Geri Dön

Ülkemiz için geri döndük

Silikon vadisinden ayrılıp Türkiye’ye gelen Erkim İlaç’ın üçüncü kuşak temsilcisi kardeşler Okan Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Cem Zafer ile birlikte kafa kafaya verip Türkiye’nin yerli ve milli ilaç ve aşı üretimine katkı vermeyi hedefliyor

Ülkemiz için geri döndük
Aykut Yılmaz

Korona günlerinde iki kardeş Silikon Vadisi’ndeki görevlerini bırakıp Türkiye’ye döndüler. Bilgilerini birikimlerini ülkeleri için kullanmak adına Erkim İlaç Sanayi’nin direksiyonuna oturup, Okan Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Cem Zafer ile el ele verdiler… Amaçları ilaç, aşı gibi şu günlerin en önemli gündem maddeleri konusunda ABD’de öğrendiklerini Türkiye’de hayata geçirmek ve dünyadaki amansız sağlık yarışında ülkelerinin öne geçmesine katkı sunmak.

Ülkemiz için geri döndük

Bill Gates Silikon Vadisi’ni temsil ediyor ve özellikle korona salgını konusunda kendisini önemli bir rolde görüyoruz. Siz ise ilaç sektöründeki bir aileden gelip Silikon vadisinde yönetici olmuşsunuz. Bu soruyu en doğru cevaplayacak insanlar olabilirsiniz, nedir bu Silikon Vadisi korona ilişkisi?

CEM ZORLULAR: Silikon Vadisinde temel prensip olgunlaşmış sektörleri dışarıdan finansal ve stratejik bakış açısıyla, biraz da risk alarak yeniden hayal etmek, bu vizyonu da teknoloji ile icra etmek. Aslında Bill Gates’in de salgın hastalıklar özelinde yaptığı bu. 2005 yılında dedi ki: ‘bir dakika, ülkeler tank ve tüfeklere milyar dolarlar harcarken, kendilerine çok zarar verebilecek salgın hastalıkları hiç göz önüne almıyorlar’. Biz 1981 yılından beri Türk insanına layık olduğu yüksek kalitede ürün ve hizmet veren bir ilaç şirketinin 3. nesil sahipleriyiz. İkimiz de Silikon Vadisinde yönetici pozisyonlarda görev aldıktan sonra ülkemize döndük; çünkü şu konjonktürde bizim burada, ülkemizin hizmetinde olmamızı gerektirdi. Hepimiz ülkemize hizmet ediyoruz, ama fark yaratacağımızı, koşulların buna uygun olduğunu düşünerek bir iddia ile döndük.

CEM ZAFER: Açıkcası bunun bir milli strateji olmasını istiyoruz. John F. Kennedy Rice Üniversitesi’nde öğrencilere ‘bizim hedefimiz Ay’a gitmek dediğinde’ bunun nasıl olacağı hakkında en ufak bir fikri yoktu. Ama o anda devlet bir strateji çizmiş bir hedef göstermişti. Biz Türkiye’nin bir ilaç devi olması için yapması gereken bütün taktikleri biliyoruz. Yeter ki Devlet bunu bir hedef olarak göstersin ve kendi stratejisi yapsın.

1.5 trilyon dolar

Hedef, azim belli de; siz ilaç icat etmeye mi geldiniz, fazla iddialı değil mi?

MERT ZORLULAR: İnşallah böyle korona gibi bir belayı bir daha yaşamayız ama amacımız bir 10 yıl sonra böyle bir durumla karşılaşıldığında Türkiye’den bir veya daha fazla şirketin küresel sektörde oyuncu olması. Kendi çapımızda ilk adımları atıyoruz. Bu ülke hem buna layık, hem imkanlarımız var ve en önemlisi vakit şu vakit. Korona salgını ile çok şey değişti.

Ne gibi mesela?

CEM ZORLULAR: İlaç sektörü -dünya çapında- 1.5 Trilyon dolarlık bir sektör. Bakın bu global silah sektörünü üçe katlayan bir rakamdır. İlaç en stratejik sektördür. Bu dev pazarı ABD, Avrupa ve Japonya merkezli 30-40 firma avucunda tutuyor. Son on yılda Çin’in başını çektiği ülkeler kendi moleküllerini icat etmeye başladı. Bu moleküller yavaş yavaş batı pazarlarına girip hegemonyayı kırmaya başladı. Hindistan ilaç icat etmedi ama ham madde üretimi konusunda dünya merkezi oldu. COVID-19 salgını ile bu süreç iyice hızlandı: nitekim salgında etkili olacağı düşünülen iki ilaç adayı var. Biri doğudan biri batıdan.

‘Stratejik bakmalıyız’

Korona salgını ile bu vizyon nasıl çakıştı?

MERT ZORLULAR: Devletin bakış açısında! COVID-19 ile en dişe diş mücadele eden ülkelerden biriyiz. Bizim salgınla mücadelemizi, bunu destekleyen alt yapımızı Amerika ile karşılaştıran herkes açık ve net farkımızı görmüştür. Ama gelin görün ki aşıyı veya ilacı bizden değil onlardan bekliyoruz. Her tür ilacı üretebiliriz ve bunu çok hızlı bir şekilde yapabiliyoruz. Bu bile çok büyük bir avantaj, yapabilen ülke sayısı çok az. Ama hedef ilacı hızla kopyalamak değil, asıl hedef ilacı yapmak olmalı. Yerli ve milli ilacı yapmak. Şunun altını çizmek isterim ki bu kolay değil: doğru bilim, doğru finans, doğru strateji gerekiyor. 10 yıllık çalışma sonunda ilk defa batılı olmayan bir firma kanser ilacını geliştirdi ve bütün batılı ülkelere onaylattı: bu hikayeden çıkarılması gerek dersleri çok yakından inceledik. COVID-19’a stratejik açıdan bakmamız gerekiyor: bu hastalığa top, tank işlemiyor; ilaç ve aşı gerek. Bu aşı veya ilacı biraz da şans yardımı ile bir ülke bulacak ve bu buluş elinde stratejik bir güç olacak. Fakat milli güvenlik olarak şu soruyu sormalıyız: bizimle paylaşmazsa elimizde ne güç var? Bu yüzden Türkiye’yi yönetenlerin korona sonrası ilaç işini milli ve stratejik bir hedef olarak gündeme aldığına eminiz. Günün sonunda ülkemizin icat edeceği bir ilaç büyük bir ihracat kalemi olacak ve sağlık sektörümüzün dış ticaret açığını kapatacak.

Ülkemiz için geri döndük

‘Topun artık bizde olduğunu düşünüyoruz’

Devlet nasıl bir rol oynamalı, sonuçta siz özel sektörsünüz…

CEM ZAFER: Devlet zaten destek veriyor, yerli üretim kapasitesi o destekle arttı. Türkiye’nin muazzam bir ticari, diplomatik gücü var; bizler de girişimci insanlarız. Kimsenin bırakın girmeyi adım atamadığı piyasalarda Türkler cirit atıyor. Biz buralara Türk ilaçlarımız ile girmek istiyoruz. Bizim hiç bir şikayetimiz yok, belki sadece projelerimizi anlatabiliriz: devletimizin geri bildirimi bize güç katar. Topun artık bizde olduğunu düşünüyoruz. Türkiye için stratejik bütün ülkelere bundan böyle şifa Türklerden gelecek. Hedefimiz bu!

Sizin stratejiniz belli, taktikler belli, ilk hamle ne?

CEM ZAFER: Bu işin teknik olarak uygulanabilir, siyaseten desteklenebilir ve vatandaş tarafından kabul edilebilir olacağına karar verecek tek mercii Devletin tepesidir. Bu her ülkede, her dönemde, bu tür konjonktürde böyledir. Her şeyin başı eğitim diyoruz ya; o güzel günlerdi. Her şeyin başı sağlık; sağlık şartları izin vermezse okullara gidilemiyor. Sağlık şartları müsait olmadıkça herkes ev hapsine mahkum. Sağlıklı demokrasi için sağlık şart! Her şeyi Devlet’ten beklemeyin, siz Devlet için ne yapabilirsiniz ona bakın lafı var ya… Biz onu yaptık, sapasağlam, yüzü gülen en önde koşan Türkiye planını verilecek ilk fırsatta sunmayı amaçlıyoruz.

 

 

Tam 45 yaşında! Gözü gibi bakıyor... Hepsini reddetti!Manisalı iş kadını Deniz Alya Eryılmaz (34), eşi tarafından kendisine evlilik yıl dönümü hediyesi olarak satın alınan ve halk arasında 'Hacı Murat' olarak adlandırılan 1975 model Murat 124 marka otomobiliyle yakından ilgileniyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet