Geri Dön

Müslüman şaka da olsa yeminden kaçınmalıdır

Gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Yeminin ciddisi de şakası da geçerli olur. Müslüman, yemin etmeye ihtiyaç hissetmeyecek derecede sözüne güvenilen biri olmayı gaye edinmelidir

Müslüman şaka da olsa yeminden kaçınmalıdır

Müslüman şaka da olsa yeminden kaçınmalıdır
Günlük hayatımızda sıkça ağzımızdan dökülen yemin ifadelerini alışverişlerdeki pazarlıklarda, birilerini ikna etme çabalarında, bazı hususları ispatlama gayretlerinde ve kimi zaman da dil alışkanlığı olarak kullanırız. Kuran-ı Kerim’de Cenab-ı Hak yarattığı bazı önemli şeylere yemin etmiştir. Sözgelimi Kuran’da kaleme ve yazıya yemin edilmiştir ki bu İslam’ın ilme verdiği önemi ortaya koymaktadır. Bazı sureler yeminle başlamaktadır. Peygamberimiz’in ihtiyaç hissettiğinde yemin ederken en çok kullandığı tabirlerden birisi: ‘Canım (veya Muhammed’in canı) elinde olana yemin ederim ki…’ diye başlayan yemin kalıbıdır.

Hz. Peygamber “Yemin edecek kişi, Allah dışında hiçbir şey üzerine yemin etmesin” (Nesâî, Eymân, 4); “Allah dışında bir şey üzerine yemin eden kimse şirk koşmuştur” (Müsned, II, 34) buyurmuştur. Dolayısıyla yemin “vallâhi, billâhi, tallâhi”, “Allah’ın kudreti üzerine yemin ederim ki” gibi ifadelerle yapılır.

Kötü âdeti bırakmalı

Allah’ın kelâm sıfatından kaynaklandığı için Kuran-ı Kerim üzerine yemin de geçerli sayılmıştır. Yemin için söylenen kelimelerden ziyade örf ve niyet esas aldığı için mesela, “Yemin ederim, şehâdet ederim, üzerime andolsun” gibi sözler de yemin yerine geçer. Toplumumuzda “Kâbe hakkı için”, “Kuran çarpsın”, “Ekmek çarpsın” gibi toplumun üst ve kutsal değerlerini sözünü teyit etmek için kullanmak da, örfen yemin kabul edildiği sürece, diğer yeminler gibidir.

Yanlışlıkla doğru olduğu sanılarak, dil alışkanlığıyla hiçbir içerik taşımadan “vallahi”, “billahi” diye söz arasında edilen yeminlerden dolayı kefaret gerekmez. Ancak ağız alışkanlığıyla konuşurken ikide bir yemin edenlerin bu kötü adeti en kısa sürede bırakması gerekir. Geçmiş zamanda yapılmış veya yapılmamış bir iş hakkında bile bile, kasten ve yalan yere yapılan yemin büyük günahtır ve sahibine çok ağır bir vebal yükler. Yalan yere yemin eden kimse bol tövbe ve istiğfarda bulunmalı, bir daha böyle bir hataya düşmemeye karar vermeli, yemin sebebiyle zarar gören hakları da ödeyip sahiplerinden helallik istemelidir.

Geleceğe ait bir konuda mesela borcunu ödeyeceğine, falanca yerde hazır bulunacağına, bir işi yapacağına dair yapılan yeminler yerine getirmelidir. Yerine getirilmezse yemin bozulmuş olur ve kefaret gerekir. Günümüzde yeminin kefareti, on fakiri sabah akşam günde iki öğün doyurmak yahut bir fıtır sadakası miktarından az olmamak üzere, yiyecek bedelini kendilerine vermek veya on fakiri giydirmektir. Bunlardan birini yapmaya gücü yetmeyenler ise, yemin kefareti olarak, ardarda 3 gün oruç tutarlar.

Bağışlanma dilemelidir

Yeminin ciddisi de şakası da geçerli olur. Bu bakımdan şaka ile de olsa yemin etmemelidir. İslam terbiye ve ahlakına son derece aykırı olan ‘Şöyle yaparsam kafir olayım’, ‘Yahudi, Hıristiyan olayım’, ‘Allah’ın kulu, Peygamberin ümmeti olmayayım’, ‘Allah ruhumu imansız alsın’, gibi sözlerden sakınmak gerekir. Ağzından böyle bir söz çıkan kişi, hemen tevbe edip Yüce Allah’tan af ve bağışlanma dilemelidir.

Namaz kılmamak, içki içmek, adam öldürmek gibi Allah’ın haram kıldığı bir şeyi yapmaya yemin eden kişinin bu yeminini bozması gerekir. Böyle bir kişinin yeminini bozması, sonra da yemininin kefaretini vermesi ve böyle bir yemin ettiği için de Cenab-ı Hakka tevbe ve istiğfar edip bağışlanma dilemesi gerekir. Bir kimsenin borcunu ödememeye, bir Müslüman kardeşiyle konuşmamaya, anne babasıyla aynı evde oturmamaya yemin etmesi gibi durumlarda yeminin bozulup kefaret ödenmesi tavsiye edilmiştir.

Gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Sıkça yemin eden kişi sözüne Allah’ı şahit tutmuş, O’na karşı saygısızlık etmiş ve kutsal değerleri yıpratmış, toplum nezdinde kendi saygınlığını zedelemiş olur. Müslüman, yemin etmeye ihtiyaç hissetmeyecek derecede sözüne güvenilen ve çevresi tarafından böyle bilinen bir kimse olmayı gaye edinmelidir.

Müslüman şaka da olsa yeminden kaçınmalıdır
BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİ

Nesillere miras kalacak tarihi bir değer olan “Çamlıca Tepesi Cami Projesi” Üsküdar’da Anadolu yakasının Boğaz’a bakan Büyük Çamlıca mevkiinde İstanbul’un en önemli ibadet mekânlarından biri olarak inşa edildi. Yapımına 29 Mart 2013’te başlanan cami, cumhuriyet tarihinin en büyük camisidir. Camide ilk namaz, 7 Mart’ta sabah namazıyla kılındı.

Türk ve İslam mimarisi üzerine temellendirilen “Çamlıca Tepesi Cami Projesi” ibadet merkezi olmasının yanı sıra sosyal, kültürel ve eğitim mekânlarını içinde barındıran bir külliye olarak tasarlanmıştır. Neoklasik modern unsurların da kullanılması ile hem bir sembol hem de bir anıt eser olması hedeflenmiştir.

57 bin 500 metrekare alana konumlann eser, sadece cami olarak değil, eğitim ve kültür merkezi olarak da hizmet veriyor. Camide aynı anda 65 bin kişi namaz kılabiliyor. Türkiye’nin en büyüğü olan Çamlıca Camii için 3 boyutlu özel aydınlatma projesi uygulandı. Cami gece karanlığında şehrin uzak noktalarından bile görülebiliyor.

Otoparktan direkt camiye

Çamlıca Camii külliyesinde vatandaşların rahat hareket etmeleri için 24 yürüyen merdiven ile 27 asansör bulunuyor. Yürüyen merdivenlerin camiye yaya olarak gelen vatandaşların rahatlıkla caminin içine ulaşabiliyor. Asansörleri kullanan vatandaşların ise otoparktan direkt camiye girebiliyor.

Caminin içinde 17 bin metrekarelik alan deseni Çamlıca Camii için tasarlanan özel yapım halı ile kaplandı. Halının altında elektrikli ısıtma sistemi bulunuyor. Caminin dev kubbesinin altına yerleştirilen dev avize, 7 ton ağırlığında ve 3 kattan oluşuyor. İç içe geçmiş halkalar şeklinde olan dev avizenin en geniş bölümü 32 metre çapında, diğer halkalar ise 24 ve 16 metre çapında. Camide ayrıca 10 metre çapında 4 avize daha bulunuyor. Camide, 11 bin metrekare büyüklüğünde Türk İslam eserlerinin yer aldığı bir müze ile 3 bin 500 metrekare büyüklüğünde bir sanat galerisi bulunuyor. Komplekste ayrıca sanat atölyeleri, kütüphaneler ve konferans salonları, 3 bin 500 araç kapasiteli katlı bir otopark mevcut.

Çamlıca Camii, 7 metre 77 santimetre boyundaki dünyanın en büyük alemine sahip. Cami ayrıca kubbe kemerlerinin iç kısmına takılan 220 metre boyunda “Fetih Suresi”yle dikkat çekiyor. Caminin 72 metre yüksekliğinde 35 metre çapında dev ana kubbesi bulunuyor. Cami, 4’ü 107.1 metre, 2’si ise 90’ar metre uzunluğunda 6 minareye sahip.

Ebu Leheb’in kızı Dürre

Hz. Peygamber’in amcalarından biri olan Ebu Leheb, hayatı boyunca ona düşmanlık eden, kendisi ve karısı aleyhinde ayrı bir sure inen bir kişidir. Ebu leheb’in kızı Dürre isimli kızı ise İslamiyet’i daha Mekke devrinde kabul etti. Kocası Bedir Savaşı’nda kafir olarak öldürülünce Medine’ye hicret etti. Hicret ettikten sonra dince bazı kadınlar, hakkında Tebbet suresi nazil olan bir adamın kızı olduğu için onu kınadılar ve hicretinin makbul olmayacağını söyleyerek kendisini rahatsız ettiler.

Dürre, Hz. Peygamber’e gelerek bu durumu haber verdi. Buna üzülen Resul-i Ekrem bir öğle vakti halkı toplayıp, “Ey insanlar! Sizin soyunuz var da benim yok mu? Dürre benim amcamın kızıdır. Onun hakkında hiç kimse hayırdan başka bir şey söylemesin! Diriler ölen yakınları yüzünden rahatsız edilmezler” diyerek onları ikaz etti.

Müslüman şaka da olsa yeminden kaçınmalıdır
Müslüman şaka da olsa yeminden kaçınmalıdır

'Gençlik aşısı' hayatını kararttı! Yüzünde ve boynunda yüzlerce nodül varİzmir'de yaşayan 24 yaşındaki kadın, "gençlik aşısı" adı altındaki işlem sonrası yüzünde ve boynunda yüzlerce nodül oluşunca uygulamayı yapan güzellik merkezinin sahibi hakkında suç duyurusunda bulundu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber