Geri Dön
Kültür SanatPeriler dans etti

Periler dans etti

Periler dans etti


Hem doğanın bir nimeti hem de tarih boyunca önemli bir din ve kültür mozaiği olan Kapadokya, Uygarlıklar Beşiği Anadolu 2000 projesi kapsamında görkemli bir festivale ev sahipliği yaptı


       Yüzyıllar boyu pek çok din ve kültürün buluşma noktası olan güzelim Kapadokya bölgesi herhalde tarihi boyunca böyle bir cümbüş görmemişti. Uygarlıklar Beşiği Anadolu 2000 adlı festivalde, Fransız ve Türk sanatçıların gönüllü katılımıyla gerçekleşen konser, gösteri ve söyleşiler bölgeye yeniden can verip, yerli yabancı tüm konuklara unutulmaz hazlar yaşattı.
       8 - 11 Haziran tarihleri arasında Nevşehir, Uçhisar, Zelve ve Göreme’yi içine alan küçük bir bölgede hummalı bir faaliyet vardı. Projenin sponsorlarından biri olan Ulusoy otobüsleri, bölgenin dört bir yanına dağılmış pek çok etkinliğe, basın, sosyete, politikacı ve mülki erkan karışımından oluşan misafirleri yetiştirmeye çalıştı. Yöre halkı da ilk kez bu kadar ünlüyü aynı anda görerek eni konu şaşkınlık geçirdi. İstemihan Talay, Semiramis Lalvani, Türkan Sabancı, Çiğdem Simavi, Filiz Akın Köksal yalnızca tanınmış konuklar değil projeye bilfiil emek ve destek vermiş, içinde yer almış isimlerden yalnızca birkaçı.

Yüzyıllar sonra yeniden

       İlk gece, kaynağını yine bu bölgeden alan 4. yüzyıl kilise müziği Zelve Vadisi’nde Müzik 2000 adlı Fransız bir topluluk tarafından seslendirildi. Topluluk Pascale Jeandroz Entrümantal Topluluğu ve Neuilly Vokal Topluluğu’nun birleşmesiyle oluşmuş, Barok müzikten 20. yüzyıl müziğine kadar geniş bir repertuara sahip 63 kişilik bir grup. Aynı yerde 1600 yıl sonra seslendirilerek doğduğu vadinin mistik atmosferiyle çok örtüşen erken dönem Hıristiyanlık müziği ve madrigaller dinleyen herkesi çok etkiledi.
       Aynı gün bölge gezisinin ardından Selçuklu döneminden kalan serin bir handa gerçekleşen Ahmet Özhan ve tasavvuf konseri, etkinliklerin en heyecan verici bölümü oldu. Kalabalık dinleyici grubu huşu içinde, Özhan’ın taş duvarlarda yankılanan mikrofonsuz sesini, ney ve kanunları dinleyerek kendinden geçti. Konser sonrasında hanın avlusundaki partide, magazin basınından tanınan simalar tuvalette hızlı bir saç makyaj rötuşu yaparak dışarıdaki gazetecilere havalı görünme telaşındaydı.
       Ertesi gün Göreme açıkhava vadisinde büyükçe bir panayır kurulmuştu. Anadolu’nun en önemli tarihi karakterleri, dönemin giyisilerine bürünmüş olarak ortalıkta cirit atarken, macun, kağıt helva ve mısırcılar aralıksız satış yaptı, devasa büfede Türk yemekleri tüketildi ve gece yapılacak büyük gösteri için kıvamımız hazır hale geldi. Onlarca otobüs yeniden Zelve Vadisinin yollarına düştük. Bursa Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Tarihi Türk Müziği topluluğu, Ankara’dan Beyhan Murphy’nin yönetmeni olduğu Modern Dans Topluluğu, Zeybek ve Karadeniz halk oyunları ekipleri, mehter takımı ve hafız İsmail Coşar’ın da bulunduğu kalabalık bir Lirik Tarih gösterisi izlemeye gidiyorduk. Tabii ki ilk kez AGİT zirvesinde Clinton’a sahnelenen ve Yekta Kara’nın yarattığı gerçek Lirik Tarih değil, sonradan kopyalanmış olan ve Orhan Duru’nun çok güzel bir benzetmeyle ‘Lirik Aşure’ dediği gösteri...
       Zelve’nın büyüleyiciliğinde Verdi’nin Nabucco Operası’ndan, Carmina Burana’ya, Nihavent Longa’dan Zeybek oyunlarına, Sema ayininden, Carmen uvertürlerine, Requiem’den gazellere savrulduk.

Zelve’nin artistik kalitesi

       Hiçbir öyküsel anlatımı olmadığı için, her biri müthiş birer parça olan eserler arasındaki geçişler zaman zaman potpuri bazen de müsamere duygusu yarattı. Ama Zelve’nin kendi ‘artistik kalitesi’ bütün bunların üstünde olsa gerek. Konserin bitimindeki muhteşem havai fişek gösterisinden iyisi ise cansağlığıydı.
       Projeyi oluşturan fikri ortaya atan iki adı anmak gerek. İlki birkaç yıl önce bölgeye gelip müthiş etkilenen MarieAline Lamotte. İkincisi ise eski sinema oyuncusu Filiz Akın Köksal. Bu iki kadının ve Türkiye’deki dostlarının gönülden katılımı ve çabalarıyla küçük bir fikri büyük bir festivale dönüşmüş.
       Uygarlıklar Beşiği Anadolu 2000 Projesi, bundan sonra dinleri buluşturan başka Anadolu kentlerinde devam edecek. Kapadokya’daki etkinlikler ise gelecek yıl yöre halkını umarım daha çok içine alan bir hale dönüşerek, festival kimliği kazanacak. Bir sivil toplum hareketinin hem kamuoyu hem de Turizm ve Kültür Bakanlıkları’ndan destek alarak uluslararası bir sanat festivaline dönüşmesi ise şapka çıkarmaya değer.


bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler