Geri Dön

“Öcalan 33 er olayına önce kızdı, sonra teşekkür etti”

Yasadışı terr örgütü PKK'ya mensup teröristler tarafından 1993 yılında Bingöl-Elazığ karayolunda silahsız 33 erin kurşuna dizilerek katledildiği olayın perde arkası hala çözülemedi.

Olayın yaşandığı gün teröristler tarafından çevrilen iki otobüsten indirilen askerlerden 33'ü kurşuna dizildi. Bir grup asker ise dağa çıkarıldı. Kaçırılan gruptaki askerler bir süre sonra serbest bırakıldı. Bu grup içinden seçilen iki asker ile yol kesme sırasında durdurulan bir emekli astsubay ise 35 gün boyunca teröristler tarafından alıkonuldu. Kaçırılan askerlerden Jandarma Komando Durmuş Karahan , yaşadıklarını anlattı.

Karahan, günlerce yürüyerek Bingöl'den Tunceli'ye getirildiğini, burada PKK 'nın Tunceli sorumlusu Doktor Baran isimli bölge yöneticisi ile 5 gün aynı dağda kaldıklarını söyledi: "Biz iki asker ve Kenan Kılıç isimli emekli astsubayı bırakmadılar, diğerlerini saldılar. Sürekli yürüdük, tam 35 gün dağlarda yaşadık. Bingöl'den yürüyerek Tunceli'ye götürüldük. Genelde geceleri yürürdük, çatışma olduğunda gündüzleri de kaçıyorlardı. Tehlikeli buldukları zamanlarda ellerimizi ve gözlerimizi bağladılar. Bizi, PKK'nın Tunceli sorumlusu Doktor Baran kod adlı birinin yanına götürdüler. 5 gün orada kaldık. Doktor Baran 55 yaşlarındaydı, 15 yıldır dağdaymış. O, Sivas'ta yol yapım araçlarının yakılma emrini telsizden bizim yanımızda verdi."

ÖCALAN ÖNCE KIZDI, SONRA TEŞEKKÜR ETTİ

Karahan, Doktor Baran'ın PKK lideri Abdullah Öcalan ile telsiz konuşmalarına şahit olduğunu, Bingöl'deki katliamın Şemdin Sakık tarafından planlandığını bizzat Baran'ın ağzından duyduğunu dile getirdi. Dr Baran'ın Öcalan ile yaptığı bir telsiz konuşmasına şahit olduğunu aktaran Durmuş Karahan, "Öcalan, telsizde önce kızdı, sonra teşekkür etti" dedi.

Doktor Baran kod adlı teröristin bir çok telsiz konuşmasını duyduğunu söyleyen Karahan, şunları söyledi: "33 Erin şehit edilmesi olayını Şemdin Sakık, kendini Öcalan'a affettirmek için yaptı. Çünkü daha önce askerin bir yol kesme olayında emrindeki 16 teröristi çatışmada kaybetti. Bu olaya çok kızan Öcalan, onu cezalandırmak için çağırdı. Kendini affettirmek isteyen Şemdin Sakık, bu katliamı planladı."

Askerleri taşıyan iki otobüsten arkadakinde bulunduğunu belirten Karahan, Sakık'ı olay yerinde görmediğini ifade etti. Otobüs şoförlerinin lastik sorunları nedeniyle yollarda sürekli oyalandıklarını hatırlayan Karahan, "Bir petrolde mola verdik, yemek yeyip, epey zaman bekledik. Yollarda lastik arızası nedeniyle 3-4 sefer duruldu. Bingöl'e 15 kilometre kala yolumuzu kestiler. Bizi otobüsten indirip bir yere götürüp ceplerimizi boşalttılar, paralarımızı da aldılar. Yoldan geçen diğer araçlara da aynısını yaptılar. Sonra bizi iki grup halinde dağa çıkardılar. 3-4 saat yürüttüler. İki gruptan da 15-16 asker seçip ayırdılar. Meğer öldürmek için ayırmışlar. Bizi başka bir yere öbürlerini başka bir yere götürdüler. Çok sonra öğrendik ki diğer gurubu kurşuna dizmişler, biz hiç silah sesi duymadık."

ZORLA MEKTUP YAZDIRIP AİLELERİMİZİ DAĞA ÇAĞIRDILAR

Kaçırıldıktan yaklaşık 20 gün sonra teröristlerce ailelerine zorla mektup yazdırıldığını anlatan Karahan, zorla kendilerine teröristleri öven sözler yazdırıldığını anlattı. Mektubun gazetelerde yayınlanmazsa serbest bırakılmayacaklarını da zorla yazdırıldığını aktaran Karahan, "Tunceli'nin bir dağında bulunduğumuz noktaya ailelerimizden birini de istediler. Babam, "Biri gitti, biri daha mı gidecek" diye karşı çıkmış, ailemden gelen olmadı. Yanımızdaki emekli astsubayın ağabeyini yanımıza kadar getirdiler. Bir de kendilerinden olan İnsan Hakları temsilcisi dedikleri biri vardı. Orada benim ve diğer askerin ailesi gelmediği için bizi salmayacaklardı. Astsubayın ağabeyinin yalvarmalarıyla bizi de saldılar. Tunceli'nin bir dağında bizi serbest bıraktılar. Biz bir arabayla Elazığ'a giderken askerler yolumuzu kesti ve bizi Tunceli'ye geri getirdiler. 4 saat bizi sorguya çektiler. " dedi.

'ŞEHİT EŞİNİZ' DİYE SAHİPSİZ CENAZEYİ EVE GETİRDİLER

Durmuş Karahan'ın eşi Züleyha Karahan da en az eşi kadar yaralarını taşıyor 1993'te yaşanan katliamın. Eşi kaçırıldığında askeriyeden önce 'Eşiniz kayıp' haberi verildiğini daha sonra da 'Eşin şehit oldu' haberinin eve geldiğini belirtti.

Züleyha Karahan. şehit haberinden sonra günlerce eşinin cenazesini beklediğini söyleyen Karahan, öldürülen askerlerin cenazelerinin kimlik tespiti için ailesinin Bingöl'e gittiğini, ancak eşinin cenazesini bulamadıklarını ifade etti.

Züleyha Karahan, hamileyken yaşadığı zor günleri şöyle anlattı: "Bize eşimin ilk önce kaybolduğu, sonra da öldüğü haberi verildi. Günlerce eşimin cenazesinin gelmesini bekledik. Eşimin ağabeyi kimlik tespiti için bir kaç defa Bingöl'e gitti ama hiç bir şehidin eşime ait olmadığını anlayınca geri döndüler. Askeriyeden bize eşimin öldüğü haberi verildi ve mezarını hazırladık. Günlerce eşimin cenazesini bekledik ama bulamadılar, gelmedi."

'BU CENAZEYİ KABUL EDİN, SİZE 200 MİLYON VERELİM"

Karahan, yaklaşık iki hafta sonra eşinin cenazesi olduğu söylenilen sahipsiz bir şehit cenazesinin getirilerek kendilerine kabul ettirilmeye çalışıldığını dile getirdi. Askeri yetkililerin kendilerine akıl almaz bir teklifte bulunduğunu şu sözlerle anlattı: "Bir süre sonra Konya'daki evimize bir cenaze getirdiler. "Biz eşinizi bulamadık bu cenazeyi kabul edin size 200 milyon tazminat verelim" dediler. Ama akrabalarımız bakmış, 'Bunun başı kel, dişleri seyrek. Bu bizim cenazemiz değil kabul etmeyiz' dediler."

EŞİM İÇİN KAZDIĞIMIZ MEZARA BEBEĞİMİZİ GÖMDÜK

Eşinin şehit olduğu haberini aldıktan yaklaşık 25 gün sonra bir gün eve eşinden mektup geldiğini hatırlayan Karahan, o anki mutluluğunu hiç unutamadığını söyledi.

Karahan, bir mektupla günler sonra eşinin hayatta olduğunu öğrendikleri günü şöyle anlattı: "Günlerce öldü diye ağladığımız eşimin yaşadığını bir mektupla öğrenince çok mutlu olduk. Mezarını bile hazırlamıştık. Sonra mektuptaki yazıya baktık, yazı eşimin yazısı içindeki sözler onun değil. Mektupta teröristleri öven sözleri eşime zorla yazdırmışlar. Bir de mektubu gazetede yayınlarsanız eşinizi serbest bırakırız demişler. Eşimi serbest bırakmak için aileden birini dağa çağırdıklarını da yazdırmışlar. Eğer aileden biri gelmezse askerinizi bırakmayız demişler"

Züleyha Karahan, mektuptan yaklaşık bir hafta kadar sonra da eşinden bir telefon aldığını ve kurtulduğunu öğrenmiş. Eşi askere gittiğinde hamile olduğunu söyleyen Züleyha Karahan, dağdan kurtulduktan sonra eşinin eve geldiğini ve yaklaşık iki ay evde kaldıktan sonra askerliğini tamamlamak üzere geri döndüğünü dile getirdi.

Karahan, bu arada doğum yaptığını, eşini yeniden askere uğurladıktan sonra 4 aylık bebeklerini kaybettiklerini ifade ederek: "Eşimi defnetmek için hazırladığımız mezara ölen bebeğimizi gömdük." dedi.

CİHAN

Tarihi garaj! Kimisini bedavaya aldılarKarabük Üniversitesinde (KBÜ) bulunan ve içinde, birçoğu kaybolmaya yüz tutan kara, demir ve hava yolu ulaşım araçlarının yer aldığı müze, ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çıkartıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet