Geri Dön
Kültür Sanat‘Kendi irademizi bir kenara bıraktık’

‘Kendi irademizi bir kenara bıraktık’

İstanbul’da üç sokak köpeğini takip eden ve yarın dijital platformlardan izleyiciyle buluşmaya başlayacak belgesel ‘Stray’in yönetmeni Elizabeth Lo ve yapımcı Zeynep Köprülü ile konuştuk

‘Kendi irademizi bir kenara bıraktık’

Nil Kural / İstanbul

Yarın dijital platformalarda izleyiciyle buluşmaya başlayacak “Stray”, İstanbul sokaklarında Zeytin adlı bir sokak köpeğinin peşine düşüyor. Filmde Nazar ve Kartal adlı iki sokak köpeği de konu ediliyor. Köpekler, Eminönü, Cihangir, İstiklal Caddesi bölgesinde belgelenirken, onların etrafında şekillenen hayat ön plana çıkmadan akıp gidiyor. “Stray”le ilk uzun metrajlı belgeseline imza atan Elizabeth Lo’nun yönetmenliğini, Ceylan Çarhoğlu, Zeynep Köprülü ve Zeynep Aslanoba’nın da yapımcılığını üstlendiği belgesel, Tribeca Film Festivali’ndeki prömiyerinin ve festival yolculuğunun ardından dijital platformlarda daha geniş kitlelere ulaşacak. “Stray”i yönetmeni Elizabeth Lo ve yapımcılarından Zeynep Köprülü ile konuştuk.

Filmin merkezinde yer alan Zeytin’le nasıl tanıştınız?

Elizabeth Lo: Zeynep’le (Köprülü) bir alt geçitten geçiyorduk İstanbul’da. Sonradan Zeytin ve Nazar olduğunu öğreneceğimiz iki köpeğin kalabalıkların içinde koştuğunu gördük. “Bu köpekler nereye gidiyor, randevularına geç kalmış gibi” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Onları takip etmeye karar verdik. Sonradan filmde de yer alan Suriyeli delikanlılarla birlikte yürüdüklerini fark ettim.

‘Kendi irademizi bir kenara bıraktık’

‘İfadesi çok dokunaklıydı’

Zeynep Köprülü: Ben de Zeytin’in yüzünü hatırlıyorum. Yüz ifadesi benim için çok dokunaklıydı. Onu takip etmek o yüzden önemliydi.

Elizabeth Lo: Ayrıca sanırım bizi takip etmeyen tek köpekti. Çünkü başka köpekler, onları çektiğimizde bizi takip etmeye başlıyorlardı. Zeytin ise kameraya aldırmıyordu. Bu da filmin amacına, yani bir köpeği takip edip onun bizi nereye götüreceğine bakmaya uygundu.

Zeytin’den sonra proje nasıl gelişti?

Elizabeth Lo: Aslında film, üç farklı yerde geçecekti. Kars, Bodrum ve İstanbul’da. İlk fikir buydu. Sonunda filmi sadece Zeytin’e odaklanmaya karar kıldık. Çünkü izleyici farklı köpekleri ayırt etmekte zorlanabilirdi. Film Zeytin’le daha etkileyici oldu. Diğer çektiğimiz yerleri de kısa film olarak yayınlayacağız.

Filmin yapım sırasında sizi en çok ne şaşırttı?

Zeynep Köprülü: Öncelikle sokak köpeklerinin daha bağımsız olacağını düşünürdüm ama insanlara ne kadar bağlı olduklarını gördüm; Zeytin böyle olmasa da… Farklı yerlere gittiğinizde insanların tepkileri ve duyguları da değişiyor. Bazı şehirlerde köpeklerin durumu o kadar iyi değil. Bunu fark etmek üzücüydü.

Elizabeth Lo: Sokak köpeklerinin olmadığı bir kültürden gelen biri olarak beni şaşırtan, özellikle İstanbul’da herkesin sokak köpekleriyle kurduğu bağdı. Köpeklerin üzerine takip etmek için tasma takmaya çalıştığımda insanlar “Ne yapıyorsun, onları alamazsın. Köpekler toplumun parçası” gibi… Bunu etkileyici buldum. Filmde de bir sahne var: Nazar ve Zeytin çöp kamyonundan iki kemik buluyorlar, iki kemiği de Nazar alıyor. Temizlik işçisi dışarı çıkınca, köpekleri kovalayacak diye düşündüm. Sonra iki köpek arasında kemikleri pay etmeye çalıştığını anladım. İşinin gücünün ortasında buna zaman ayırması, herkesin köpekleri düşünmesi beni çok etkiledi.

Küçük bir ekiple mi çalıştınız?

Elizabeth Lo: 2017’de projeyi geliştirirken daha geniş bir ekibimiz vardı. Sonra gün içinde sokak köpeklerinin çok bir şey yapmadığını fark ettim. Bazen akşamüstü beşte kalkıyorlar. O yüzden sürekli köpekleri bekliyorsunuz. Dört kişinin köpekleri beklemesi fazla olurdu. O yüzden iki kişiydik.

Zeynep Köprülü: Kalktıklarında da çok hızlı olmak gerekiyor. O yüzden daha kalabalık bir ekibi organize etmek kolay değil. Uzun bir bekleme ve koşmaya başlama geçti çekimler…

Filmin anlatımının kontrolünü köpeklere bıraktığınızı söylemişsiniz. Süreç nasıl gelişti?

Elizabeth Lo: Prodüksiyonun başında 2017 yılında filmin fikri köpekler toplumda olup bitenleri hissediyor mu, onlar üzerinden nasıl yansıtabiliriz gibiydi. Türkiye’de çalkantılı bir dönemdi. 2018’de çekimlere başladığımızda ise daha az plan yaptık. Bazı köpeklerin bizi peşlerinden sürüklemesine izin verdik. Köpekler bizi komik veya ağır konulara taşıdı. İnsan olarak irademizi veya benim Türkiye’yle ilgili fikirlerimizi bir kenara bıraktık. Filme fikirlerimizi dikte etmeye çalışmayınca bence film kendini buldu. Benim için filmi yapma amacı, insan iradesi dışında bir anlatım kurmaktı. Malum insan iradesi üzerinden şekillenen bir dünya yıkıcı bir yer.

‘Köpek dünyasını incelemek güzeldi’

“Stray”le bir tür akrabalığı olan Ceyda Torun’un “Kedi” (2016) belgeseli hakkında ne düşünüyorsunuz?

Elizabeth Lo: Fikir ilk aklıma geldiğinde “Kedi”yi biliyordum. Türkiye’deki sokak hayvanlarına odaklanan belgesellerin çekilmesi çok normal, belki daha da fazla çekilir. Bir yabancı olarak Türkiye’nin sokak hayvanlarıyla olan tarihi çok ilginç. İnsanlar onların özgürce var olması için mücadele vermiş. Sokak köpeklerinin özgürce dolaştığı ve insanların onların kucakladığı bu dönemi belgeleyebildiğim için ayrıcalıklı hissettim.

Zeynep Köprülü: Köpek dünyasını incelemek güzeldi. Belgeselden önce onlarla yaşıyordum ama onların davranışlarından haberdar değildim ve onları anlamıyordum. Onları anlamak ve düşünmek için bir fırsat oldu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler