Geri Dön
GündemTürkiye dinleme cenneti oldu

Türkiye dinleme cenneti oldu

Yargıtay, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi santrallerinin dinlendiği iddiaları yaptırımsız kaldı. Polis müdürünün, “Dink cinayetinin üzerine gittiği için Milliyet mobil santralinin de dinlendiği” ifadesi de ortada kaldı

Türkiye dinleme cenneti oldu

Yargıtay, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi santrallerinin dinlemeye alınmasının yaptırımsız kalması gibi telekulak skandallarına, Milliyet gazetesinin mobil santralinin dinlendiği iddiası da eklendi. Türkiye’nin bu yasadışı faaliyetleri önlemek için yasalardaki ceza miktarını artırmak dışında bir hazırlığı bulunmuyor.
Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı’nı yürütürken bir operasyonda tutuklanan ve cuma günü tahliye edilen Emin Aslan’ın, “Hrant Dink cinayetinin üzerine giden Milliyet’in mobil santralinin dinlemeye alındığı bilgisinin kendisine verildiği”ni açıklaması, usulsüz dinleme iddialarını yeniden gündeme getirdi.
Milliyet 2007’de, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nın talebi üzerine, Türkiye genelindeki tüm telefonların 3 ay süreyle izlemeye alınmasına (kimin kimi, ne zaman, nereden aradığı, ne kadar süreyle görüştüğü gibi trafik bilgilerinin tespiti) izni verdiğini açığa çıkarttı.
Mahkemenin, aynı izni Jandarma Genel Komutanlığı’nın başvurusu üzerine de verdiği anlaşıldı. Adalet Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı için verilen mahkeme kararına itiraz ederken, emniyetin talebi üzerine verilen karara itiraz etmedi.
Bakanlığın başvurusu üzerine kararı inceleyen Yargıtay, jandarma ve emniyeti ilgilendiren bir karar alarak, genel nitelikte dinleme kararlarının uygulanamayacağını hükme bağladı.

İmha edilmedi
Ancak, bakanlığın emniyetin kararını Yargıtay’a taşımaması, hukuka aykırı bulunmasına rağmen kararın yürürlükte kalmasına yol açtı. Emniyet, Türkiye genelindeki tüm telefonların izlenmesi kararını uyguladı. Bu kayıtların imha edildiğine yönelik bir bilgi de bugüne kadar kamuoyuna yansımadı. Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun, kararı uygulayanlar hakkındaki suç duyurusu da sonuçsuz kaldı.
CMK’da açık bir biçimde, sadece suç şüphesi taşıyan kişinin telefonunun mahkeme kararıyla dinlenebileceğinin belirtilmesine rağmen santrale bağlı numaraların dinlenmesi “rutin bir uygulama” halini aldı. Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın telefonlarının dinlenmesi bahanesiyle, gazetenin Ankara bürosunun santralinin dinlemeye alındığı ortaya çıktı.
Ergenekon davası dosyasında, Ergenekon soruşturması kapsamında adı geçmeyen gazetenin muhabiri İlhan Taşçı’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin kaydı da yasaya aykırı olmasına rağmen yer aldı.
CMK’daki açık hükümlere rağmen, bu konuda, ilgili savcılar hakkında açılan tazminat davası da Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, “Bu isimler hakkında zaten dava açılmamış” denilerek geri çevrildi. Santralin dinlenmesi yoluyla elde edilen kayıtların akıbeti ise halen öğrenilemedi.

Ortam dinlemeleri
Bugüne kadar çeşitli internet sitelerinde onlarca kişiye ait olduğu öne sürülen ortam dinleme kayıtları da yer aldı. Bu isimlerin büyük bölümü kayıtlarla ilgili şikâyette bulunmadı. TCK’ya göre, bu konudaki soruşturmalar ancak şikâyete bağlı açıldığından, kayıtları yapanlar ve sitelere yükleyenler açığa çıkartılamadı.
Ayrıca, konuşmalar, basında geniş bir biçimde yer buldu, siyasiler bu konuşmalarla ilgili yorum yaptı. Hükümetin TCK’daki cezaları artırmak için hazırladığı taslak da henüz tamamlanmadı.

