Geri Dön
Kültür Sanat‘Bağımsız sanatın merkezi olacak’

‘Bağımsız sanatın merkezi olacak’

Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’nün direktörlüğünü yürüten Bengi Ünsal, “Hayalim ICA’yı tüm dünyada hak ettiği şekilde, bağımsız sanatın merkezi, mabedi hâline getirmek” diyor.

‘Bağımsız sanatın merkezi olacak’

Seyhan Akıncı - Bengi Ünsal, Londra’da bulunan Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’nün (ICA) yeni direktörü olarak tayin edildiğinde bayrakları asmıştık. Ünsal, yaptığı başarılı çalışmalarla 55 yılın ardından ICA’nın ilk kadın direktörü olarak mart ayında göreve başladı. Kültür ve sanatın başkentlerinden birinde bağımsız sanatçıları destekleyen bir kurumda olmanın ona neler ifade ettiğini ve neler yapmayı planladığını konuştuk.

Mart ayında göreve başladınız. Modern dünyanın sanatla ilişkisinin en yoğun olduğu yerlerden biri Londra… Böylesi bir noktadan sanat aracılığıyla söz söyleyecek olmak neler hissettiriyor?
Evet, 1 Mart’ta göreve başladım. Londra gerçekten de sanat ve kültürün en önemli merkezlerinden. Sanat akımlarının doğduğu, dünyaca ünlü ve etkili sanatçıların mutlaka vakit geçirdiği bir şehir, bir ana hat. Londra’da olmayı benim için önemli kılan da bu zaten. 

Kurumda yaklaşık 55 yıl sonra bu pozisyonda görev alan ilk kadınsınız. Kadının 21. yüzyılda hâlâ “ilk”lerle anılıyor olmasını nasıl yorumlarsınız?

ICA, oldukça ileri, demokratik, eşitlikçi, progresif ve radikal bir kurum. Böyle bir kurumda bile benim sadece ikinci kadın yönetici olmam oldukça düşündürücü. Kadın hakları ve dünyadaki yeri ile ilgili ne kadar ileri gittiğimizi düşünsek de, bize daha çok yolumuz olduğunu hatırlatıyor sanki. Demek ki daha çok yolumuz var.

Hayalleriniz ve konumunuz gereği planlarınız neler ICA ile ilgili?

ICA çok prestijli, köklü bir kurum. Bu takdiri ve sevgiyi de ilk günden beri kendisine bazen kurulu düzenlerde, ana akımda yer bulamayan sanatçılara, geleceğin yeteneklerine yer vererek edinmiş. Hayalim ICA’yı tüm dünyada, hak ettiği şekilde, bağımsız sanatın merkezi, mâbedi haline getirmek, yeni dönem sanatçıların evi kılmak.

Pandemiyle sorgulamalardan geçtiğimiz, dönüşüm hâlinde olduğumuz bir süreç. Sanatın bu süreçte nasıl bir rolü olacak?

Sanat tüm bu sorgulamaların yansıması. Geriye dönüp baktığımızda bir nevi kayıt ve ışık tutuyor olacak bu zamanlara. Öte yandan bizim gibi sanatseverler için iyileştirici olmaya, yalnız olmadığımızı hissettirmeye devam edecek.

Kültür kurumları da paralel olarak dönüşüme uyum sağlamaya çalışıyorlar. Bir pandemi manifestosu olacak mı bundan sonra kurumların? 

Bir manifesto olur mu bilemem ama pandeminin ve bugün savaşın bize gösterdiği en önemli şey hiçbir şeyin kalıcı olmadığı. Bir günde dünya değişebilir, iyiye de kötüye de. Bize düşen esneyebilmek, kendimizi dönüştürebilmek. Kurumlar artık farklı iş modelleri üzerine yoğunlaşmaları gerektiğini, daha dinamik olmaları gerektiklerini biliyorlar. Sanatçı, izleyici ve çalışan portreleri, öncelikleri değişiyor. Bir manifesto olacaksa, belki de bunu yazmamaya çalışmak olmalı.

Dijital dönüşümün uzun vadede kültür sanat alanına nasıl bir etkisi olacak?

Global dünyaya ulaşabilmek için dijital çok önemli. Dijital para birimleri, kontratlar, NFT, VR, web3 diye adlandırılan yeni teknoloji, sanatçı ve hayran ilişkisi dahil pek çok şeyi değiştirmeye gebe.

‘Daha kötüsü gelmezse, bu yaz renkli geçecektir’

Çalışma biçimlerinden düşünce biçimlerine birçok farklılığın yaşandığı böylesi bir geçiş döneminde gençlere neler tavsiye edersiniz?

Şu an daha çok gençlerden tavsiye almak isterim sanırım. Günümüzü en iyi onlar anlıyor, görüyor ve gelecek de onlar. Bir tavsiyem olacak ise naçizane sadece, çalışmak derim. İyi niyetle çalışmak, inandıkları şey için çabalamak.

Son olarak kültür sanat dünyası Kovid-19 sonrasına hazır mı? 

Kovid-19 sonrası geldi bile. İngiltere’de ve sanat dünyası tam patlamaya hazırlanırken, savaş geldi. Kültür sanat dünyası, izleyici ve dinleyiciler evde oturmaktan, ertelenen konserlerden çok sıkıldılar. Daha kötüsü gelmez ise, bu yaz bence renkli geçecektir.