Geri Dön
Kültür SanatÇünkü bir defa yeterli!

Çünkü bir defa yeterli!

Museum of First Time, bizi uzak bir coğrafyadan pek yakın olduğumuz bir konu hakkında sert bir deneyime davet ediyor. Kadına yönelik şiddetin anlatıldığı sanal müzede şiddet gören kadın: "Zamanı geri alabilsem ilk şiddet anında terk ederdim"

Çünkü bir defa yeterli!

Seyhan Akıncı - Haber için ulaşmam gereken bir kadının adını Google'larken aynı adla bir başka kadının erkek şiddeti sonrası öldürülüşüyle ilgili haberler döküldü önüme. “Eşi tarafından vahşice katledilen” diyordu manşette. Vahşeti kanıksadığımız şu günlerde belki başka türlü bir yüzleşmeye ihtiyacımız vardır. Museum of First Time bir sanal müze. Burada belki de insanlık tarihinin en eski "eseri" olan erkek şiddetine tanık olabilirsiniz. Museum of First Time, Tayland merkezli Thai Health Promotion Foundation ve Women and Men Progressive Movement Foundation tarafından hayata geçirilmiş bir proje. Tayland'da kadınlara yönelik şiddet rakamları korkunç boyutlarda. Tayland'daki rakamlara göz atmadan ülkemizde erkek şiddeti sonucu hayatını kaybeden kadınların bir rakam olmadığını anımsamamız için onların adlarını kayıt altına alan Anıt Sayaç'tan geçtiğimiz üç yıl içinde yaşamları çalınan kadınların sayılarına dönüp baktım. 2018'de 406, 2019'da 421, 2020'de 410 ve 2021'de 414 kadın öldürülmüş. Elbette bu veriler sadece kayıt altına alınabilenler. Bazılarının hikâyesini günlerce TV'lerden, gazetelerden izledik; hashtag'lere yazdık #İstanbulSözleşmesiYaşatır diye. İlk davayı heyecanla bekledik. Sonra yeni isimler, yeni vahşetler, yoksulluk derken kendi derdimiz bize yeter oldu!

Zihniyeti değiştirmek

Şule Çet'in, Pınar Gültekin'in ya da Emine Bulut'un evinin kapısından içeri girip yaşadıklarını görme fırsatımız olsaydı ne hissederdik? Ya da bize bir mesaj verecek olsalar ne söylerlerdi acaba diye hiç düşündünüz mü? Thai Health Promotion Foundation ve Women and Men Progressive Movement Foundation tarafından hayata geçirilen Museum of First Time'da tam da bu düşünülmüş. Hem nasıl düşünmesinler ki! Yapılan araştırmalara göre Tayland'da aile içi şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde 75! Üstelik birçoğu bu şiddeti birden fazla defa yaşıyor. Şiddete maruz kalanların yarısı kendilerine şiddet uygulayan aile üyelerine şiddetle karşılık veriyor. 20 yaş ve üzeri 1600'den fazla kadının katılımıyla gerçekleştirilen araştırma da istismara uğrayan kadınların yüzde 87'sinin yaşadıkları bu istismarı gizlediğini ortaya koyuyor. Kadınlar ya utandıkları ya da kimsenin kendilerine yardımcı olamayacağına inandıkları için yardım dahi istemiyorlar. Museum Of First Time'ı hayata geçirenler şiddeti azaltmanın en önemli yolunun erkek zihniyetini değiştirmek olduğunun altını çiziyor. Çünkü tam da sanal müzeye adını verdiği gibi şiddet asla tek seferde kalmıyor.

Bu hikâye size tanıdık gelebilir

Museum of First Time ismi verilen sanal müze erkek şiddetine maruz kalan Taylandlı bir kadının yaşadıklarını çiftin tanıştığı ilk günden, kadının şiddet karşıtı mesajına kadar 360 derecelik bir açıyla evlerinde dolaşarak deneyimleme fırsatı sunuyor. Gerçek bir şiddet hikâyesinden sağ kurtulmayı başaran kadının sesiyle yaptığımız yolculuk evin kapısının aralanmasıyla başlıyor. Ardından "Sesi aktive etmek ister misiniz?” diye bir uyarıcı çıkıyor karşınıza. Sesi açtığınızda sizi olayın içine daha da dahil bir eden bir müzik eşlik ediyor fonda. Yön işaretlerini takip ederek hikâyenin ilk anına gidiyorsunuz. Tıkladığınızda bir fotoğraf çıkıyor karşınıza kadınla erkeğin tanıştıkları ilk gecenin romantik hatırası. Ardından birlikte aldıkları ilk otobüs biletinin bulunduğu çekmece. Yolculuk bir süre böyle romantik sularda sürüyor. Tüm kadınların nedeni bilinmez zaafı, o sevimli ayıcık burada da var. Ayıcıktan sonra evi paylaşma aşamasına geliniyor. Tüm bu romansı izlerken kadın bir yerde, erkeğin kendisine çalışmasına gerek olmadığını söylediğini anlatıyor. Hikâyenin devamında anlıyoruz ki bir süre, bu kulağa çok cazip gelmiş. Kadın yeniden çalışmak istediğindeyse erkek beyaz atlı prens maskesini indiriyor. Kadın ilk kez bu tartışmada tokat yiyor. Ertesi gün dizleri üzerine çöken ve elindeki yüzükle yeniden prensliğe terfi eden erkek, kadını ikna etmeyi başarıyor. Fakat kıskançlıklar ve tartışmalar öyle bir boyut kazanıyor ki kadının kafasında viski şişesi de kırılıyor, kadın kelepçelenip "aklının başına gelmesi" için yalnız da bırakılıyor. Ve kadın bir gün bunun sevgi olmadığını anlıyor. Final sahnesinde yaralı bedeni ve ruhuyla sesleniyor: "Tüm kadınların kendilerini onlara şiddet uygulayan ya da onları aşağılayan adamlardan daha çok sevmeleri gerektiğini söylemek istiyorum. Zamanı geri alabilsem şiddete uğradığım ilk anda onu terk ederdim. Çünkü bir defa yeterli." Birkaç dakikanızı ayırarak bir kadının neler yaşadığını deneyimlemek isterseniz bu adresten sanal müzeye ulaşabilirsiniz wmp.lifepano.com.