Yargı da dinleniyor
Adalet Bakanlığı, Ergenekon savcılarının suç duyurusu üzerine, aralarında İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, eski Ankara Başsavcısı ve Yargıtay üyesi Hüseyin Boyrazoğlu’nun da bulunduğu 56 hâkim ve savcı hakkında soruşturma başlattı.
Müfettişler, mahkemeden bu isimlerin telefonlarını dinlemek için karar çıkarttı.
Soruşturma sonunda bu isimlerden 10’u hakkında işlem gerektiren delil elde edilebildi. Bu 10 isim arasından sadece Eminağaoğlu’na Ergenekon’la ilgili suçlamalar yöneltildi. Ancak, 31 Aralık 2009 tarihli imha yazısında, “Ergenekon terör örgütüne üye olmak, bu örgüte yardım etmek” iddialarıyla soruşturulan Eminağaoğlu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. Böylece, dinlenen hiçbir yargı mensubuna suçlama yöneltilemedi.

Sessiz ‘hat’ 49 gün dinlendi
Yargıtay Başsavcılığı’nın santralinin dinlendiği iddiaları, Eminağaoğlu’nun odasında santrale bağlı olan dahili hattın dinlenmesiyle ortaya çıktı. Bu hat için “herhangi bir iletişim tespit tutanağı” bulunamadı, ancak, ses gelmeyen hatla ilgili dinlemenin neden 49 gün sonra sonlandırıldığı anlaşılamadı.
TİB’te, Yargıtay santralinin dinlendiği iddiası doğrultusunda iki kez tespit yapıldı. TİB’in verdiği bilginin aksine, santralin dahili hat üzerinden dinlenebildiği anlaşıldı.
Bu arada Danıştay’ın santralinin de dinlemeye alındığı iddiaları ortaya atıldı.

‘Milliyet’in dinlenmesi çok vahim’
Kemal Kılıçdaroğlu, Milliyet gazetesinin santralinin dinlenmesinin vahim bir olay olduğunu belirterek, “Olayın ilginç ve daha da vahim olan yanı, bunun Milliyet’in Dink suikastı üzerine kararlılıkla gittiği döneme denk gelmesidir. İktidarın, bu konuda suskunluğa karışması işin tartışılması gereken başka bir yönüdür” dedi.
Dün Milliyet’e yaptığı değerlendirmede, dinleme yoluyla medyanın haber alma özgürlüğünün yok edildiğini savunan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:
“Medyanın dinlenmesi Türkiye’de haber alma güvenliğinin bile kontrol edildiğini, denetlendiğini ve özgür medyanın yok edilmek istendiğini gösteriyor. Olay vahimdir. Bu dinleme olayının yargılama sürecinin sonunda ortaya çıkması daha da vahimdir. Anlaşılan herhangi bir yargı kararı olmaksızın Milliyet dinlenebiliyor.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Hakkı Süha Okay da, olayın vahim ve ibret verici olduğunu belirterek “Fiilen iktidarın kontrolünde yapılan dinlemelerin başka bir örneğidir Miliyet’in dinlenmesi” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcı Haluk Koç da şunları söyledi: “Dinlenmeyen telefon, santral kalmadı. Türkiye, dinleme tehdidi altında. Yargıtay dinlendikten sonra Milliyet’in santralinin dinlenmesine pek şaşırmamak gerekir.”

Basın örgütlerinden dinlemeye sert tepki
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç: Cumhuriyet gazetesinden sonra Milliyet gazetesinin santralinin dinlenmiş olması, hukuksuzluğun boyutunu bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Şimdilik Cumhuriyet ve Milliyet ile sınırlı olmadığı, önümüzdeki günlerde yeni yayın organı adlarının da kamuoyunun bilgisine aktarılacağı kuşkusu ne yazık ki gazetecilerde bulunmaktadır.

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi:
Mahkeme kararı olmadan hem Milliyet gazetesinin hem de aynı santralden yararlanan üç gazetenin yasadışı bir şekilde dinlendiği anlaşılmaktadır. Bu ülkeyi yöneten yani bu saldırıya cesaret verenlerin de ne kadar hukuk tanımaz bir anlayışa sahip olduklarının bir kanıtıdır. Türkiye üzgünüm ki artık dağ kanunlarının geçerli olduğu bir devlete dönüşmüştür.

ÇGD Başkanı Ahmet Abakay:
“Rezalet. Yasadışı dinlemelerin son örneğinin Milliyet’te olduğunu herkes biliyor. Devlet, iktidar biliyor ama önlem alan yok. Ne Başbakan, ne Adalet Bakanı, ne de Ulaştırma Bakanı bunu görmüyor, duymuyor.

TGS Başkanı Ercan İpekçi:
Gazete santrallerinin dinlemesi kabul edilemez. ‘Ergenekon’u biz ortaya çıkardık, derin güçlere biz ulaştık’ diyen bir hükümet ya da Başbakan sorumluluktan kurtulamaz.