Geri Dön
Kültür Sanat‘İtiraf edeyim filmi daha çok seviyorum’

‘İtiraf edeyim filmi daha çok seviyorum’

Sesli kitaplar hacmini genişletirken külliyata yeniler ekleniyor. Cengiz Aytmatov’un unutulmaz eseri “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı Storytel için seslendiren Ahmet Mümtaz Taylan “İtiraf edeyim filmi daha çok seviyorum” diyor

‘İtiraf edeyim filmi daha çok seviyorum’

Seyhan Akıncı - “Sevgi neydi?” Asya, buğulu gözleri ve yumuşacık sesiyle sorar ve hayatın hepimize öğrettiği o yanıtı verir : Emekti! Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğinde çekilen “Selvi Boylum Al Yazmalım” sinemamızın en başarılı aşk filmlerinden biri olmakla kalmaz aynı zamanda en iyi uyarlamalardan biridir de. Cengiz Aytmatov’un 1970’te kaleme aldığı eseri ülkemizde Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in oynadığı filmle adeta fenomene dönüşmüştür. Öyle ki Storytel için kitabı seslendiren Ahmet Mümtaz Taylan da filmi kitaptan daha çok sevdiğini itiraf etmek zorunda kalıyor! 50 yılı deviren roman, hikâyesi ve insanlığın eskimeyen meselesi aşkı ele alış biçimiyle güncelliğini hep koruyacak eserlerden. Biz de kitaba ses olan Ahmet Mümtaz Taylan’a “Sevgi neydi” diye sorduk. 

“Selvi Boylum Al Yazmalım”, 50 yılı geride bırakmış ve hâlâ güncelliğini koruyan bir metin. Sizce bu metni bu kadar güncel ve okunur kılan nedenler neler?

Modası geçmeyecek, eskimeyecek meselesi yüzünden elbette. Aşk ve sevgi üstüne yazılmış bir uzun öykü. Okuyucuyu ne şekilde kategorize ederseniz edin, her kuşağın, hayatın temel meselesidir aşk. Ölümsüz bir tema…

İlk okuduğunuz zamanı anımsıyor musunuz? Nasıl bir etki bırakmıştı?

Önce filmi seyrettiğimi hatırlıyorum. Okumayı beş yaşında, okula başlamadan evde söktüm, ömrüm boyunca okudum. “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı ilk ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum. İtiraf edeyim filmi daha çok seviyorum.

Sesli kitaplar giderek daha çok dinleniyor… Sizin sesli kitaplarla nasıl bir ilişkiniz var?

Eskiden görme engelliler için harika bir format olduğunu düşünürdüm. Dijital medyanın konvansiyonel medyayı zorladığı hatta solladığı son yıllarda olmazsa olmaz bir şey olarak kabul ettim. Zamanın ruhuna uygun diyelim. Ben hâlâ gözlerimi yormayı, kendi tartımımla ilerlemeyi tercih ediyorum. Ama birçok kişinin benim gibi düşünmediğini biliyor ve o tercihe de saygı duyuyorum.

Seslendirmek isterim dediğiniz bir eser var mı?

Okumayı seven biri olarak sesli okumaya da bayıldığımı söylemeliyim. Sevdiğim yüzlerce kitabı ve 10 yılda bir dönüp dönüp okuduğum 15-20 başucu kitabımın hepsini okumak isterim. Liste uzun yani…

Başucu kitapları hep merak edilir. Bahsettiğiniz 15-20’den 5’ini saymanızı istesek...

“Huzur” Ahmet Hamdi Tanpınar, “Malte Laurids Brigge’in Notları” Rainer Maria Rilke, “Bülbülü Öldürmek” Harper Lee, “Tutunamayanlar” Oğuz Atay ve “Kurtlarla Koşan Kadınlar” Clarissa Pinkola Estes.

‘İtiraf edeyim filmi daha çok seviyorum’

‘İyi uyarlama aslına bir saygı duruşudur’

“Selvi Boylum Al Yazmalım”a dönecek olursak ülkemizde filmi adeta bir fenomene dönüşmüş bir eser… Bir uyarlama olarak değerlendirdiğinizde nereye koyarsınız filmi?

Yönetmen ve oyuncu olarak mesleki nedenlerle de uyarlama konusuna düşkün olduğumu söylemeliyim. Her uyarlama bir tür “yeniden okuma”dır. Kaynağının ömrünü uzatır, yeni kuşak okuyucuya taşır ve her bir iyi uyarlama aslına bir saygı duruşudur. “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın film uyarlaması sağlam ve derinlikli bir uyarlama. Hep sevdim, hep arada bir yeniden seyredilebilir bulurum.

O klasik soruyu sormadan olmaz. Sevgi emek midir?

Sevmenin değiştirici, dönüştürücü bir gücü var. Değişmek, dönüşmek elbette emek gerektirir, bunu ideolojik olmaktan çok hayatın doğal akışı bakımından kaçınılmaz buluyorum. Ne mutlu seviyorum diyene…