Geri Dön
Kültür SanatBarışa ve eşitliğe ‘Çağrı’

Barışa ve eşitliğe ‘Çağrı’

İslamiyet’in doğuşunu anlatan “The Message/Çağrı” vizyona girişinin 45. yılında 4K dijital görüntü restorasyonu ve yenilenen ses sistemiyle tekrar perdede. Zamana meydan okuyan ve her izleyişte seyirciyi kucaklamayı başaran ender filmlerden biri var karşımızda

Barışa ve eşitliğe ‘Çağrı’

Müjde Işıl  - Yüzlerini de kapatmış beyaz kıyafetleriyle üç atlı çölde hızla ilerliyor... Fonda, heyecanı yükselten ve ilginç şekilde duygusallığı da körükleyen olağanüstü bir müzik… ‘80’lerde çocukluğunu yaşayanlar “Çağrı” filmiyle ilk defa TRT ekranlarında işte bu açılış sahnesiyle tanıştı. Toplam uzunluğu üç saat olan filmi bölümler hâlinde yayınlamıştı kanal. Net hatırlamamakla beraber, yarım saatlik altı bölüm olmalı… Her bölümde o atlı açılış, o müzik… Anthony Quinn çok büyük aktör diyorlar, bu film sayesinde Müslüman oldu diyorlar, dünyanın Müslümanlığa bakışını değiştirecek film diyorlar… Bunlar o zamanın çocukları için zor konular. Onların aklında o müzik, atlılar, Hind’in haşin bakışları ve en çok da Hz. Hamza’nın Vahşi tarafından öldürülüşünde dökülen gözyaşı var. 

Çocuklukta seyredilen filmler yıllar sonra yetişkin kafasıyla yeniden izlendiğinde ilk etkiyi bırakmaz genelde, hatta “Bunun neresinden etkilenmişim” diye şaşırtır. “Çağrı” için bu geçerli olmadı. Film, seneler içinde büyüdükçe büyüdü; Ramazan’ın ve Kadir Gecesi’nin sembol filmi oldu. Tabii bu başarıda filmin muhteşem seslendirme kadrosunun da katkısı büyüktü. Özellikle Agâh Hün’ün Hz. Hamza, Sadettin Erbil’in Ebu Süfyan, Cüneyt Türel’in Halid bin Velid seslendirmesi unutulmazdı. 

Çileli çekim süreci  

“Çağrı”nın çekiliş ve vizyon sürecine bakılırsa filmin efsaneleşmesine şaşırmalı mı, şaşırmamalı mı bilemiyor insan. Hz. Muhammed’i göstermeden İslamiyet’in doğuşunu anlatacak filmin senaryosunu fıkıh açısından sağlam zemine oturtmak için yaklaşık bir yıl El Ezher Üniversitesi ile çalışıldı. Çekimleri maddi sorunlar, Arap ülkeleri arasındaki çekişmeler ve dinî çekinceler nedeniyle iki yıla uzayan, Libya lideri Kaddafi’nin desteğiyle tamamlanabilen film ilk kez 9 Mart 1977’de ABD’de vizyona girdi. Ancak filmin orijinal isminin “Mohammed: Messenger of God” olmasından dolayı Anthony Quinn’in Peygamber’i canlandırdığı yalanı kulaktan kulağa yayılınca filmi protestolar başladı ve hatta bir kişi bu protestolar nedeniyle öldü. Bu olaylar nedeniyle gösterimden çekilen film, ismi “The Message” olarak değiştirip tekrar vizyona sokuldu. Maurice Jarre’ın muhteşem müziği, filmin tek Oscar adaylığını aldı; ödülü ise “Star Wars” ile John Williams. 

Büyük sinemacı Akkad 

“Çağrı”, Mustafa Akkad’ın yönettiği ilk filmdi. Ve ikincisi de aynı filmdi! Akkad, İngilizce çektiği filmin Arap dünyasında da kolayca seyredilebilmesi için Arap oyuncularla birlikte “Çağrı”nın aynı senaryosundan aynı setleri kullanarak eşzamanlı Arapça “Çağrı”yı çekti ve ismini “El Risale” koydu. Televizyonlarda bu Arapça versiyon da halen yayınlanmakta. Akkad’ın “Çağrı”dan kazandığı parayla John Carpenter’a destek olup “Halloween”in yapımcılığını üstlenmesi ise bugüne kadar uzanan bir seriyi sinemaya kazandırmış oldu. Akkad’ın Anthony Quinn ile ortaklığı “Çöl Aslanı”nda da devam etti. İkili, Libya’nın İtalyanlara karşı direnişçi lideri Ömer Muhtar’ı anlattı ama bu, Akkad’ın yönettiği son yapım oldu. Sadece iki filmiyle bile dünya sinemasına derin iz bırakan Akkad, 2005’te yakınlarının düğününe katılmak üzere gittiği Ürdün’deki bir otele El Kaide’nin düzenlediği bombalı saldırı sonucu 75 yaşında hayatını kaybetti. 

Renkleri capcanlı bir kopya 

Ve “Çağrı” 45 yıl sonra restore edilmiş versiyonuyla yeniden vizyonda. Televizyonda izlediğimiz filmin epey hasarlı olduğunu biliyorduk. Filmin restorasyonunu gerçekleştirenler de orijinal negatiflerin nemden zarar gördüğünü ifade ediyor. Üç saatlik filmi yeniden izlediğimizde ise perdede tertemiz, renkleri capcanlı bir kopya görmek mutluluk verici. 

Bilindiği üzere, Akkad sadece peygamberi değil Hz. Ali’yi (zülfikârı var sadece) de göstermiyor filmde. Görünmeyen kahraman imajı, filmin gizemini ve heyecanını hâlâ yüksek tutuyor. Başka açıdan da büyük fark yaratıyor “Çağrı”. Hz. İsa ve H. Musa’yı anlatan filmlerde genelde mucizeler büyük yer tutar. 2016’da vizyona giren "Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi"nde Mecid Mecidi de Hz. Muhammed’in küçüklüğünü, mucizeler ekseninde yani Batı tarzıyla anlatmayı tercih etmişti. “Çağrı”da ise mucizelere (örümcek ağı dışında) yer verilmiyor. Kelimelerin gücü önemli olan, görsel gösteriş değil. Cahil kalmayı, inancı ticarileştirmeyi, kız çocuklarına eziyet etmeyi, ağaçları kesmeyi, insana kulluk etmeyi, insanlar arasında ayrım yapmayı eleştiren anlatısı, insanlık için güncelliğini hep koruyor. 

Babasının izinde

Mustafa Akkad’ın oğlu Malek Akkad, “Çağrı”nın yeniden vizyona girişi vesilesiyle İstanbul’a geldi. Burada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten oğul Akkad, büyükannesinin Türk olmasından dolayı Türkiye ile bağının güçlü olduğunu belirtti. “Çağrı” hakkında “Bu film benim için bir tutku. Filmin Arapça versiyonu 3,5 saat, İngilizce versiyonu ise üç saat. Kare kare ikisinde de her detayın üzerinden geçildi. Yaklaşık iki sene sürdü restorasyon süreci. “Çöl Aslanı” üzerinde de çalıştık. Belki o filmle yeniden Türkiye’ye geliriz” dedi. Babasının mirasını devam ettirip “Halloween” serisinin yapımcılığını sürdüren Malek Akkad, şu sıralar “Çağrı”nın yapımını anlatan “The Messenger” adlı belgeselini tamamlamak üzere.