Geri Dön

Modayısanatla birleştiren isim

Bu yıl 3’üncü kez 8-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 212 Photography Istanbul, dünyadan ve Türkiye’den pek çok sanatçıya ev sahipliği yapacak. Festivalde fotoğrafları yer alan İsveçli sanatçı Julia Hetta, Milliyet’e konuştu...

Modayısanatla birleştiren isim
Gizem Çetimen

Fotoğrafı evrensel bir dil olarak benimseyen ve bu sene 3’üncüsü gerçekleşecek 212 Photography Istanbul, önümüzdeki hafta sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 8-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek festivale dünyadan ve Türkiye’den pek çok sanatçı eserleriyle katılacak. Festivalde djital çağın fotoğrafçısı olarak bilinen İsveçli Julia Hetta’nın eserleri de Yapı Kredi bomontiada’da yer alacak. Hetta, fotoğraflarında moda ile sanat arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak ışık, renk ve doku kullanımıyla zamansız kompozisyonlar yaratıyor. Kardeşiyle iş birliği yaparak girdiği moda dünyasının dışında sanat fotoğrafçılığı ve fotomuhabirlik de yapan Julia Hetta ile fotoğrafçılık üzerine konuştuk...

‘İskandinav etkisi’

Fotoğrafla tanışmanız nasıl gerçekleşti?

17 yaşında fotoğrafla ilgilenmeye başladım. Resim okuyordum ama fotoğrafın benim için bir devam ve ilerleme olduğunu hissettim. Babamın evin bodrum katında karanlık bir odası vardı. Orada negatifleri işlemeyi denemeye başladım. Bunların yanında da babamın sahip olduğu teknik fotoğraf dergilerini inceliyordum.

Çektiğiniz fotoğraflar Rönesans döneminden izler taşıyor...

Bunun İskandinav köklerimle bir ilgisi olabilir. Ayrıca küçük ışık kaynaklarını ve ışıktaki melankolik hissi de seviyorum.

Uzun pozlama kullanmak özellikle de moda fotoğrafçılığında zor ve yanıltıcı değil mi?

Evet, ama aynı zamanda fotoğrafı kontrol etmenin bir yolu da olabilir. Bu başka bir çalışma şekli ve benim de imzam oldu.

Rönesans döneminde sizi en çok etkileyen ressam kimdi?

Helene Schjerfbeck, Vilhelm Hammershoi, Olof Sager-Nelson gibi 1900’lü yılların başlarında eser veren Kuzeyli ressamlara daha çok ilgi duyuyorum.

British Vogue, Another Magazine gibi mecralarda; Gucci ve Dior gibi markalarla çalıştınız. Büyük markalarla çalışmak nasıl bir duygu?

Bu markalarda ve dergilerde sadece iyi deneyimlerim var. Her zaman çalışma şeklime ve özgürlüğüme saygı duyduğumu hissettim. Başlangıçtan itibaren bazı karelere sahip olmak ve oradan birlikte bir şeyler yaratmak güzel. Bu bir ekip işi.

Şu an hangi projeler üstünde çalışıyorsunuz?

İsviçre’deki bir sergi için kadın bedeni hakkında bir proje üzerinde çalışıyorum.

Borusan koleksiyonu festivalde

Merkez üssü Yapı Kredi Bomontiada olacak 212 Photography Istanbul’un bu seneki durakları arasında Tekfur Sarayı Müzesi, Zülfaris Karaköy, Şerefiye Sarnıcı ve Akaretler Sıraevler yer alacak. Festivalde fotoğraf sanatçısı Zeynep Kayan ve mimari fotoğrafçı Emre Dörter, Slovakyalı fotoğraf sanatçısı Mária Švarbová eserleriyle sanatseverlerle buluşacak. Ayrıca sahip olduğu koleksiyonu yerli ve yabancı sanatçılara verdiği siparişlerle genişleten Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan 20’ye yakın eser 212 Photography Istanbul program kapsamında Akaretler’de Sıraevler’de görülebilecek.

Murakami’den ilhamla

212 Photography Istanbul’da hangi eserleriniz yer alacak? Festivaldeki diziniz hakkında bize neler söylemek istersiniz?

2 yıl önce Japonya’daki bir tapınakta yaptığım seri, 212 Photography Istanbul’da sanatseverle buluşacak. Bu eserimde Japon yazar Haruki Murakami’nin dünyasından ilham aldım.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber