Geri Dön
Kültür SanatKupa asını bulmamız gerekiyor bu durumda

Kupa asını bulmamız gerekiyor bu durumda

Kupa asını bulmamız gerekiyor bu durumda

"Anladım. Ama emin değilsiniz galiba?"

“Aslında emin gibiyim, gördüğüm yüzleri kolay kolay unutmam. Kuvvetli bir belleğim vardır.”

“Peki size fotoğrafını göstersem tam olarak teşhis edebilir misiniz?”

“Sanıyorum edebilirim. Çünkü kısa bir an gördüm ama etkileyici, yakışıklı bir adamdı, unutmak mümkün değildi.”

Gülüştük. “Hayır, sakın yanlış anlamayın adam yakışıklıydı ama ben adama karşı bir şey hissetmedim.”

Tekrar gülüştük.

“Acaba kaçakçılık derken, tarihi eser kaçakçılığı gibi bir şey olmasın, ya da hiç buna benzer bir kelime, bir söz duydunuz mu?”

“Hayır. Size söylediğimden başka hiçbir şey duymadım. Zaten Şevki Bey kapıyı hemen kapatmıştı beni görünce. Duysam mutlaka hatırlardım.”

“Biz Şevki Bey’in tüm bilgisayar, telefon kayıtlarını, her şeyi inceledik ama David ismine rastlayamadık.”

***

“Bilmiyorum komiserim, hiç bilmiyorum emin olun. Zaten bir kere gördüm bir daha da görmedim.”

“Anlıyorum, çok teşekkür ederim. Keşke beni arayıp bu bilgiyi benimle paylaşsaydınız.”

“Haklısınız, ne bileyim belki yanlış görmüşümdür diye çekindim. Ama çok benziyor. Aslında arayıp haber vermeyi düşünüyordum ama siz erken davrandınız diyelim. Sizin arkadaşınızın arkadaşı mıydı? Yanlış anlamadım umarım.”

“Hayır, doğru anlamışsınız. O akşam benim yanımda oturan Barbaros adlı arkadaşımın arkadaşı, ikisi de meslektaş yani sizin anlayacağınız.”

Haber vermediğim için yine de özür dilerim, önemli olduğunu kavrayamadım o an.”

“Size büroya geçtiğimde bir fotoğraf gönderirim. Lütfen iyi bakıp, bana o mu değil mi, bildirebilirseniz sevinirim. Size kartımı vermiştim değil mi?”

“Evet evet, çekmecemde.”

“Tamam o zaman.”

“Tamam, bekliyorum.”

Ortakent’ten ayrılır ayrılmaz telefonum çaldı. Arayan Zühre’ydi. “Komiserim Şevki Kartal ile Orhan Aksoy’un mezar taşına daha doğrusu taşlar henüz yapılmadığı için tahtanın üzerine iki iskambili kağıdı bırakılmış. Biri maça ası, diğeri sinek ası. Bilginiz olsun, biz mezarlıktayız. Olay Yeri İnceleme’ye de haber verdim. Yoldalar.”

“Bana niye şimdi haber veriyorsun?”

“Yalan ihbar olabilirdi, gidip kendi gözlerimle görmek istedim, o yüzden.”

“Anladım, hemen geliyorum.”

Mezarlıkta, Olay Yeri İnceleme ekipleri sıkı bir çalışma yapıyorlardı. İzler taranıyor, delil olarak ele geçirilen ne varsa dikkatlice poşetlere yerleştiriliyorlardı. Ama ben bu çalışmadan pek dişe dokunur bir delil elde edilebileceğine ihtimal vermiyordum. Çünkü bu katil her kimse işini titizlikle ve planlayarak yapıyordu. Çevredeki kameraların da katili yakalayabildiklerini sanmıyordum. Muhtemelen bu kartları gece karanlıkta yerleştirmişti mezarlara. Mezarlığı gece gündüz izleyen sistem olsaydı belki kameraya takılabilirdi ama öyle bir sistem de görünürde yoktu. Katil bunları mutlaka gelmeden önce hesaplamıştı. Biz yine de bütün olasılıkları değerlendirecektik. Zühre ellerini montunun cebine sokmuş, araştırma ekiplerini izliyordu. Beni görünce dalgınlığından sıyrıldı.

“Kare as tamamlanıyor yani öyle mi Zühre?”

“Öyle galiba komiserim. Yani bir as daha mı var sizce?”

“Diğer asın sahibi başka bir kurban mı, yoksa katil mi sence?”

“Benim tahminim kurban olma yönünde… Sizce?”

“Katil de olabilir kupa ası… Ama tabii kurban da…Bu bir kare as tahminine göre. Onu tamamlamaya çalışıyor. Bizim kupa asını bulmamız gerekiyor bu durumda…”

“Nasıl bulacağız? Bir ilerleme sağlayamadık daha…”

“Aslında katil bize izler bırakmaya devam ediyor. Kurbanlara izler bırakarak, muhtemelen kendi izini de bırakmış oluyor böylece… Bize düşen iş bu izleri takip edip katili bulmak. Aslına bakarsak işimiz o kadar da zor değil.”

“Yapmayın komiserim. Neden hepsini bir anda öldürmüyor?”

“Belki asıl hedefi son kurban. Ona bu şekilde mesaj yollayıp sıranın ona geldiğini anlatmak istiyor olabilir. Belki de son kurbanını korkutmak istiyordur. Belki katilin istediği de budur. Ona önce korku işkencesi yapacak, sonra da öldürecek.”

“Vay be… Hiç böyle düşünmemiştim. Düğüm kupa asında o zaman desenize…”

“Aynen Zühre.”

“Ne anlama geliyor bunlar acaba?”

“Hiçbir fikrim yok.”

“İntikam cinayetleri mi bunlar sizce?”

“Eğer katil bizi şaşırtmak niyetinde değilse evet, intikam cinayetleri bence.”

“Anladım.”

“Maça ası kimin mezarındaydı?”

“Şevki Kartal”ın.”

Hafızası iyiydi Zühre’nin. “Bu durumda sinek ası da Orhan Aksoy oluyor o zaman… Metin Caner’e de karo ası bırakılmıştı. Bakalım şimdi kupa ası kime bırakılacak? Böylece kare as tamamlanmış mı olacak yani? Kumarbaz bir katilimiz mi var? Yoksa bu adamlar hayalet katilimizi soyup soğana mı çevirdiler de, böyle intikam alıyor ha ne dersin Zühre?”

“Neden olmasın komiserim, her şey olabilir.” 

***

Olay Yeri İnceleme gerekli araştırmaları yapmıştı. İzler araştırılmış ama onu ele verecek somut bir şey elde edilememişti. Katilden iz yoktu ama iş başındaydı.

“Bu notları, birtakım izleri bizim için mi bırakıyor sizce?”

“Evet, bize bırakıyor. Kamuoyuna mesaj vermeye çalışıyor aklınca. Ama kurbanına da veriyor aynı mesajları… Bizim bu öldürülen kişiler arasındaki bağı, ortak paydayı bulmamız gerekiyor. Bunu bulursak cinayetleri çözmüş oluruz.”

“Umarım çözeriz. Bu arada basın olayın üzerine fena atladı.”

“Her gün ‘Bodrum katili Bodrum’da’, ‘Seri katil kim?’ başlıklarını görüyoruz. Amir çıldırıyordur.”

“Amir çıldırsa iyi, tüm Bodrum, Muğla teşkilatı aynı durumda…”

“Ne yapacağız komiserim?”

ARKASI YARIN...

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler