Geri Dön

İmge bankasına seyahat

İmge bankasına seyahat
Cem Erciyes

Ben altı yaşından beri çiziyorum. Çok uzun süre de sanat olsun diye çizmedim. Ama çok sanatçı olmak istedim...” Galeri Nev İstanbul’un Mısır Apartmanı’ndaki yerindeyiz. Duvarlarda Türkiye sanatını iyi takip edenlerin şıp diye tanıyacağı resimler asılı. Mürekkeple yapılmış irili ufaklı desenler, bazı tanıdık fotoğraf parçaları... Uzaktan bir manzara gibi görünen, yakından insanın tek tek dalıp gideceği sayısız küçük büyük figür. Birer kelime ya da Hayvanlar, hayali canlılar, yüzler, tangalı popolar, balinalar ve füzeler, egzotik bitkiler, Kandilli Askerî Lisesi, Hannah Arendt... Bilinen dünyanın bilinmeyen koordinatlarını algılamamıza aracı olacak imgelere bir yolculuk gibi İnci Eviner’in resimlerine bakmak.

İnci Eviner, sanatla ilişkisini anlatmayı şöyle sürdürüyor: “Çizmek ve çini mürekkep benim için önemli. Ben çizerek düşünüyorum. Çizerken bir yandan da bilinçle tamamen kontrol edemediğim bir şeyler de ortaya çıksın istiyorum. Sanat ihtiyaçtan yapılır; durup dururken yapılmaz. Mesela Orhan Pamuk yakın arkadaşımdır, biliyorum ki ancak bir mesele bütün benliğini sardığı zaman oturup yazıyor. Ben de onun gibi, bir şey beni içsel olarak zorlarsa yapabilirim, iş üretebilirim. Ama bunu hayatımda canlı tutabilmek için bir temel pratik gerekiyor. Bu da desen. Desenle düşünüyorum, yani çizerek düşünüyorum.”

Zihninde olgunlaşan, eserlerde izleyiciyle buluşan ya da desen defterlerinde bekleyen o figürler İnci Eviner için bir nevi imge bankası oluşturuyor. Yeni bir iş tasarlamaya başladığında imgeler zihninden tekrar kâğıda bazen de videoya doğru akıyor. Bu imgelerin bilinçaltında olgunlaşıp oluşmasına önem veriyor Eviner.

Desenler videoları, videolar desenleri besliyor. İnci Eviner’in “Harem” adlı çok ünlü videosunda olduğu gibi bazen bildik bir gravür, bazen “Yeni Vatandaş”taki gibi bir çini pano, “Cenneti Sahnelemek”te olduğu gibi bir fotoğraf ama çoğu kez İnci Eviner’in desenlerinden oluşan bir resim hareketli imgeleri de ağırlıyor. Galeri Nev’de sadece desenler yer alıyor. Eviner, “Sonra bu desenler videoları davet ediyor. Sonra o videolardan tekrar desen geliyor, çünkü benim videoları yapış biçimim ressam gibi. Dolayısıyla birbirlerini sürekli etkileyen çalışma yöntemi oluşuyor” sözleriyle özetliyor video ve desenlerin ilişkisini.

Galeri Nev’deki serginin adı “Kalanlar, Geri Dönenler ve İmalar”. Sergi COVID-19 salgını dolayısıyla hayatın durduğu döneme denk geldiği için, hemen kapılarını kapatmak zorunda kalmıştı. Aylardır galerinin boş mekânında bekleyen resimler, 10 Haziran itibarıyla tekrar izleyicisiyle buluşma imkânı buldu. 19 Eylül’e kadar, yani yaz boyunca da orada olacaklar.

Resimlerin isimlerine bakıyorum, “Şeytani Seçenekler”, “Pelvisin Doktrini”, “Sinsi’, “Manolya Kırıcısı”, “Suyun İçinde Uyumak”, “Bütün Prenses Masalları Silinsin”... Serginin biraz da karanlık, öfkeli ya da en azından kışkırtıcı bir yanı var. “Tabii” diyor hemen ve devam ediyor İnci Eviner: “Yaşadığımız ortam, her şey böyle içimizi açacak gibi değil. Dolayısıyla elbette ki tüm bu etkiler var işlerde. Kaldı ki sanat hep negatif olmalıdır. Olumlamamalıdır, olumladığı zaman olmuyor... Bizim var olan güzellikleri, güzellik duygularımızı onaylayan, okşayan işler yapmaz sanatçılar. Yani ben hiç yapmam.”  Kalkıp bir kez daha birlikte resimlerin arasında geziniyoruz İnci Eviner ile... İnsan suratlı maymun, başka hayvanlar, kaplanlar, hayali canlılar, Taksim Camisi, yüzler, tangalı popolar, balinalar ve füzeler, egzotik bitkiler, Kandilli Askerî Lisesi, Antigone ve Hannah Arendt... Çeşitliliği ile şaşırtan resimler bunlar. Bilinen dünyanın bilinmeyen koordinatlarını algılamamıza aracı olacak imgelere bir yolculuk gibi Eviner’in resimlerine bakmak. Ya da bir davete icabet etmek gibi. İzleyici de kendi imge bankasını oluşturuyorsa eğer, orada müstesna bir yer alsın diye yapılmış bir davet... 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber