Geri Dön
Kültür SanatOlimpiyat ateşi sinemada yanıyor

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

32. Yaz Olimpiyat Oyunları bir yıl gecikmeyle Tokyo’da 23 Temmuz’da başlıyor. Sinema tarihinde olimpiyat ruhunu öne çıkaran beş filmi sizin için seçtik

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

Burçin S. Yalçın Olimpiyatlar farklı milletlerin kardeşçe yarışması esasına dayanan bir rekabet sunuyor. Sinema sanatı da bu rekabete kayıtsız kalmıyor. Hazır Tokyo Olimpiyatları bir yıl gecikmeyle de olsa kapımızı çalmışken, sinema tarihinden seçkin olimpiyat örneklerine bakmanın tam zamanı diye düşündük ve sinema tarihini eşeleyip yüreğinizdeki olimpiyat ateşini yakacak bir grup filmi bulalım istedik. Belgeselleri ve kış olimpiyatlarında geçen filmleri değerlendirme dışı bıraktığımız bu seçimler, sporun birçok dalını bir şölenle rekabete dönüştüren olimpiyat ruhunu öne çıkaran filmlerden yapıldı.

“Rüzgârın Oğlu” (Race, 2016)

Yönetmen: Stephen Hopkins

Jesse Owens için “Hitler’e hayatının ilk yenilgisini tattırmış adam” desek yanlış olmaz herhalde. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda katıldığı her yarışmada (100m, 200m, uzun atlama ve 4x100m bayrak yarışı) altın madalya kazanarak Hitler’in ari ırk hayallerini tuzla buz etmişti. Film Hitler’i değilse de onun kendini beğenmiş propaganda bakanı Goebbels’i ve o olimpiyatları kusursuza yakın bir rejiyle peliküle aktarıp ölümsüzleştiren Hitler’in sinemacısı Leni Riefenstahl’ı sık sık karşımıza getiriyor.

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

Her şeye rağmen, olimpiyat ruhunu en saf haliyle hissettiren bir film peşindeyseniz, aradığınız kesinlikle “Rüzgârın Oğlu”dur. Owens ile Alman atlet Long arasındaki centilmence mücadele olimpiyat ruhuna yakışırken, yönetmen Hopkins, Hitler’in ırkçılığının karşısına sık sık ABD’deki ırkçılığı da yerleştirip eleştirmekten geri durmuyor.

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

“Ateş Arabaları” (Chariots of Fire, 1981)

Yönetmen: Hugh Hudson

“Ateş Arabaları” En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kostüm Tasarımı ve Vangelis’in bugün ezbere bilinen o meşhur bestesine verilen En İyi Müzik Oscar’ını kazanmış, sinema tarihinin olimpiyatlar üzerine çekilmiş en özel filmleri arasında yer alıyor.

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

1924 Paris Olimpiyatları’na katılma mücadelesi veren biri Yahudi asıllı (Harold Abrahams), diğeri misyoner seviyesinde inançlı Hıristiyan
(Eric Liddell) iki atletin önce rekabeti ardından da takım arkadaşı olmasını anlatan “Ateş Arabaları”, yavaşlatılmış çekimlerden paralel kurgu tekniğine kadar birçok sinemasal öğeden ustaca yararlanıyor. O güne kadar sporcu psikolojisine en derinden değinmiş filmlerden biri. Vangelis’in filmin atmosferine derinden tesir eden bestelerinden de aldığı destekle yönetmen Hudson gelmiş geçmiş en büyük sporcu filmlerinden birine imza atıyor.

“Foxcatcher Takımı” (Foxcatcher, 2014)

Yönetmen: Bennett Miller

Beş dalda Oscar’a aday olan “Foxcatcher Takımı”, hem olimpiyat hem de Amerikan rüyasının ardındaki karanlık yüzle tanışmamızı sağlayan, hayli ilginç bir gerçek hikâye. ABD güreş milli takımının ülkenin en zengin adamlarından John du Pont’un malikânesinde 1988 Seul Olimpiyatları’na hazırlanmalarını anlatan filmin başrollerini belki de kariyerinin en iyi performansıyla Steve Carell, Mark Ruffalo ve Channing Tatum paylaşıyorlar. Güreşe meraklı milyarder du Pont, iki ünlü güreşçiyle milli takımı çalıştırması için anlaşıyor. Antrenmanların kendi arazisinde yapılması konusunda güreş federasyonunu da ikna ediyor. Sonuç olarak, du Pont ile güreşçilerin ilişkileri gün geçtikçe yoz bir hal almaya başlıyor.

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

“Personal Best”, 1982

Yönetmen: Robert Towne

“The Last Detail” ve Robert Towne’nin ilk yönetmenlik denemesi olan “Personal Best”, olimpiyat atletleri arasında geçen bir aşk üçgenine götürüyor bizi. Çekildiği yılın en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen filmin başrollerini Mariel Hemingway, Scott Glenn ve dönemin önemli atletlerinden Patrice Donnelly paylaşıyorlar. Hemingway burada bir grup kadınla birlikte 1980 Moskova Olimpiyatları’na katılmak için seçmelerde mücadele eden bir atleti canlandırıyor. Bir yandan koçuyla bir yandan da rekabet ettiği sporcu arkadaşlarından biriyle aşk yaşıyor. Tabii tüm bunlar olurken, ABD’nin Moskova Olimpiyatları’nı boykot kararı almasıyla herkesin hedefi şaşıyor.

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

Başroldeki Hemingway bu film için tam bir yıl boyunca pentatlon eğitimi alırken, Towne dönemin birçok önemli atletine de kısa roller veriyor. Dönemin özgürlükçü atmosferinden alabildiğine yararlanan ve bir LGBTİ+ aşkı da perdeye bu sayede tüm çıplaklığıyla yansıtabilen Towne, spor, cinsellik ve büyüme üzerine ilginç bir film çıkartıyor ortaya.

“Olimpiyat Şampiyonu”

(Jim Thorpe All American, 1951)

Yönetmen: Michael Curtiz

Hollywood’un altın çağının en önemli yönetmenlerinden, “Casablanca”ya da imza atmış Michael Curtiz’in elinden çıkan bu değerli klasik, Amerikan tarihinin ilk büyük atletlerinden birinin yaşadıklarını masaya yatırıyor. Kökeni Amerikan yerlilerine dayanan Jim Thorpe, 1912 Stockholm Olimpiyatları’nda pentatlon ve dekatlon dallarında büyük zaferlere imza atmış ama sonradan amatör sporculuğundan şüphe duyulunca madalyaları elinden alınmış, ancak ölümünden uzun yıllar sonra başarıları yeniden kayda geçmiş ve madalyaları iade edilmiştir. Bu büyük sporcuyu filmde Burt Lancaster canlandırıyor.

Olimpiyat ateşi sinemada yanıyor

Çocukluğundan başlayarak bir atletin o yıllarda hangi yollardan geçerek sporcu kimliğini kazandığını ve ne gibi zorluklar yaşadığını aktaran “Olimpiyat Şampiyonu”, kimi genel planlardaki arşiv görüntüleriyle gerçek Thorpe’u gösterirken, yakın planda Lancaster’ın performansına tanık ediyor bizi. Usta aktör sırıkla atlama dışındaki tüm sportif anlarda kendisi rol alıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler