Geri Dön

‘Makineleşme çağında insan öğesi aranıyor’

BaBa ZuLa’nın stüdyoda canlı çalınan ve direkt plak üzerine kaydedilen yeni albümünü anlatan Murat Ertel, dinleyicinin birbirini görmeden/tanımadan aynı şarkıları çalan müzisyenlerin verdiği histen sıkıldığını ve canlı kayıt albümleri daha samimi bulduğunu söyledi...

‘Makineleşme çağında insan öğesi aranıyor’
Özgür Yılgür

Psikedelik müziğin Türkiy’deki köklü isimlerinden BaBa ZuLa, yeni albümü “Hayvan Gibi”yi bu ay dinleyicisine sundu. Tamamı stüdyoda canlı çalınan ve direkt plak üzerine kaydedilmiş olmasıyla dikkat çeken albümle ilgili detayları Murat Ertel, Milliyet Sanat’a anlattı...

Sizi etkileyici konser performanslarınızla biliyoruz, ancak “Hayvan Gibi” canlı kaydettiğiniz ilk stüdyo albümü. Böyle bir albüm kaydetme fikri nasıl ortaya çıktı?

Aklımızda her zaman canlı performans kaydı yapmak, hatta konser albümü yayınlamak vardı. Zaten stüdyo albümlerimizde en az iki ya da üç kişi canlı çalar, sonra üzerine eklemeler yaparız. Canlı çaldığımız şarkımız da çoktur, ancak “Hayvan Gibi” tamamen canlı kaydedilen ilk albümümüz. Fikir aslında Artone Stüdyoları’nda kayıt yapma olanağının belirmesiyle ortaya çıktı. Aynı zamanda yeni kurulan Gülbaba Records’un, Nightdreamer Records ile ilk iş birliği ve Gülbaba’nın ilk albümü olacağından çok önemli bir adım ve hareket halini aldı.

Son yıllarda canlı kaydedilen stüdyo albümlerinin sayısında ciddi bir artış var. Müzisyen ve dinleyicilerin bu albümlere yönelmesini neye bağlıyorsunuz?

Dinleyiciler, birbirini görmeden/tanımadan aynı şarkılarda çalan müzisyenlerin verdiği histen sıkılmaya başladı. 1950’ler veya 60’lardaki gibi, gerçek müzisyenlerin birbirleriyle iletişime geçtiği şekilde kaydedilen şarkıları duymaya, konserlere gitmeye hasret kaldılar. Hele ki bizim gibi 25 senelik bir grubun uyumunu bir kere deneyimlerseniz, mutlaka bu ince keyfi tekrarlamak istersiniz. Bu makineleşme, robotlaşma, dijitalleşme çağında insan öğesi gitgide değerleniyor, aranıyor ve isteniyor.

‘Cennette gibi hissettik’

“Hayvan Gibi”yi Hollanda, Haarlem’de bulunan efsanevi Artone Stüdyoları’nda kaydettiniz. Stüdyodaki atmosfer müziğinize nasıl yansıdı?

Dünyanın altı kıtası ve 55 kadar ülkesinde çaldık, kayıtlar yaptık, stüdyolar kurduk... Ancak akustiğinden makina parkına, kayıt yönteminden mikrofonlarına kadar bu kadar ince düşünülmüş ve gurme seviyesinde ses kayıt için tasarlanmış başka bir stüdyo görmedim. Bütün iyi müzisyenler ve bilim insanları bilir ki analog çalım ve kayıt yöntemi tarihte yapılabilen en üstün kayıt yöntemidir ve bu her sene daha da iyi anlaşılıyor. Kendimizi cennette hissettik. 1940ların kayıt yöntemiyle, makara bant bile kullanmadan, direkt plak master’ı üzerine kayıt yapmak çıldırtıcı ve orgazmik bir zevk dalgası içinde yaşattı bizi.

‘Batı’da müzik kendini tekrar ediyor’

Son yıllarda Amerika ve Avrupa’daki dinleyicinin Anadolu ezgili müziklere duyduğu ilgide de ciddi bir artış görülüyor. Altın Gün gibi isimler oldukça ses getirdi bu süreçte. Siz bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

Batı’da müzik kendini tekrar ediyor ve kendini aşıp yenilemesi çok zor görünüyor. Oysa Anadolu ve bulunduğumuz coğrafya bilinen kültür kodlarını ve tarihi bilgileri sarsıp değiştirecek denli dinamik ve engin bir kültürel ve tarihsel hazine. Makamsal ve ritmik zenginliklerimiz bir yana; bilinmedik çalgılar ve görsel kodlar dünyanın dört bir yanından insanların ilgisini çekiyor. Özellikle 1960’larda patlayan Anadolu Rock çok revaçta... Özgün olmayıp, iyi icra yapan taklitleri bile sevilip başarılı oluyor. Zamanla bizim gibi bu kültürden beslenerek özgün işler üreten sanatçıların değeri daha da iyi anlaşılacaktır. Bunca yıldır dünya sahnelerinde yer alabilmiş bir grup olarak, tüm dünya vatandaşlarına teşekkür etmek istiyorum.

‘BaBa ZuLa’nın 3 dönemi’

* “Hayvan Gibi”den dinleyiciye sunduğunuz ilk şarkı “Tabutta Rövaşata”nın (1996) film müziklerinde yer alan “Tavus Havası”ydı. Bu şarkı aynı zamanda grubu kurduktan sonra yaptığınız ilk beste olma özelliğini de taşıyor. Albümde diskografinizin farklı dönemlerine uğrayarak, şarkılarınızı yeni bir formda icra ediyorsunuz. Kaydedeceğiniz şarkıları seçerken özendiğiniz şeyler nelerdi?

Kayıt yöntemi dışında albümün kavramsal bir özü olmasını istiyordum. Bu yüzden tüm şarkıları hayvan hikâyeleri anlatan bestelerimizden seçtik. Aynı zamanda şamanik göndermeleri ve bağlantıları olan bir bakış açısı ve hikâye anlatımı da söz konusuydu. “Tavus Havası”na gelince, BaBa ZuLa’nın üç önemli dönemine işaret etmekte bu şarkı... Birincisi grubun kuruluşunu, doğuşunu müjdeleyen ilk bestemiz olması. İkincisi Fatih Akın’ın yönettiği “İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek” (2005) filminin ilk şarkısı olması. Üçüncüsüyse bu döngüyü tamamlayan son albümümüzde yer alan şarkı olarak hayat bulması.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber