Geri Dön
Kültür SanatKadınlar adlarını eşitlik için yazdıracak

Kadınlar adlarını eşitlik için yazdıracak

İngiltere’nin erkek egemen festival sahnelerinden Türkiye’ye doğru bir yola çıktık. Vardığımız sonuç her ne kadar bizi şaşırtmasa da kadın sanatçılardan yükselen sesler umudumuzu yeşertiyor.

Kadınlar adlarını eşitlik için yazdıracak

Melisa Vardal - İngiltere’nin 50 büyük festivalini baz alarak yapılan bir araştırmaya göre kadın sanatçıların katılım oranları erkek sanatçılara göre çok aşağılarda... Yine aynı araştırmadan elde edilen veriler ışığında ortaya çıkmış ki; kadınlar festivallerde yer alsalar bile afişlerde kendilerine yer bulamıyorlar. Daha iyi ifade etmek gerekirse genelde manşetlerde erkek sanatçılar, aşağıda ise küçük puntolarla kadın sanatçıların katılımı yazıyor. Bu durumu üç yıldır değiştirmeye çalışan İngiltere’de oranlar pek farklılık göstermezken Türkiye’ye bakmak istedik. Bizde henüz böyle bir hassasiyet oluşmasa da kadın sanatçılar bu konuda seslerini yükseltmeye başlıyor…

Harun İzer (İstanbul Caz Festivali Direktörü)

“Türkiye özelinde henüz bu yönde somut bir çaba yok”

Türkiye’de son dönemde özellikle bölgesel ve yerli sanatçıların ağırlıkta olduğu festivallerin sayısında ciddi bir artış var. Bu festivallerin çoğunun programında kadın sanatçılar da yer alıyor ancak “headliner” dediğimiz ismi üst sıralarda geçen kadın sanatçıların sayısı biraz daha düşük kalıyor. Bu yıl İstanbul Caz Festivali’nde caz dünyasının yıldız isimleri Dianne Reeves ve Melody Gardot’nun yanı sıra Türkiye’den Kalben üst sıralardaki kadın sanatçılar olarak öne çıkıyor. Ayrıca son yıllarda festivallerde kadın sanatçıların sayısını artırmak amacıyla düzenlenen uluslararası Keychange programına biz de katıldık, festival sponsorumuz Garanti BBVA’nın da desteği ile bu yönde bir taahhütte bulunduk. Şu ana kadar bu açıdan da başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye özelinde henüz bu yönde bir inisiyatif veya somut bir çaba yok. Belki bu konuyu gündeme getiren ortak bir girişimin başlatılmasının faydası olabilir diye düşünüyorum.

Sanat Deliorman (Müzisyen)

“Esas sıkıntı ‘Neden kadın?’ sorusu”

Bu eşitlik meselesi müzik türüne ve o türün piyasa dinamiklerine göre değişiyor. Kimi zaman kadın müzisyenler arka planda tutulabiliyor, misal Türkiye için konuşacak olursak, enstrümantal cazda. Ama kimi zaman da sadece kadın oldukları için öne çıkarılabiliyor kişiler. Şarkıcılara ürettikleri müziğin içeriği ya da yaratıcılığından bağımsız kriterler sebebiyle fırsat tanınıyor. Özellikle Türkiye’de maddi kaygılar ve toplumumuzdaki “cinsel ergenlik” pazarlama stratejilerinin temeline kaya gibi çöküyor. Hâliyle yaratıcılık ve farklı kitlelere hitap edecek müzikal çeşitlilik göz ardı ediliyor. Bence esas sıkıntı “Kaç kadın?” sorusundan ziyade “Neden kadın?” sorusunda yatıyor. Bir müzisyenin “kadın müzisyen” olarak anılması bile sağlıksız bir etiketleme. Çünkü o zaman kişinin ürettiği müzikten çok “kadın” oluşu ön plana çıkarılıyor. İnsanları kadın/erkek olarak değil, sadece “insan” olarak gördüğümüz günler geldiğinde, ömrü 10 yılı geçmiş festival ve konser mekânı sayımız arttığı zaman müziğin evrensel yaratıcı zenginliğini deneyimleyebiliyor olacağız. Ve o zaman geldiğinde “Kadınlara eşitlik tanınıyor mu?” diye bir konu kalmayacak ortada.

Kalben (Müzisyen)

“Sanatçılar dayanışma içinde olmalı”

Kadın olduğum için sürekli bir mücadele etmek zorunluluğu hissediyorum. Kadınlığın özgür, rahat, mutlu olduğu bir yer değil burası. Kâh festival kadrolarında sadece erkek olanlar kâh müzisyenleri tuhaf bir hiyerarşiye göre sıralayanlar kâh pandeminin yaralarını sarmak yerine derinleştirmek için çalışanlar... Şimdi de haberler... Daha fazla görünürlük sahibi olmamız gerektiği apaçık ortada. Emeğimize eşit değer veren, sanatçıları ya da diğer meslek gruplarından insanları kendileriyle ve birbirleriyle bir yarışın içine sürüklemeyen, dürüst, özgürlükçü ve keyifli yapılanmaların faydası olacağına inanıyorum. Görünürlüğünü arttırmak isteyen sanatçıların dayanışma içinde olmalarından yanayım. Daha fazla şeffaflık, bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve dostluk... Hepsinin anahtarı da bizlerde. Birbirimizi daha çok sevmeyi seçebiliriz ülkece. Böylelikle müzisyenler de, doktorlar da, öğretmenler de, öğrenciler de daha mutlu ve hayata bağlı olacaktır.

Gizem Ertürk (Menajer)

“Yalnızca ülkemizde değil dünyada da büyük bir sorun”

Maalesef kadın erkek eşitsizliği yalnızca ülkemizde değil dünyada da büyük bir sorun. Tabii bizim ülkemizde vahim boyutlarda. Öncelikle manşetlerden öte festivallerde yer alan kadın sanatçı ve grupların azlığı da bu konuda önemli bir faktör diye düşünüyorum. Yani headlinerlar hep erkek olunca hâliyle manşetlere de onlar çıkıyorlar. Geçenlerde Türk rock tarihinin en çok dinlenen isimleri konulu bir araştırma vardı. Listede maalesef erkek egemen bir tablo göze çarpıyordu. Elbette iyi müziğin cinsiyeti olmaz ama bence kadınları müzik yapma, sahneye çıkma ve basında destekleme adına daha çok çalışmalıyız diye düşünüyorum.

Selin Sümbültepe (Müzisyen)

“Gücümüz her alanda kendini göstermeye başladı”

Bunu değiştirebilmek adına bazı girişimlerde bulunduk. En başta birçok kadın müzisyenin bulunduğu bir dayanışma grubumuz var. Tüm gündemi, değişmesi gerekenleri, aklımızda ne varsa ortaya döküyoruz. Bir keresinde bir festivalin headliner paylaşımlarında kadın şarkıcı bile olmadığından yola çıkarak, ben dahil birçok kadın müzisyen bu durumu onların eril dili ve düzeni üzerinden sosyal medya hesaplarımızdan eleştirel şekilde paylaştık. Festival tarafından gelen cevapların elbette altı boş idi. Eleştirdiğimiz postu yoruma kapamak zorunda kaldılar. Bilmiyorum bu devran ne kadar böyle devam eder ama gücümüz her alanda kendini göstermeye başladı. Dayanışma içinde ses çıkarmaya devam edeceğiz.

Burcu Tatlıses (Müzisyen)

“Gideceğiniz bu festivalde hiç kadın müzisyen yok, farkında mısınız!”

Türkiye’de bir müzisyen olarak hayatını şekillendirmek, kabul görmek, varlığını sürdürmek hiç kolay değil. Bir de kadın müzisyensen işler çok daha zorlaşıyor. Müzik festivallerinin programları zaten genelde belli isimler etrafında şekilleniyor. Sorun burada başlıyor aslında. Yeni bir müzisyenseniz, müziğinizi festival gibi ideal bir alanda dinleyiciyle paylaşma hevesiniz varsa şansınız yok denecek kadar az. Bunun yerine aynı müzisyenleri birçok festival line-up’ında görmek hiç şaşırtıcı değil. Bu aynı müzisyenlerin içinde de kadın müzisyenlerin varlığı yok denecek kadar az. Organizatörler açısından bunun sebebi nedir emin değilim. Festival kavramını konfordan uzak, zor koşullarla bağdaştırıp kadınları konformist olarak nitelendiriyorlar belki de kafalarında. Ya da alışılan bir gidişatta yeterince üstünde durulmamış bu konuya dair farkındalık yaratılması gerekiyor olabilir. Biz kadın müzisyenler olarak tam da bu konu ekseninde küçük bir oluşum yarattık. Birlikte sosyal medya üzerinden “Hey! Gideceğiniz bu festivalde hiç kadın müzisyen yok, farkında mısınız!” diyerek dinleyicilere de sesleniyoruz. Bu sorunun temelinde kadın-erkek ayrımı gibi artık bu çağda üzerinde konuşmanın bile bence komik olduğu bir kavram olduğunu düşünmüyorum. İlk adımın burada bir yanlış olduğunu fark edip kabul etmek olduğuna inanıyorum.

Aslı Gökyokuş (Müzisyen)

“Garanti isimler baskı kurmalı”

Bu durumu aslında tek başına müzik ya da sanat olarak değil belki de toplumsal yaşamın içindeki gelişimler ile birlikte düşünmek daha sağlıklı olabilir. Kadın her alanda mücadele etmek zorunda iken genellikle yasa yapıcılar ya da işverenler erkeklerden oluşuyor. Türkiye’de üzülerek gün geçtikçe festivallerde daha az kadın sanatçıya yer verildiğini görüyorum, bizzat yaşıyorum. Her şeyden önce kadınların kendi arasında örgütlenmesi yan yana durabilmesi çok önemli. Her festivalde adlarının yazılması neredeyse garanti olan tüm isimlerin de meslektaşlarına destek olmak için organizatörlere bu konuda baskı kurmaları gerektiğini düşünüyorum.