Geri Dön

Yeni Bakan’dan herkes memnun

Talim ve Terbiye Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanı oldu. Uzun yıllardan sonra ilk kez, tüm eğitim camiası atamadan memnun kaldı Devletin yanı sıra özel okulculuğu da bilen Selçuk, sağlıklı bir eğitim sistemi için toplumsal mutabakatın şart olduğu görüşünde

Yeni Bakan’dan herkes memnun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ni önceki gece açıkladı. Yeni kabinede, Talim ve Terbiye Kurulu eski Başkanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanı oldu. Eğitimci bir ismin Bakan olması, eğitim camiasında olumlu karşılanırken, Selçuk’un bugüne kadar yaptığı çalışmalar, eğitimle ilgili sorunların çözüleceğine dair umutları artırdı.

Başarılı akademik geçmiş

Türkiye’de eğitimin iyileştirilmesi ve sorunların çözümüyle ilgili çalışmalar yürüten Prof. Dr. Ziya Selçuk, 1961’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde lisansını, aynı üniversitede gelişim psikolojisi alanında yüksek lisansını yaptı. 1989’da Hacettepe Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında doktorasını tamamladı. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde doçentlik ve profesörlük unvanlarını aldı.

TED Üniversitesi’nin yanı sıra çok sayıda özel eğitim kurumunun kuruluşunu gerçekleştirdi. Türkiye Zekâ Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜBİTAK Grup Yürütme Komitesi Üyesi olan Selçuk, 2003-2006 yılları arasında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yaptı; müfredat reformunu yürüttü. AB müzakerelerinde de eğitim ve bilim başlığı görüşülürken Türkiye’yi temsil eden Selçuk’un, insan ilişkileri, gelişim, öğrenme, çocuklarda dikkat eksikliği, rehberlik uygulamaları gibi alanlarda çok sayıda kitabı, hakemli dergilerde basılmış makaleleri bulunuyor. İngilizce bilen Selçuk, evli ve üç çocuk sahibi.

İlk sözü bilim oldu

Prof. Dr. Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanı olarak atanmasının ardından yaptığı ilk açıklamada, “Yepyeni bir heyecanla yepyeni bir hizmetin hep birlikte, bir ortak dil üzerinden inşa edilmesinin peşindeyiz. Bunun ne kadar zor bir görev olduğunun farkındayız. Bu zor görevin de şahsi bir mesele olmadığının, bireysel bir iş olmadığının, bunun bir ekip işi, bir millet ödevi olduğunun farkındayız. Dolayısıyla bizim önümüzde çok uzun ve zorlu bir yol var ve bunun için bilimin, aklın ışığında elimizden gelen bütün gayreti ekibimizle göstereceğiz” dedi.

Bu açıklama, eğitim camiasında olumlu karşılanırken, Selçuk’un Bakan olmadan önceki açıklamaları da bu sözlerini destekler nitelikteydi.

‘Mutabakat şart’

Ziya Selçuk, Türk Eğitim Derneği’nin (TED), düşünce kuruluşu TEDMEM’in direktörlüğünü yaptığı dönemde, 20 Nisan 2015’te Ulusal Eğitim Programı’nı açıklamışlardı. Program, 2015-2022 yılları arasında okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde gerçekleştirilecek bir dönüşümü kapsıyordu.

Yeni Bakan’dan herkes memnun

Selçuk, programla ilgili verdiği röportajlarda Türkiye’nin eğitim politikalarındaki eksikliklere dikkat çekmiş, felsefesi olan, belirli bir kavramsal çerçevesi, modeli, yöntemleri belirlenmiş bir yol haritası konusunda sorun yaşandığını dile getirmişti. “Eğitim politikaları daha çok güncele yönelik ve ortaya çıkan krizleri çözmeyi amaçlayan politikalar biçiminde karşımıza çıkıyor” diyen Selçuk, “Bir ülkenin uzak, orta ve yakın hedeflerinin neler olduğu, bir büyük fotoğrafın nasıl inşa edileceği ve bütün uygulamaların bu büyük fotoğrafa bakılarak nasıl uygulanacağının açık olması lazım” yorumunda bulunmuştu. Selçuk, ayrıca şunları söylemişti:

“Yoksa birbirinden bağımsız, birbiriyle çelişkili ve sürekli birbirinin enerjisini tüketen eğitim uygulamalarıyla karşılaşırız ki, şu andaki fiili durum böyle.”

Eğitim sisteminin yaşaması için toplumsal mutabakatın olmazsa olmaz koşulların başında geldiğine dikkat çeken Selçuk, “Çünkü ortak değere yaslanmayan, belirli bir ortak temeli olmayan, milletin kendi çocukları için ortak hayallerini içinde barındırmayan eğitim uygulamaları yaşamıyor” demişti.

Üç temel sorun tespiti

Selçuk, Türk eğitim sisteminin sorunlarını üç ana grupta toplamış ve şöyle sıralamıştı:

- Temel sorun, bizim bir felsefi ve kavramsal çerçevemizin olmaması, böyle bir çerçeve olmadığı için de zemin oluşmuyor, bir yol haritası oluşmuyor, bir mihenk taşımız olmuyor. Felsefe olmadan herhangi bir sistemin sağlıklı yol alması mümkün değil. Birinci ana sorun bu.

- İkinci ana sorun, Türk eğitim sisteminin, sistem olabilmesi için gereken koşulları taşımakta sıkıntıları var. Türk eğitim sisteminde, sistemin alt sistemleri arasındaki bağlantılar çok kopuk. Ve bütün iş ve işlemler yapılırken, alt sistemlerin birbirini nasıl etkileyeceği dikkate alınmaksızın yapılıyor. O da çözüm olarak üretilen şeylerin, yeni sorunlar yaratmasına neden oluyor. Şu anda yaşadığımız sorunların çok büyük bir kısmı daha önce çözüm diye ürettiğimiz uygulamalardan kaynaklanıyor.

- Üçüncü olarak uygulama politikalarıyla ilgili sorunlarımız var. Burada sürdürülebilir, uzun soluklu politikalar yerine, günlük olarak birbirinin üstüne 1, 2, 3, 4, 5, 6 diye tamamlamayan, ama sürekli 1, 2, 3; 1, 2, 3 biçiminde, küçük küçük yerleri kazıp kazıp farklı uygulamalar yaparken aslında bir bütünlük, bir birikimlilik elde edemediğimiz bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

Yeni Bakan’dan herkes memnun

Ziya Selçuk, kurucusu olduğu Maya Okulları’nın sitesinde çocuklar için oyunun önemine dikkat çekerek “Sınava hazırlık odaklı dar kalıplarına zorlanan çocuklar, bahsi geçen tarihler geldiğinde boşluğa düşebilirler. Bu nedenle öğrencilerimizi bugünkü eğitim sisteminin cenderesine soktuğumuzda, neleri kaybedeceğimizi ve hangi diyetleri ödeyeceğimizi tekrar düşünmek durumundayız” dedi.

‘Her çocuğun müfredatı kendi içinde saklı’

Bakan Ziya Selçuk’un Twitter hesabı üzerinden eğitimle ilgili attığı yüzlerce tweetten öne çıkanlar şöyle:

12 Mayıs 2018: Universe kelimesinin etimolojisi BİR’e ulaştıran anlamını da içeriyor. Küçük üniversitelerin yönetilemediği bir ortamda “BÜYÜK” üniversiteleri yönetilemediği için bölmek Bir’leşmeyi engelleyen ne tür bir “fallacy” biliyorum galiba. Birileri Bir”e ulaşmak istemedi birden.

14 Nisan 2016: Eğitimden maksat toplum ve şahsiyet inşasıdır; sınav başarısı değil. Finlandiya’nın okul mutsuzluğunda ilk sıralarda olması oldukça açıklayıcı.

8 Ekim 2015: Her çocuğun müfredatı kendi içinde saklıdır.

27 Kasım 2013: Dershaneleri meşruiyet zemini oluşmadan kaldırmak ileride bu karardan geri dönüleceğinin garantisidir.

21 Haziran 2013: Gerçek gezi eylemcileri bir siyasi parti programı hazırlasa, partiler, STK’lar ve bürokrasi için yeni bir dile ilham kaynağı olabilir.

30 Mart 2012: Dijital kapitalizmin yeni ATEŞ SUYU: Tabletle eğitim.

23 Şubat 2012: Üçe kadar saymayı bildiğim için 4+4+4 konusunda yorum yapamadım.

22 Şubat 2012: 19. Yüzyılın binalarında, 20. Yüzyılın öğretmeniyle 21, yüzyılın çocuklarını eğitmeye çalışıyoruz.

Genç kıza sokak ortasında bıçaklı saldırıBayrampaşa'da bir saldırgan kaldırımda arkadaşıyla yürüyen genç kızı bıçaklayarak kaçtı. Güvenlik kameralarına da yansıyan olayda genç kızın bacağına yedi dikiş atılırken, bıçaklı saldırgan çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber