Geri Dön
Kültür SanatRockçılar gücünü hatırlamalı!

Rockçılar gücünü hatırlamalı!

Rock dünyası eski kudretini kaybetmiş, muhalif kimliğini de rap camiasına kaptırmış gibi görünüyor. ‘Nerede o eski rockçılar?’ sorusu düzenli aralıklarla muhabbetlere konu ediliyor. Peki hakikaten öyle mi, yoksa rock dünyası sadece sahip olduğu gücü mü unuttu?

Rockçılar gücünü hatırlamalı!

Egemen Limoncuoğlu - Elvis Presley 1956’da televizyona çıktığında kendine özgü dansıyla yürekleri hoplatırken, bir yandan da muhafazakâr Amerika’nın ödünü patlatmıştı. The Beatles, bugün uzun demeye bin şahit gerekir diyebileceğimiz ‘kısalıkta’ saçlarıyla boy gösterip çılgın kalabalıkları peşine taktığında yine düzenin ödü kopmuştu.

The Rolling Stones tatmin olamıyorum dediğinde, Jim Morrison daha fazla yükselememekten bahsettiğinde, saçına çiçek takan çocuklar savaşa karşı bizzat toplumsal muhalefetin ön saflarında boy gösterdiğinde, başka türlü (sevgi dolu) bir hayat da yaşanabilir dediğinde rock tarihi yazılıyordu.

O genç rock grupları sayesinde blues’un siyah oldukları için yok sayılan büyük isimleri hak ettikleri kıymet ve alakayı gördüklerinde de küçük (belki de büyük) devrimler yaşanıyordu. Rock yıldızları cinsiyetlere kodlanmış giyim kuşamlarıyla, renkleri, saçları ters yüz ederken, cinsiyet algısıyla istedikleri gibi oynarken, dinleyici kitlelerinin de büyüklüğü sayesinde yine birer devrim yapıyordu. Punk, ‘ne kadar iyi çaldığının önemi yok, söyleyecek bir şeyin varsa hadi sahneye’ diyerek zuhur ettiğinde de.

Müzik endüstrisi onları yuttu

Rock’n roll zehrini dünyanın dört bir yanında havada kapan genç insanlar Latin Amerika’nın baskıcı rejimlerine, Afrika’yı sömüre sömüre bitiremeyenlere, ya da mesela Jamaika’nın fakirliğine bir çift kelam ederken de keza. Dış kaynaklı hafif müzikle beslenen, onlara özenerek yola çıkıp sonra da Anadolu kültürlerini müziklerine dahil eden bizim müzikal kahramanlarımız da bugün hâlâ dünya çapında övgülere boğulan eserler bırakırken rock yine tarih yazıyordu.

Rock şemsiyesi altına farklı yerlerden farklı kafalardan çıkan alt türler dallanıp budaklandıkça ortaya koskoca bir kültür, devasa bir kapsama alanı çıkıyordu. Avangart türler, heavy metal başlığı altına topladıklarımız, pop müziğe daha yakın olanlar, daha uzak olanlar... Rock kültürü sadece motosikletiyle aklına estiği gibi gezerken de düzene nanik yapıyordu, iki plağa yayılmış duvar yıkan albümler kaydederken de.

Sonra... Sonra müzik endüstrisi rock’ı yuttu. FM radyoların gelişi, müzik televizyonlarının ortaya çıkışı derken, bu kadar iyi para kazandıran, bu kadar büyük turneler yapan bu kültürün, illa has örneklerine gerek duymadan, öyleymiş gibi yapanlarla da çok para kazandırdığını fark etti patronlar.

Rockçılar gücünü hatırlamalı

Kitlesel etkisi azaldı

Rock ve şemsiyesi altına topladığı türlerinin reaksiyon verme hızı düştü. Son büyük rock devrimi 1991 senesinde Nirvana’nın başını çektiği, alternatif bir rock mümkün diyen kuşakla oldu belki de. Onların açtığı patika nefes verdi rock’a. Ama bu klasik manasıyla rock müziğin, heavy metalin, punk’ın, progresif rock’ın, deneysel rock’ın (daha da uzatabiliriz pek tabii) örneklerinin yavaş yavaş ana sahneden çekilmeye başlamasına engel olamadı.

Rocker/rockçı dediğimiz insan karikatürize bir hale büründü. Ya da öyle algılanması istendi. Sokakta olan bitene reaksiyon verme görevini hip hop âlemi devraldı. ABD özelinde ırk ayrımı ve eşitsizliklerle başlayıp, tüm dünyada sesini duyurmak isteyen genç insanlar bir rock grubu kurmak yerine rap yapmaya başladı. Rock hem içerik itibariyle hem de ticari anlamda geriledi. Kitlesel etkisi fena halde azaldı.

Çok sıkı kuralları varmış gibi görünen fakat aslında gayet esnek, farklı müzik türleriyle etkileşime açık, sürekli evrilebilen, günü de rahatlıkla yakalayabilen bir müzikten bahsediyoruz. Gelin görün ki, bu kapasitesini sıklıkla kendisi de unutan bir müzik aynı zamanda. Kendi mitlerine, raconlarına bazen öyle bir saplanıyor ki, etrafında vuku bulan şeylerden bihaber oluyor. Hal böyleyken de, çok daha hızlı reaksiyon veren türler, özellikle de rap dünyası, rock’tan daha etkili bir durum tespiti, muhalefet ve tavır ortaya koyabiliyor.

Şimdi uslu bir çocuk gibi

Bir zamanlar sadece saç boyuyla, sadece giydiği bir şeyle, sadece kameraya bakarak sarf etti bir kelimeyle dahi düzene tehdit olarak algılanan rock, şimdi uslu bir çocuk gibi. Ya da şöyle düzeltelim, dışarıdan bakınca böyle görülüyor. Çünkü biraz detaya indiğimizde aslında rock dediğimiz şeyi rock yapan her öğenin gayet yerli yerinde olduğunu görebiliyoruz. Sürekli bir üretim var. Sürekli yeni gruplar kuruluyor, yeni şarkılar çıkıyor. Sadece bir zamanlar olduğu kadar göz önünde değiller.

Spotify’ı açtığımızda, biz özellikle herhangi bir şey aramazsak, karşımıza ilk çıkan şarkılar günün rap hit’leri oluyor mesela. Spotify’ın 2020 verilerinde milyarlarca kez dinlenen şarkıların hiçbiri rock şemsiyesi altına dahil edecebileğimiz türden değil. Günün popüler müzik dinleme platformları Spotify ve muadilleri olunca da, rock tamamen yer altına inmiş gibi görünüyor.

Oysa iyi bir rock şarkısı hâlâ kitleleri peşine takma, insanları harekete geçirme yetisine sahip. Bu sene Eurovision’ı kim kazandı gördük. Görmeyenler için anımsatalım, Maneskin adlı İtalyan bir rock grubu. Şarkıları, enerjileri, giyim kuşamları, yarışma sonuçlarını beklerken yaptıkları (ya da yapmadıklar) üzerinden müthiş yoğun da bir gündem oluşturdular sosyal medyada.

Belki de rock camiasının kendi gücünün tekrar farkına varması, kafasını anlı şanlı tarihinden biraz kaldırıp geleceğe doğru bakması kâfidir kendine gelmesi için. Ne dersiniz?

 

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler