Geri Dön
Kültür SanatRock’n roll’un meşru kralına veda

Rock’n roll’un meşru kralına veda

Kendisini Rock’n roll müziğin kralı olarak tanımlayan 1950’lerde çıkardığı albümlerle bu müziğin temelini atan Little Richard, önceki gün 87 yaşında hayatını kaybetti. Paul McCartney’den Jimmy Page’e müzisyenler onun üstlendiği öncü rolü vurguladılar

Rock’n roll’un meşru kralına veda

Rock’n roll’un gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden Little Richard önceki gün 87 yaşında hayatını kaybetti. Son birkaç yıldır sağlık problemleri yaşayan Little Richard’ın oğlu Danny Penniman, babasının ölümünü ilk duyuran isim oldu. Menajeri Dick Allen, Little Richard’ın Nashville’de kemik kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD’nin Georgia eyaletinde 5 Aralık 1932’de Richard Wayne Penniman ismiyle dünyaya gelen Little Richard, 11 çocuklu bir ailenin oğluydu. Vaiz olan babası aynı zamanda bir gece kulübü işletiyordu. Müzikle ilk ilgisi Protestanlığa bağlı olan Pentecostal Kilisesi’nin müziğiydi. Genç yaşta annesinin kıyafetlerini giyip kardeşlerine şarkı söyleyen Little Richard, babası tarafından bu nedenle şiddet gördü. 15 yaşında babası tarafından evden kovulan Little Richard, ileride “Babam yedi erkek çocuk istiyordu, ben gay olduğum için planları bozuldu” diyecekti.

Müziğe ailesinin “şeytan müziği” dediği ritim ve blues söyleyerek başlayan Little Richard, 1.77 boyunda olmasına rağmen tanındığı ismini çocukluk lakabından aldı.  18 yaşına bir yetenek yarışmasında keşfedildi ve RCA Victor’la anlaştı. İlk single’ı “Every Hour” adlı bir yavaş bir şarkıydı ve iyi bir satış rakamına ulaştı. Ancak bir süreklilik yakalayamadığı için babasının öldürülmesinin ardından aile evine dönen ve bulaşıkçılık yapan Little Richard, bu hayattan kurtulmak için müziğe sığındı ve onu sonradan ünlendirecek piyano çalma stilini bu dönemde geliştirdi. 1955 yılında Los Angeles çıkışlı Speciality Records’a başvurdu ve anlaşma imzaladı. Burada ona ün kazandıracak ve bir milyonu aşan bir satış rakamına ulaşan “Tutti Frutti”yi kaydetti. Bir sonraki single’ı “Long Tall Sally”, “Tutti Frutti”den de büyük bir başarı elde eldi. Sonraki iki yıl zarfında Little Richard, 18 hit parça çıkardı. Bunlar arasında “Good Golly Miss Molly” ve “Lucille” de vardı. Bu dönemin ardından hem ABD’de hem de Atlantik’in diğer tarafında tanınan bir isme dönüştü. Little Richard, milyonlarca plak satmasının yanı sıra canlı performanslarıyla da ünlendi. Piyano çalma şekli, makyajı ve saçlarıyla Prince’in de aralarında olduğu isimlere sahne şovu konusunda ilham verdi. 1950’ler ABD’sinde siyah ve beyazları bir araya getirmesiyle de önemli bir figürdü. Onun “The Life and Times of Little Richard” adlı biyografisini kaleme alan H.B. Barnum, “Richard kapıyı açtı ve ırkları bir araya getirdi. İlk kez turneye çıktığımda seyirciler siyahlar ve beyazlar olarak ayrı duruyordu. Little Richard’ın performanslarında farklı yerlerde dursalar da bir aradalardı. Ve çoğunlukla da konser biterken bu ayrım kalmış olurdu” diye anlayacaktı.

1957 yılında Avustralya’da bir turdayken gökyüzünde gördüğü aslında Sputnik uydusuna ait ışığını Tanrı’dan bir işaret olarak yorumladı ve hayatını değiştirerek 1958 yılında vaiz oldu. 1962 yılında müziğe dönse de Tanrı ve şeytanın müziği arasındaki çatışma kariyerinin bundan sonraki bölümünde öne çıkan bir tema oldu. 1958 yılından sonra hit bir parça çıkarmamış olsa da Little Richard’ın kendisini rock’n’roll müziğin yaratıcısı olarak görmesi müzik dünyasında itirazsız kabul edildi. 1972 yılında verdiği bir söyleşide “İnsanlar benim tahtımı almaya çalışıyorlar ama bunlar sahte. Size söyleyeyim, özgün olan benim. Rock’n’roll’un meşru kralı” diyecekti.

“Bizi yıldırım gibi çarptı”

Little Richard’ın hayatını kaybetmesinin ardından Led Zeppelin’in gitaristi Jimmy Page, onu “Rock’n’roll’un öncüsü” olarak tanımladı. Beach Boys’dan Brian Wilson “En başta o vardı ve hepimize nasıl rock’n’roll yapılacağını öğretti” dedi. Beatles’ın davulcusu Ringo Starr ise onu “En sevdiğim müzikal kahramanlarımdan” diye nitelendirdi.

Paul McCartney, onu “Little Richard’ın sesini çıkarabiliyorum, vahşi, çığlığa benzeyen bir ses. Sanki beden dışına çıkma deneyimi gibi. Kendinizin dışına çıkmadan yapamayacağız bir şey” diye anlatırken, Roxy Music’in üyelerinden Bryan Ferry, “Beni ve neslimi bir yıldırım gibi çarptı” dedi.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler