Geri Dön
GündemTertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

Tertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

Marmara Denizi’ne zehir akıtan Nilüfer Çayı, Aras Şelalesi’nden doğup, Uludağ’dan dolanarak Bursa Ovası’na hayat veriyor. Ancak Bursa’daki fabrikaların atık suları nedeniyle hayatı burada son buluyor. Bursa’dan geçerek köylere giden ve içilebilir durumdaki Nilüfer Çayı, zehre dönüşüyor, zift karası rengine bürünüyor ve kötü kokmaya başlıyor. Uzmanlar, kirlenen Nilüfer’den Marmara’ya dökülenin su değil kimyasal atık olduğunu söylüyor.

Tertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

 

CİHAT ASLAN İstanbul - Nilüfer çayı, Marmara Denizi’ne dökülen en büyük çaylardan biri. Çayın son hali ise Marmara’da müsilaj tehdidinin nasıl ortaya çıktığını apaçık gösteriyor. Kaynağını Aras Şelalesi’nden alarak Uludağ’dan dolanan Bursa’nın en büyük su kaynağı olan Nilüfer Çayı, Kestel, Gürsu, Osmangazi, Nilüfer, Mudanya’dan 200 km’ye yakın bir yol kat ederek Karacabey’den Marmara Denizi’ne dökülüyor. Nilüfer ve Doğancı Barajları’nı besleyen, Baraklı Köyü’nden geçen Nilüfer Çayı, sol taraftan kentin doğusunda, sağ taraftan ise Susurluk, Kocasu, Samanlı, Hacivat Deresi, Gökdere gibi 7-8 dere ile birleşerek Marmara’ya dökülüyor. Ayrıca Bursa Ovası’ndaki birçok dere ve Susurluk Çayı ile birleşen Nilüfer suyuyla verimli toprağa sahip olan ovadaki tarım ve hayvancılığa hayat veriyor. Bursa Ovası’ndaki tarım arazilerine, hayvancılığa zarar veren Nilüfer, Marmara Denizi’nde de ciddi kirliliğe neden oluyor. Karacabey Boğazı’ndan zift karası renginde zehirli olarak Marmara Denizi’ne boşalan Nilüfer Çayı, sanayi, tekstil ve otomotiv fabrikalarının ortasından geçerken atık arıtma tesisleri olmasına rağmen ne renginde ne de kötü kokusunda herhangi bir değişiklik olmuyor.

Sanayi zehirliyor

Nilüfer Çayı’nı takibimiz, Soğukpınar Bölgesi’nden başlayarak Baraklı Köyü’nden devam ediyor. Suyun temizliği burada göze çarpıyor. Ancak Bursa merkeze yaklaştıkça rengin koyulaştığı dikkatimizi çekiyor. Bursa merkezde bulunan AS alışveriş merkezinin arkasındaki kanaldan geçen Nilüfer’in kirliliği net bir şekilde ortaya çıkıyor. Özellikle tekstil, otomotiv gibi sanayi fabrikalarının atık sularının aktığı bölgeden Yeniceabat Dereboyu Parkı geçiyor. Nilüfer Deresi’nin rengi etrafındaki fabrikaların atığı yüzünden parkın olduğu yerde kahverengiye dönüşmüş. Parkta oturan Süleyman Yılmaz, “İyi zamanı. Bazen akşam ve sabah saatlerinde dere simsiyah gözüküyor. Etrafımızdaki fabrikalara baksanıza, hepsinin pisliği buralara akıyor. Renk hiç değişmez hep aynı. Bazen siyah bazen kırmızı bazen de kahverengiye dönüşüyor. Kokudan parkta ve etrafındaki evlerde kimse oturmuyor. Evlerini satılığa çıkaran bile var” diyerek Nilüfer’in ne hale geldiğinden dert yanıyor.

Tertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

‘Suyunu içerdik’

Merkez boyunca rengi kahverengi olan Nilüfer Çayı’nın Karacabey’den köylere doğru gittikçe rengi daha da koyulaşıyor. Mısır ve ayçiçeği tarımının en çok ekildiği bölgelerin dibinde kokusundan durulamayan Nilüfer Çayı geçiyor. Nilüfer Çayı’nın geçtiği Hürriyet Köyü sakinlerinden Süleyman Akbay da eski günleri yâd ederek şunları söylüyor:

“Eskiden buradan eğilip Nilüfer Çayı’ndan su içerdik. O kadar temiz bir dere vardı. Suyun dibini görebiliyorduk. Bursa’daki bütün sanayinin atıkları bu çaya dökülmeye başlayınca son hali zehir gibi. Fabrikalar tatile girince çay tertemiz. 10 gün Kurban Bayramı tatilinde tertemiz olur dere ama iş başlayınca gene aynı olacak. Bu gölet olmasa mecbur biz de diğer köyler gibi Nilüfer Çayı’ndan suyumuzu alacağız. Yoksa su olmazsa mahsulü nasıl alalım. Bu dereden alınan sulamadan, hastalık geçer mi bilemiyoruz ama zararlı. Otomotiv araçlarının hangi renk boyandığını bu dereden biliyoruz. Çünkü dere o renge boyanırdı. Eskiden çayın kenarındaki söğütlerin dibinden balıklar yakalardık. Şimdi bırakın balığı, çay da kurbağa bile yok. Hava lodos olunca tüm koku köyümüze geliyor.”

Çayın geçtiği Çayönü Köyü sakinlerinden Hatice Öz ve Saniye Öztürk de kokudan dert yanıyor. Çayın pis kokusunun evlerine kadar geldiğini söyleyen Hatice Öz, “Önceden su alıp sulama yapıyorduk. 15 yıldır göledimiz var. Rengi ve kokusu çok kötü. Bununla ilgili yürüyüşler yapıldı, protesto ettik ama bir şey elde edilmedi. Eskiden burada yüzülürdü, domatesi, biberi sulardık” derken, Saniye Öztürk derenin kirlenmesine neden olan Bursa’daki fabrikaların temizlenmeden Nilüfer’in eski haline dönmeyeceğini söylüyor.

Tertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

‘Su değil zehir akıyor’

Doğayı Koruma Derneği (DOĞADER) Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, Nilüfer Çayı’nın Uludağ’dan şehre girinceye kadar su olmaktan çıktığını vurgulayarak, mevcut durumla ilgili şu bilgileri veriyor: “Kimyasal bir atık demek lazım, bu su değil. Bursa, Türkiye’nin en büyük otomotiv, tekstil ve sanayi şehirlerinden birisi. 22 sanayi bölgesi var. Bunların 14’ü organize sanayi. Bütün bu organize sanayilerin suyu yer altından çekerek kullanıyor ve atık suları arıtmalara gönderiliyor. Daha sonra Nilüfer Çayı’na dökülüyor. Ancak gönderilen arıtma tesisi biyolojik arıtma tesisi. Bursa’da sanayi atığını bertaraf edecek olan kimyasal arıtma tesisi yok. Sadece biyolojik arıtma var. Biyolojik arıtmalarda da tekstil boyahanelerinde kullanılan boya, sanayide kullanılan kimyasalı arıtacak boyutta değil. Sadece evsel atıklarımızda kullanılıyor. İstisnai köyler haricinde Nilüfer Çayı’na kıyısı olan çoğu köy, Nilüfer Çayı’na su pompası atar. Sulama için orayı kullanır. Şeftali, armut, mısır, marulunun suyunu oradan basar. Bu da demek oluyor ki Nilüfer Çayı’nın sonu sadece deniz kirliliği değil, gıdalarımız da tehlikede. Nilüfer Çayı’ndan Marmara Denizi’ne dökülen kesinlikle su değil, kimyasal atık.”

Tertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

‘Kaynağımız yok, köylü ne yapsın?’

Nilüfer Çayı’nın bir sonraki seyir noktası ise Emirleryenicesi Köyü. Köydeki verimli tarım arazilerini teğet geçen ama sulamada kullanılan Nilüfer Çayı’nın rengi burada diğer köylerden daha koyu. Denize döküldüğü bölgeye yaklaştıkça renk yavaş yavaş katran siyahına dönüşüyor. Köy sakinlerinden Recep Şahin (68) dereden su içtikleri zamanları hatırlatarak, bugünü anlatıyor:

“Nilüfer’in geçtiği bölgelerden birisi de bu köy. Bundan 20-30 sene öncesine kadar dere çok temiz akardı. Buradan su içtiğimiz zamanlar vardı. Hayvanlar buradan su içiyor, tarımda sulamada kullanmak zorunda kalan var. Mısır ve ayçiçeği bu pis sudan sulanıyor. Domates, biber ekenler var. Bunları bizler, büyükşehirdekiler yiyor. Belki sıkıntılı ama su kaynağı yok. Temiz olmasa da Nilüfer’den mecburen alıyoruz. Bursa’nın fabrika suları, şehrin içinden akan kanalizasyon suları hepsi Nilüfer’e akıyor. Köylü ne yapsın, kime şikâyet etsin. Bu çaydaki su ile yapılan tarımsal sulamada domatesler, fabrikada salça oluyor. Bir özel salça fabrikası bu dereyi gördü. Biz çiftçilere taahhüt vermedi. ‘Bu çaydaki suyu sulamada kullanacağınıza ekmeyin, sizden almam’ dedi. Ama mecburen hâlâ sulayan çok kişi var. Ayçiçeğinin çekirdeğine bile işler bu atık su. Fabrikaya giden yağa bile zararı var. Kokusundan köyde duramıyoruz.”

Çayın devam ettiği köylerden ve sulamada çayı kullanan ismini vermeyen bir çiftçi ise bölgede başka su kaynağı olmadığını belirterek, “Ben suyu Nilüfer’den almayayım da ekinler mi kurusun. Ne yapalım. Suçlu biz değiliz, suçlu dereyi bu hale getirenler. Uludağ’dan gelen bu çay, şehirde bu hale geliyor ve köylerimizden geçiyor. Şehirdekilerin, fabrikaların dikkat etmesi lazım. Yoksa kirlilik bu köylerle alakalı değil. Mısır ekiyorum, suyu Nilüfer’den alıyorum. Bu dereyi temizlesinler artık” dedi.

Tertemiz doğan Nilüfer’in zifte dönüş hikâyesi

Balıkçılar da dert yanıyor

Nilüfer Çayı, Marmara Denizi’ne dökülmeden önce Hayırlar Köyü’nde bölgenin en büyük çayları olan Kocasu ve Susurluk ile buluşuyor. Burada da denizdeki kirlilik, köpükle daha da kötü bir hal alıyor. Üç büyük çayın buluşması ile Karacabey Caddesi’nden devam eden Nilüfer Çayı, Dalyan Gölü ile Arapçiftliği Gölü arasından Marmara Denizi ile buluşuyor. Marmara Denizi’nde aktığı bölgedeki rengi, denizin rengi ile derenin arasındaki fark çok açık görülüyor. Nilüfer Çayı’nın kirliliğinden dert yakınan balıkçılar ise bulundukları barınaklara “Nilüfer Denizimizi Kirletme” pankartları asmış.

YARIN: Tavşanlı Deresi: Tabiat Parkı’ndan kanalizasyona dönüş

Esenyurt’ta aynı apartmandan 3 haftada 4 kez ayakkabı çaldıEsenyurt'ta, bir şüpheli aynı apartmana 3 haftada 4 defa girerek, binada oturanların ayakkabılarını çaldı. Hırsızlık anları ise apartmanın güvenlik kamerasına yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet