, infaz koruma memurları, bomba arama köpekleri, zırhlı araçlar ve TOMA’lar hazır edildi.

‘Haberim bile yok’ dedi


Çatıya uçaksavar

Güvenlik önlemleri kapsamında, cezaevi kampüsüne giren araçlar, jandarma araçlarındaki plaka okuma sistemleri tarafından kayıt altına alındı.

15 Temmuz’dan sonra Sincan Cezaevi kampüsü için alınan ‘uçuşa yasak alan’ uygulamasına da devam edildi.

Olası bir hava saldırısına karşı Eskişehir’den kontrol edilen hava savunma sistemleri de aktifleştirildi. Cezaevi çatılarında konuşlandırılan uçaksavarların yanı sıra onlarca keskin nişancı duruşma salonunu gören yüksek alanlara yerleştirildi.

Termal kameralar

Keskin nişancıları 10 kilometre alanda havadan gelebilecek saldırılara karşı uyaracak yerli üretim Koral termal kameraları da güvenlik önemleri kapsamında kullanılıyor.

Drone’lar da kampüsün üzerinde sürekli kayıt yaptı.

Bayraklarla protesto

Kampüs dışında da Çevik Kuvvet ekiplerinin yanı sıra sanık yakınları ve duruşmayı izlemek için gelenler arasında provokasyon çıkarmak isteyenlere karşı sivil güvenlik görevlileri de hazır bulunduruldu.

15 Temmuz Derneği üyeleri de ellerinde Türk bayraklarıyla darbecileri protesto etti.

‘Yeminime ölsem dahi sadığım’

Savunmasını yapan Akın Öztürk, ifadesinde şunları söyledi:

KATKIM YOK: Suçlamayı dinledik. 1970’de askerlik yeminimi yaparak üniformamı giydim. Vatan, bayrak, Atatürk uğruna 46 yıl boyunca görevimi yaptım. Yeminime ölsem dahi sadığım. Böyle bir hainlik suçlamasıyla yargılanmak bana bu dünyada verilecek en büyük cezadır. Haberim yoktur, katkım yoktur. Ben bu rütbe ve yaşa gelmiş bir asker olarak silah arkadaşlarıma, devletimin kurumlarına silah doğrultacak bir kişi değilim. Şehit aileleri iyi bilsin ki bu hain darbe girişimiyle alakam yoktur. Defalarca ölümle burun buruna geldim. Keşke şehit olsaydım, bu haksız suçlamalarla karşı karşıya kalmasaydım. İçim çok acımaktadır.

ÜMİDİM, DELİLDEN SANIĞA ULAŞILMASIDIR: 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemiz bir dram yaşamış. Bu olaya katkısı olan herkes eylemlerin ağırlığına göre cezalandırılmalı. Evrensel hukuk kurallarına göre eylemi sabit olanların cezalandırılması benim de istek ve arzumdur. Kuşkusuz yargılamada böyle hareket edecektir. Benim endişem fiil, fail ve delil üçlemesine hangi sırayla ulaşılacağıdır. Ben delilden sanığa ulaşılması ümidindeyim.

ASKERİ KAMPTAYDIM: İddianame, hiçbir şekilde tanımadığım kişilerin aykırı durumları baz alınarak kaleme alınmıştır. 3-15 Temmuz arasında askeri kampta tatildeydim. Çorlu’ya günü birlik kardeşimin oğluna kız istemek için gittim. Kamptan 15 Temmuz’a kadar hiç ayrılmadım. 15 Temmuz’da Kore’den dönmüş olan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak’ın emrine tahsisli uçakla Ankara’ya geldim. Askeri kampta eski Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanlarıyla birlikte olduğum sabittir. Faruk Cömert dinlendiğinde bu anlaşılacaktır. Gizli tanığın, darbe öncesi Ankara Çukurambar’da darbe toplantılarına katıldığım beyanı yalan olmasına rağmen ısrarla yayınlar devam etmiştir.

‘Kaçmadım’

ÜSSE HAREKET ETTİM: 15 Temmuz’da korumamla Akıncı üs bölgesinde kızımın oturduğu lojmanına gittim. Darbeyle ilgim, bilgim olsa eşimi, torunlarımı bu işe karıştırır mıydım? Koruma ekibim lojmandan ayrıldıktan sonra emir subayım İsmail Keskin, beni arayarak, ‘Genelkurmay’a saldırı olmuş. Benim de bilgim yok’ dedi. Olayın mahiyetini öğrenmesi için Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi’ni arattırdım. Cevap veren olmayınca Genelkurmay Harekât Merkezi’ni arattırdım. Buradan Keskin’e soyadı Partigöç adlı generalle görüşmesinin söylenmesi üzerine arattırdım. Telefona çıkan şahıs Partigöç’ün emir subayıydı. Partigöç’ün yanında olmadığını, Akıncı Üssü’ne götürüldüğünü beyan etmesi üzerine Akıncı’yı aradım. Kubilay Selçuk arattırdım. ‘Komutanım operasyon var, komutan da burada’ demesi üzerine üsse hareket ettim.

AKAR’IN SÖYLEMESİYLE HABERİM OLDU: Üsse gittiğimde silahlı ve maskeli kişilerce karşılandım. Odada Kubilay Selçuk, Hakan Evrim, Mehmet Dişli, Ömer Faruk Harmancık vardı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın bana hitaben, ‘bunlar bu işi yaptılar, bunları ikna et, bunlar darbe işine kalkışmışlar’ demesi üzerine konuya hakim oldum. Akabinde Dişli Paşa, ben ve komutan Akar’ın talimatıyla darbecileri ikna etmek amacıyla 143. Filo’ya gittim.

‘SEN KAL BEN SENİ ALDIRIRIM’ DEDİ: Üniformayı ayarladıktan sonra Akar’ın yanına girerek arkadaşların ikna olmadığını söyledim. Ertesi sabaha kadar 5 kez 143. Filo’ya giderek darbe konusunu durdurmalarını istedim. 143. Filo’dakiler ikna olmaya başlayınca komutan, ‘beraber Başbakan’a gidip konuyu anlatalım’ demesine rağmen telefonda konuştuktan sonra, ‘sen burada kal, ben seni aldırırım’ diyerek, Dişli ile birlikte Akıncı’dan ayrıldılar.

GÜLER’İN ELLERİNİ ÇÖZDÜM: Bir helikopterle Başbakanlığa gitmek üzere ayrılacakken vuruldum ve yaralandım. Üste Genelkurmay Başkanı dışındaki komutanların da tutulduğunu öğrenmem üzerine Yaşar Güler’in yerini tespit ettim. Elleri ve ayaklarını ben çözdüm. Abidin Ünal ve diğer generalleri de kurtarıp askeri savcıya darbecileri teslim ederek, Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargâhına intikal ettik. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a yaşadıklarımı kendisine arz ettim. Basında iddia edildiği gibi kaçmadım.

ÇABAM OLMAMIŞTIR: Yazılı belgesi temin edilemeyen sözde Yurtta Sulh Konseyi’ne üye olmadığım gibi varlığı ispat edilemeyen bir konseyin üyesi nasıl olabilirim, şiddetle reddediyorum. Komutanın ikna edilmesi konusunda herhangi bir çabam olmamıştır.

SEVDAMIZ TÜRKİYE: Yarım asra yakın askeri tecrübeme, devletin bana verdiği göreve binaen Atatürk’e deccal diyebilecek insanlarla bir araya gelebilecek bir kişi değilim. Kendi sözüm olan aşkımız bayrak, sevdamız Türkiye, rehberimiz Mustafa Kemal Atatürk’tür.

ÇİVİ BİLE ÇAKSALAR TUTTURAMAZLAR: Bu yaftayı üzerime çivi ile bile çaksalar tutturamazlar. Bu yaftayı ortaya çıkarın. Milletime ve silah arkadaşlarıma, darbeden duyduğum menfur olayda yitirdiğimiz şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Duruşma sonrası gerginlik yaşandı

Duruşmanın tamamlanmasının ardından şehit ve müşteki yakınlarının sanıklara tepkilerini sürdürmesi üzerine, bazı sanık yakınları da müştekilere tepki gösterdi. Karşılıklı sataşmalar üzerine tansiyon arttı. Bu sırada bazı müştekiler kendilerine ayrılan bölümden atlayarak, sanık yakınlarının üzerine hamle yaptı. Araya giren çevik kuvvet personeli olayı büyümeden kontrol altına aldı. Duruşmaya bugün devam edilecek.

Bir köyü ayağa kaldıran taciz iddiasıIsparta'da, bir işletmecinin çalışanına tacizde bulunduğu iddiası üzerine toplanan köylüler, işletmenin bulunduğu alanda bir araya geldi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet