Geri Dön
GündemKalemle yol almak

Kalemle yol almak

Dolmakalem, daha doğrusu yazı kültürü meraklıları Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Kalemle Yol Almak” çalıştayı için toplandı.

Kalemle yol almak

Geçtiğimiz hafta cumartesi sabahı, Beyoğlu Belediyesi'nin Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Kalemle Yol Almak” çalıştayı için erkenden yola çıktım. Çantamda Louis Lavelle’in “Söz ve Yazı” kitabı vardı. Taksim’e yaklaşırken “Yazanlar eylemde bulunanlardan ve sonradan hayatta kalabilmek için onlara ihtiyaç duyanlardan daha kalıcı bir anıt bırakır daima” cümlesinin bulunduğu 107. sayfada kitabı kapattım.

Metrodan çıkarken “Kalemle Yol Almak” başlığını düşünüyordum. Kim düşündüyse bravo, fikir güzel ve ilham verici. İlk duyduğumda zihnimde “yol” kelimesini “yıl” ile değiştirmek ve “Kalemle Yıl Almak” başlıklı bir yazı belirdi. Yazının temel düşüncesi de yazı yazarken geçen zamandan yola çıkarak, yaş almak ve büyümek üzerine filizlenen bir metin inşa etmekti. Yazının sonuna ise bir başka kapı açıp kullanılmış bir kalem almakla aslında neler alındığı ve neler yaşandığı üzerine bir iki cümle de eklesem güzel olurdu belki derken kendimi AKM’nin önünde buldum.

Toplantının yapılacağı yere varınca tanıdık bir sima aradım ama önce Covid-19 testi yaptırmak gerekiyormuş, hızlı test sonrası Doğan Hızlan’ın oturduğu köşeye ilerleyip üstada selam verdim. Ona yakın oturan koleksiyoner Tamer Tellikurşun’u görünce sevindim ve yanına yerleştim. Kendisini ülkemizin biricik yazı kültürü dergisi “Mürekkepbalığı” için yaptığım bir röportaj vesilesiyle tanımıştım. (Çalışma odasının kalemlerle dolu olduğunu görünce çok şaşırdığımı hatırlıyorum.) Sağ tarafımda ise iş insanı Ömer Seyfi Aktülün oturuyordu. (Toplantı sırasında cebinden çıkardığı harika kalemlere gözüm takılıp durdu.)

Kalem müzesi geliyor

Gülümseten sözleriyle toplantıyı şenlendiren Doğan Hızlan’ın yanında, el yazısı üzerine herkesin ilgiyle dinlediği bir konuşma yapan eski bakanlarımızdan Prof. Dr. Nabi Avcı oturuyordu. Onun yanında kalemin kutsiyetine değinen TBMM Başkanı Mustafa Şentop, mektup yazmayı yeniden gündeme getiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İbrahim Kalın ve çalıştayın mimarı, kalem müzesi açılması konusundaki düşüncesini dile getiren Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız bulunuyordu.

Açılıştan sonra her katılımcı önce kendisini tanıttı sonra hem hatırası olan kalemiyle ilgili anısını hem de konuya ilişkin görüşlerini söyledi. Yazar Mario Levi, iş insanı Muhsin Divan, mimar ve koleksiyoner Kamil Özkartal (ki kendisi toplantının en şık beyefendisiydi) ve Dr. Onur Çetinkaya gibi birçok koleksiyoner müzeye ilişkin düşüncelerini aktardı. Tamer Bey de sergi fikrini öne sürdü.

Kalemseverler maalesef, kafelerde tabak çanak ve garsonların “şimdi ortalık kirlenecek” şeklinde imalı bakışları arasında güçbela duran defter, kalem ve mürekkep şişeleriyle uygun olmayan masalarda sohbet etmeye çalışıyor. Bu durumu düşünerek “kalem cemiyeti” üyelerinin oturup sohbet edebileceği bir mekan önerdim. Kübra Par ise butik üreticilerin ürünlerinin satılabileceği bir kırtasiye önerdi.

Bu arada ülkemizdeki butik kalem üreticilerini şahsen tanıma fırsatı buldum. Kişiye özel kalem tasarlayan Akif Gözcü, Volkan Kaya, Kilk Kalem’den Oruç Gazi Kutluer ve Stüdyo Ağaçkakan’dan kalem ustaları Mehmet Çakar, Ayşe Sizer Çakar ve Mehmet Dağürküden’i ilgiyle dinledim. Butik kırtasiye ürünleri satan Galen Leather’dan Yunus Emre Perens, NilsPen’den Kuter İncircioğlu ve Doğan Kıraç da toplantıdaydı. Dolmakalem ucu düzeltme uzmanı Ahmet Çarpık da gelmişti. Bu kişilerin dışınad birçok değerli koleksiyoncu da toplantı için salondaydı.

Gözlerim daha önce toplantıya katılacağını duyduğum Muhittin Şimşek’i aradı ama göremedim. (Böylece güzel bir sohbet fırsatını kaçırmış olduk.) Kalem tamircisi Murat Usta da gelememişti. Toplantıda eksikliği hissedilen diğer kişilerin başında “Mürekkepbalığı” dergisinin yayın yönetmeni Özge Dinç ile ülkemizde kendi mürekkebini, defterini ve deri kalemliğini üretebilen tek kişi olan Ali İkizkaya, Plumon’dan Selin Hanım, Yeni Zaman’dan Can Bey ve çocuklara kalemi sevdiren “Müdür Bey” İsmail Toluay’dı bence.

Günün sonunda kalem müzesi fikri hepimizin aklında yer etti. Yazı araç gereçlerinin tarihine ilişkin bilgilerin olduğu “canlı” bir müze yazı kültürüne ilgiyi çoğaltacaktır. Bu tür özel yapılar dünyada bile sayılı. Mesela İngiltere’nin tek kalem müzesi Birmingham şehrinde bulunuyor ve turistler için bir cazibe merkezi. (Şirketlerin kendi müzesi de olmalı: Scrikss Müzesi mesela, hiç fena olmazdı.) Toplantıların devamını diliyorum.

Haftanın defteri: Ayush Paper

Hindistan’tan dünyaya yayılan Ayush Paper artık ülkemizde de bulunabiliyor. Bilindiği gibi piyasada defter çok ama dolmakaleme uygun defter bulmak zor iş. Nilspen ve Galen Leather gibi butik firmalar bu tarz iyi defterleri getirmede uzmanlaşmış kurumlar.

Kalemle yol almak

Haftanın kalemi: Schneider Base Uni

Okur mektuplarına dayanarak bu hafta, sağlam ve güvenilir bir dolmakalem arayışında bulunan ama bütçesini çok da zorlamak istemeyenler için Schneider Base Uni’yi öneriyorum. Tekiner Grup tarafından 1986’dan beri ülkemizde temsil edilen Schneider, temiz tasarım çizgilerine sahip güvenilir bir marka. Base Uni de hem öğrencilere uygun hem de günlük kullanıma uygun.

Haftanın mürekkebi: Cross Black

Cross herkesin aşina olduğu bir marka ama mürekkep şişeleri çok popüler değil. Oysa özellikle siyahi mürekkep şahane, mutlaka deneyin derim. Yalnız şişe tasarımı değiştiğinden beri kare kapakların kolay açılmadığı yönünde serzenişler var. Bulursanız yuvarlak kapaklı olanı alın.