Geri Dön

Beethoven’ın aydınlık dünyası evlere geliyor

İKSV tarafından düzenlenen 48’inci İstanbul Müzik Festivali, 18 Eylül - 5 Ekim arasında dijital ortamda müzik severlerle buluşuyor. “Beethoven’ın Aydınlık Dünyası” teması etrafında şekillenen festivali direktörü Efruz Çakırkaya Milliyet Sanat’a anlattı...

Beethoven’ın aydınlık dünyası evlere geliyor
Gizem Çetimen

Pandemi sebebiyle 2020 yılında dünyada ve Türkiye’de gerçekleşmesi planlanan pek çok festival ve konser gelecek senelere ertelendi. Çoğu festival orginazatörleri ise müziği seyirciye ulaştırmanın yolunu dijital ortamda buldu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) da haziranda yapılması planlanan 48’inci İstanbul Müzik Festivali için bu yolu takip ederek dijital ortam üzerinden müzik severlerle buluşmaya karar verdi. “Beethoven’ın Aydınlık Dünyası” teması etrafında şekillenen festival 18 Eylül - 5 Ekim tarihleri arasında online olarak sanat severlerin evine konuk olacak. İstanbul Müzik Festivali Direktörü Efruz Çakırkaya ile festivalin yeni formatını ve dijitalleşmenin sanat etkinliklerini nasıl etkileyeceğini konuştuk.

Beethoven’ın aydınlık dünyası evlere geliyor




‘Kamu sağlığı öncelik’


İstanbul Müzik Festivali bu yıl müzikseverlerle online olarak buluşacağını duyurdu. Bu sürece gidişte sizi yönlendiren etkenler neler oldu?

Sonu görülemeyen bir salgın devam ederken binlerce izleyiciyi mekânlarında ağırlayan, yüzlerce müzisyen topluluğu ve saha çalışanıyla çok büyük sayıda insanı bir araya getiren bir festivali fiziki olarak düzenleyebilmek sonbaharda pek olası ve mantıklı görünmediğinden festivali dijitalleştirmeye hızla karar vererek çalışmalarımızı bu yöne kaydırdık. Bu kararı almamızdaki en büyük faktör elbette toplum sağlığı ve güvenliğine karşı sorumluluğumuz. Diğer taraftan tüm dünyanın immobilize olması, seyahat yasakları ve yurtdışından gelecek büyük orkestraların hareket edemeyecek hale gelmesi, bunların da ötesinde böylesi büyük sayıda müzisyenin bir araya gelerek performans gerçekleştirme imkânının dahi kalmaması planlarımızı etkileyen unsurlar oldu.

Festivali dijital bir şekilde düzenlemenin ne gibi zorlukları var?

İçeriği üç-dört yıllık bir çalışma ve hazırlık süreciyle ortaya çıkarılan bir festival programını devam eden bir pandemi esnasında birkaç ay içerisinde en baştan planlamak, zamana karşı yarışmak, daha önce hiç karşılaşmadığımız zorluklarla mücadele ederek ve önümüzü çok da net göremediğimiz yakın bir gelecekte hayata geçirmek üzere günbegün ilerlemek asli zorluklar diyebilirim. Ancak burada müthiş bir emek, dayanışma ve işbirliği olduğunu da söylemeliyim. Bizi bu en zor zamanımızda yalnız bırakmayan tüm sponsorlarımız, destekçilerimiz ve iş birlikçilerimizin yanımızda olması ve festivalin içeriğini ortaya çıkaran tüm müzisyenlerin şevkle işlerini yapması ise en büyük motivasyon kaynağımız. Bu vesileyle hem onlara hem de kenetlenip canla başla çalışan tüm mesai arkadaşlarıma da gönülden teşekkürlerimi sunmak isterim.

‘Hümanizimle aşacağız’

Bu yıl festival, Beethoven’ın 250’inci doğum yılını kutluyor. Müziğiyle dinleyicilere doğa ve insan sevgisini anlatan Beethoven’ın eserleri, yaşadığımız bu zor dönemde insanlara umudun varlığını hatırlatabilecek mi?

Öyle olmasını umut ediyoruz. Beethoven’ın toplumlar, kültürler ve hatta zamanlar üstü; kardeşlik, eşitlik, özgürlük, insan ve doğa sevgisi gibi temel evrensel değerlere olan bağlılığı, bugün içinde bulunduğumuz şartlarda bize daha da anlamlı bir biçimde yol gösteriyor. Müziğiyle bizleri kimliğimiz ve dünyamızın geleceği ile ilgili temel sorulara yöneltmiş büyük besteci Beethoven’dan ilhamla, yok etmeye devam ettiğimiz doğanın bir parçası olduğumuzu ve sorunlarımızı özgürlük, eşitlik ve kardeşlik temelli hümanist bir felsefeyle aşabileceğimizi hatırlamak, hatırlatmak istiyoruz.

‘Orada olma’ mutluluğu


Beethoven’ın aydınlık dünyası evlere geliyor



Pandemi döneminde çoğu sanatsal etkinlik online olarak sanat severlere sunulmaya başlandı. Bu da insanların evden çıkmadan sanata ulaşabileceklerinin farkına varmasına neden oldu. Sizce dijitalleşme, pandemi sonrasında düzenlenecek ‘normal’ etkinliklere bir alternatif olabilecek mi?

Pek çok izleyici için normal etkinliklerin yerini tutmayacağını ancak büyük bir kısmı için de bir alternatif olacağını ve bu talebin de devam edebileceğini düşünüyorum açıkçası. Bir süredir tüm dünyada pek çok alanda dijitalleşmenin ayak sesleri duyuluyordu, pandemi bu süreci biraz daha hızla ileri taşımış olabilir. Bu bağlamda yakın gelecekte hem fiziki hem dijital etkinliklerin ve sanatsal üretimin kol kola devam edeceğini söylemek mümkün. Ancak ‘orada olmanın’ verdiği mutluluğun önüne geçmesi mümkün olacak mı, bunu önümüzdeki on yıllar gösterecek.

Röportajın tamamı Milliyet Sanat’ta.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber