Geri Dön

‘Köklü reformlar var ama yetersiz’

Uluslararası Anayasacılığın Geleceği Forumu’nun ‘Anayasal Demokrasinin Savunucusu’ ödülüne, insan haklarını ve eşitliği ilerletmeye yönelik küresel çabalarından dolayı Prof. Dr. Bertil Emrah Oder layık görüldü.

‘Köklü reformlar var ama yetersiz’
MELTEM GÜNAY / İSTANBUL

Türkiye’den bu ödülü alan ilk isim olan Prof. Dr. Oder, ocak ayında Anayasacılık Küresel Zirvesi’nde ödülünü alacak. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı, UNESCO Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma Kürsüsü sahibi ve Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Direktörü Prof. Dr. Oder, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddete karşı yapılması gerekenler ve Türkiye’nin bu konuda atması gereken adımları Milliyet’e anlattı.

Kökleşmiş sorun

Türkiye’nin uluslararası alandaki yeri hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Oder, “Dünya Ekonomik Forumu 2019 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada. Çok farklı göstergelerin ele alındığı bu raporda 130. olmak oldukça geriye düştüğümüz anlamına geliyor. Bu Türkiye’deki kadın hareketinin gücü, deneyimleri, birikimi, modernleşme ve kadın-erkek eşitliği meselesindeki kazanımlarına baktığımızda üzücü bir sonuç. 2019’da Dünya Bankası’nın toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusuna odaklanarak yaptığı çalışmada ise Türkiye 187 ülke arasından 87. oldu. Burada Türkiye’nin hukuksal kazanımlar konusuna yönelen çalışmalarda ve cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele konusundaki performansının çok daha yükseklere çıktığını görebiliyoruz.” dedi.

Son 25 yılda köklü reformların yapıldığının altını çizen Prof. Dr. Oder, Anayasa’da ve Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliklerin daha eşitlikçi ve toplumsal dönüşümü sağlama konusunda çok önemli araçlar olduğunu belirtti. Ceza Kanunu’nun yenilenmesinin özellikle cinsel suçlar bakımından eski cinsiyetçi görüntülere dayalı hükümlerin ayıklanmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oder, “Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni ilk onaylayan devlet oldu. 6284 Sayılı Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun’u benimsedik. Kadın istihdamını artırmaya yönelik bazı politika değişiklikleri, özellikle kız çocuklarını okullaşması gibi bir takım dönüştürücü uygulamaların da etkin şekilde uygulandığını görüyoruz. İlerleyici yaklaşımlar sergilendiğini biliyoruz ama bu hukuksal altyapı kazanımlarına rağmen derin bir cinsiyet uçurumunun süregeldiğini ve bunun kökleşmiş bir sorun olduğunu da görüyoruz” diye konuştu.

Kanunların, asgari koruyucu altyapıya sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oder sözlerine şöyle devam etti; “Halen kökleşmiş, ayrımcı ve cinsiyete bağlı roller üzerinden ilerleniliyor. Sık sık gündeme gelen iyi hal uygulamaları, haksız tahrik uygulamaları, failleri kollayıp mağdurları suçlayarak ve onları ikinci defa mağdur ederek ilerleyen, tersine işleyen, amacını yerine getirmeyen bir yargı süreciyle karşı karşıya kalıyoruz. Yargının özellikle kadına yönelik şiddet vakalarında, insan haklarına ve mağdur odaklı bir yaklaşıma sahip olmaması büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Devletin şiddeti cezalandırma yükümlülüğü var ama aynı zamanda önleme yükümlülüğü de var. Eğer kadınlar ve kız çocukların yönelik genel algıyı değiştirecek çalışmalar yapmazsanız sadece şiddeti cezalandırmanın etkisi zayıflar.”

Temsiliyet yetersiz

Prof. Dr. Oder kadınların bir çok alanda karar verici mercilerde de olmadığının altını çizerken sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünyaya baktığımız zaman parlementolarda kadın temsili yüzde 25 civarında, Türkiye’de yüzde 17. Partilerde kadın kotası var ama kotanın olması kadınların seçilebilecek yerlerden aday gösterildikleri anlamına gelmiyor. Yine bakanlıktaki kadın oranları açısından Türkiye’nin performansı çok düşük. Dünyada kadın bakan oranı yüzde 21.3 iken Türkiye’de yüzde 2 civarında. İspanya’da bu oran yüzde 66.7, Fransa’da yüzde 52.9, Kolombiya’da yüzde 57.9 olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de kadın profesyonelliği yüksek ama bunun meclise yansımadığını görüyoruz.

Yargıya baktığımızda da hakim ve savcı sayılarında çok iyi gelişmeler var ama yüksek yargıya atanmalarında büyük bir açık var. Şu anda Anayasa Mahkemesi’nde hiç kadın yargıcımız yok. Yargıtay, özellikle ceza dairelerinde kadın profesyonellerinin çok düşük düzeyde yer aldığı bir yapıya sahip. Danıştay ise çok uzun yıllardır kadın yargı profesyonelleri açısından daha kucaklayıcı oldu. Kadın profesyonellerin neden atanmadığı konusuna odaklanmamız gerekiyor.”

Ücret uçurumu

Kadınların erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen yüzde 8 daha az kazandıklarını söyleyen Prof. Dr. Oder, “Meslek lisesi mezunları kadın ve erkek karşılaştığında kadınların yaşadığı bu ücret dezavantajı uçurumu yüzde 30’a yükseliyor. Lise mezunu kadın ve erkekler bakımından yüzde 14 bu uçurum. Yine Türkiye’de kadın nüfusun işgücüne katılımı yüzde 34.2, kadınların istihdama katılımı ise yüzde 29.4 civarında. Bu OECD ortalamalarına baktığımızda oldukça düşük kalıyor. Erkeklerin işgücüne katılımının yüzde 72 olduğunu düşünürseniz çok büyük bir fark var” dedi.

Kadın araştırmacılar yüz güldürüyor

AB Komisyonu’nun Türkiye 2020 Raporu’nun kadın araştırmacılarla ilgili bölümünden bahseden Prof. Dr. Oder, “Bu raporda Türkiye açısından yüz akı olan bir bölüm var. Türkiye, Avrupa’da araştırma alanında üçüncü sırada. Türkiye’de kadın araştırmacılar, potansiyelleri ve sayılarına göre çeşitlilikleri bakımından olağanüstü yüksek. Bu çok çok önemli bir nokta. İşte bu, yüksek öğretimde ve araştırmada kadın potansiyelini açıkça ortaya koyan ve aynı zamanda Türkiye’deki modernleşmenin de büyük bir başarısı. Çok çok sevindirici. Biraz daha kanallar açılsa kadın araştırmacılarda bu daha yükseğe çekilebilir. Ama yükseköğretimde üst düzey yönetici konumunda dekan ve rektör konumundaki kadın sayısının az olması sorun” diye konuştu.

Çalışmaları ödül getirdi

Prof. Dr. Oder, küresel anlamda anayasal demokrasiyi savunmadaki çalışmaları ve bunu küresel etkiye dönüştürmesi kapsamında Türkiye için değil kadının insan haklarının öncelikle güçlendirilmesinde dünya ölçeğinde UN Women başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine ve toplumun demokratik dayanıklılığa katkısından dolayı ödüle layık görüldü.

Kocaeli'nde kaybolan doktorun son görüntüleri ortaya çıktıKocaeli’de 2 gündür kendisinden haber alınamayan doktorun, evinden çıktıktan sonra marketten alışveriş yaptığı anların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Bölgede yapılan arama çalışmaları ise sonlandırıldı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet