Geri Dön

"Müzikte bizim için herhangi bir sınır olamaz"

Arkas Trio 2011 yılınından itibaren başta İzmir olmak üzere hem yurt içi hem de yurt dışında pek çok konsere imza attı. Tuncay Yılmaz, Emre Elivar ve Gustav Rivinius gibi alanında çok başarılı müzisyenlerden oluşan trio, Türkiye'de de süreklilik göstermesi bakımından bir ilk konumunda. Son olarak 2018 yılında "Romantik Üçlüler" adını taşıyan ve Brahms, Saint Saens, Turina ve Piazzola'nın eserlerinden oluşan iki cdlik bir albüm yayınlayan Arkas Trio, Beethoven'in 250. doğum yılı kapsamında konserlerinde bestecinin eserlerine de yer veriyor. Kurulduğu günden itibaren yüksek bir motivasyonla hem çok bilinen hem de az tanınan eserleri seslendiren Arkas Trio'nun üyeleriyle bir söyleşi gerçekleştirdik.

"Müzikte bizim için herhangi bir sınır olamaz"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr

 

Yanılıyorsam düzeltin lütfen ama bildiğim kadarıyla İzmir’de oda müziği konusunda yegane örneksiniz. Kuruluş hikayenizden başlamak istiyorum. Nasıl bir araya geldiniz?

Tuncay Yılmaz: Arkas Trio, 2011 yıldan beri var. Kuruluş amacı da evrensel düzeydeki sanatçılardan oluşan, Türkiye’yi ve Arkas markasını temsil eden bir topluluk Arkas Trio. Bu açıdan da Türkiye’nin sürekliliği olan ilk kurumsal triosuyuz.  Arkas Trio bugüne kadar sadece Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin uluslararası müzik festivallerinde değil, her yıl konser programlarında çok önemli sosyal sorumluluk projelerine de yer veren bir topluluk.

 

Geçtiğimiz haftaki konserleriniz de bu temalı sanırım…

Tuncay Yılmaz: Evet, doğru. 28 Şubat’ta Ege Çağdaş Eğitim Vakfı yararına bir konser verdik.Dolayısıyla böyle bir trionun oluşumu çok büyük bir kazanç. Arkamızda bir enerji olmasaydı bu oluşum da mümkün olmazdı.

 

Sorularımın Emre ve Gustav bey için de geçerli olduğunu hatırlatarak devam etmek istiyorum. Arkas Trio’nun hikayesini diğer iki üyesinden de duyabilir miyiz? Bununla beraber sizi bir arada tutan motivasyonun nedir?

Emre Elivar: Tuncay beyin de söylediği gibi bizi bir arada tutan şey bunun geçici bir proje değil de Arkas’ın arkasında durduğu bir proje olması. Böyle olmasa proje süreklilik kazanması çok zor olurdu. Bunun dışında üçümüzün de oda müziği yapmak ve bir arada olmak bizi mutlu eden bir olgu. Tabii ki her birimiz farklı tecrübe ve birikimlerimizi arkamıza alarak geldik Arkas Trio’ya. Müziği beraber yapmak onu ortaya çıkarmak hakikaten çok güzel.

Gustav Rivinius: Operaları ve büyük orkestraları yerleşik olan Türkiye gibi bir ülkede oda müziğine katkıda bulunmak da amaçlarımızdan bir tanesi. En büyük motivasyonumuz da bu aslında.

Müzikte bizim için herhangi bir sınır olamaz

2011 yılından itibaren bu bir arada olma süreciniz devam ediyor. Sadece İzmir değil, farklı yerlerde de konserler veriyorsunuz. Bu noktada mümkün mertebe daha farklı coğrafyalara erişmek gibi bir hedefiniz var mı?

Emre Elivar: Önceliğimiz tabii ki tüm Türkiye. İlk yurt dışı konserimizi Berlin’de vermiştik. Sonrasında da pek çok Alman kentinde konser verdik. Evrensel bir müzik yaptığımız için bizim için herhangi bir sınır olamaz. Fakat doğaldır ki Türkiye merkezli bir oluşum olmamızdan ötürü yurt içinde oda müziği tarzının yerleşmesini istediğimizden ötürü buradaki konserlerimize ağırlık veriyoruz.

Tuncay Yılmaz: Emre’nin başladığı yerden devam edeceğim. İlk sekiz yılda gerçek bir trio olmayı başardığımızı düşünüyorum. Dolayısıyla bundan sonraki sekiz yılda da amacımız Avrupa’da ve hatta dünyada genelinde tanınmak. Bizim şu anki amacımız bu. Az bilinen eserleri de seslendirdik, çok bilinen eserleri de. Bu açıdan bakıldığında uluslararası bir karşılığımız da oldu.

 

Ben de sizin bıraktığınız yerden devam edip sözü repertuar seçimine getirmek istiyorum. Konser programını belirlerken ne gibi kriterleriniz var. Bu aşamada taşıdığınız bir kaygı var mı? Örneğin bu sene Beethoven’in doğumunun 250. yılı.

Tuncay Yılmaz: Şubat ayındaki konserimizde de Beethoven’ın çok ünlü bir trio bestesini seslendirdik. Çalması oldukça zor bir eser. Yarım saat sürüyor. Repertuar konusundaki düşüncem geniş bir çerçevede ilerlemek. Elbette yıl içindeki konserlerimizde Beethoven’ın eserlerine ağırlık vereceğiz.

 

Emre bey bu sorum size olacak. Geçtiğimiz günlerde Berlin’in dünyaca ünlü konser salonunda dört Türk piyanist Beethoven’ın 250. Doğum yılı çerçevesinde bir konsere imza attı. İçlerinden biri de sizdiniz. Nasıl bir duygu?

Emre Elivar: Evet, dediğiniz gibi. 22 Şubat’ta Berlin Filarmoni’nin Kammermusiksaal salonunda Beethoven’in 250. Doğum yılı kapsamında Türk piyanistler olarak bir konser verdik. Kandemir Basmacıoğlu, Muhiddin Dürrüoğlu, Salih Can Gevrek ve Yunus Tuncalı ile birlikte sahne aldık. Çok iyi tepkiler aldık.

 

ihsan.dindar@milliyet.com.tr

Yıldız Tilbe: Ellerimi yıkıyorumCorona virüs sebebiyle kendisini önlem amaçlı evde karantinaya alan Yıldız Tilbe, ellerini yıkadığı videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber